Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Şubat 28, 2011

Dünyaya kadın olarak gelmek…Çoğu toplumda hayata 1-0 yenik başlamak demek. Özellikle İslamiyet öncesi Arabistan’da ve Çin’de doğan çocuk kız ise ileride namusunu koruyamayabileceği ya da çeyiz gibi masrafları olacağı için öldürülmüştür. Aslında hayata yenik başlamak değil bitik olmakmış onlarınkisi. Bazı toplumlarda sadece sakat olarak doğmuş kız çocukları öldürülürmüş. Tabi doğduğu zaman öldürülmeyen ama yaşamları boyunca defalarca ruhu öldürülen bedeni zarar gören niceleri de var… Kız çocuklarına yapılan sünnet  bu eziyetlerden sadece bir tanesi. Klitoris kesilerek hem dini görevin yerine getirildiği hem de  bazı kadın hastalıklarının önlendiği savunuluyor. Ama biliyoruz ki asıl amaç klitorisi tahrip edip kadının cinsel isteğini öldürmek ve böylece namusunu korumak. Bu nasıl insanlık dışı bir uygulamadır ve nasıl olur ki  dini bir vecibe olduğuna inanılır. Çoğu toplumda kız çocukları küçüklükten itibaren sebebi olsun olmasın dövülerek terbiye edilmeye daha doğrusu itaat etmeye alıştırılır. Kadın sadece geri kalmış toplumlarda mı ezilmeye mahkum ? HAYIR !

Çok uzağa gitmeyelim ve Türkiye’ye bakalım. Hala bir çok bölgede  doğan çocuk kız olduğunda kız çocuk doğurmak bir suçmuş gibi davranılır. Bazı ailelerde eğer kadın erkek çocuğu doğuramıyorsa kapı önüne koyulması ya da eve kuma getirilmesi için eşine haklı bir gerekçe vermiştir.

Cumhuriyet’in ilanından sonra kadın hakları için bir çok düzenleme getirilmiştir ama sanıyorum ki bu haklar büyük savaşlarla ve emeklerle elde edilmediği için çok da sahip çıkılmıyor hatta günümüzde büyük şehirlerde bile kadınlar haklarından vazgeçiyor daha iyi şartlarda yaşayabilmek için hukuksal haklarının yanında özgürlüğünden, bağımsızlığından ödün veriyor.

Evet 2011 yılının Türkiye`sinde bunlar oluyor. Tarihe baktığımızda 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun’a göre  kadınlar yasalar önünde erkekler ile eşit hale getirilmiş yıllarca önce kendi ailesinde sonra evlenerek kurduğu ailesinde ezilmesin diye boşanma hakkı verilmiş, mirastan erkek ile eşit ölçüde faydalanması sağlanmış, kadının kadınlık onuru korunsun yasal olarak hak sahibi olabilsin diye resmi nikah zorunlu hale getirilmiştir. Haklar bununla kalmayıp 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 1934’te Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarına sahip olmuştur ve çok geçmeden de çalışma hayatında erkeklerin çalıştığı hemen hemen tüm alanlarda çalışmaya başlamıştır. Şimdi baktığımızda ise kadınlarımızın bir bölümü çalışma hayatını sadece para kazanmak için bir araç olarak görüp manevi tatmin, başarı, sosyal statü, sosyalleşmek gibi tüm getirilerini yok sayıp evde oturmaya başlamıştır. Zamanla erkeğe hem maddi hem manevi olarak bağımlı hale gelen kadınların bir çoğu şiddeti, aldatılmayı sineye çekmek zorunda kalmıştır. Hemen her gün gazetede, televizyonda eşlerini öldüren adamların hikayelerini okumuyor muyuz? Kadın olmak bu kadar değersiz ve önemsiz bir şey midir?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü.. Dünyanın her yerinde 1 günlüğüne bütün bu çirkin olaylar unutulup yazılar yazılacak, konuşmalar yapılacak ve her yerde kadınlara bir çiçek verilecek. Çünkü kadınlar çiçektir denecek. Kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister. Gözyaşı değil…

3 Yorum

  • lütfiye Mart 2, 2012, 9:30 pm

    Kadınlar bir gün bile anılmazken kadınlar gününü sadece bilinçli insanlar anıyor. Merak ediyorum acaba böyle günlerin bilinçsiz insanlara ne kadar etkisi oluyor. Okumuş eğitim görmüş insanlar bile kadınları ne kadar ciddiye alıyor.Eğitim sistemini bile kadınların geri plana atılması üzerine kurmaya çalışıyorlar. Hala kadınlar bile kendi üzerlerine oyunlar oynandığının haberinde bile değiller.Tüm kadınlar için hayırlı olur inşallah.

    • Pınar Mart 2, 2012, 9:34 pm

      Bizler bilincli kesim olarak el birligiyle gozlerini acmalarini saglayacagiz halacim

  • sedat serhat alanbay Mart 5, 2012, 1:19 pm

    Atatürk’ ün kadınlar için “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” sözü ile, sayesinde
    kadınlara tanınan hakların o yıllarda bir çok Avrupa devletlerinde bile bulunmayışı, Atatürk’ün kadın haklarına verdiği değer ve önemi göstermekte.
    Bugün ne yazıktır ki kadınlarımızın bu hakları ellerinden alınma tehlikesinde… Özentili siyasi tesettür altında kadınlarımız ve kızlarımız Atatürk’ ün sağladığı haklarını kaybetmekte olduğunun farkında değiller

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir