Korkundan Korkma

Ocak 18, 2012

Korku beynimizin yarattığı kimi zaman somut kimi zaman soyut şeylere karşı bir tepki. Bilinçli olarak beynimiz dışarıdan gelebilecek tehlikelere, ya da bize fiziksel / ruhsal olarak zarar verecek olaylara ya da nesenelere karşı tepki verir.

Bu korkulardan bir bölümü yaşanarak öğrenilmiştir bir kısmı da çevreden öğrenilmiş ya da öğretilmiştir. Bazılarının nedeni bilinçaltımızda gizlidir ve neden korktuğumuzu bilmeden korkar dururuz.

Eğer hayatımızı yaşamamızda ciddi zorluklar çıkarıyorsa mutlaka üzerine gidilmeli hatta gerekiyorsa tıbbi yardım alınmalı. Çünkü bazı korkular fobiye dönüşebiliyor. Korkularımız hastalığımız olmamalı asla. Korkularımız hayatımızda aldığımız kararları bazen çok ciddi anlamda etkiliyor. Fiziksel mekanlarla ilgili korkular vardır yükseklik, karanlık, kapalı yer gibi. Ya da hayvanlardan korkulur. Bu arada ben karafatmadan fena halde korkarım!!!  Hasta olmaktan korkup insanlarla iletişim kuramayanlar var. Kalabalıkta konuşmaktan korkup kariyerini ilerletemeyenler, sevdiklerini kaybetmekten korktukları için aşırı korumacı ve baskıcı olanlar, başarısızlıktan korktukları için aşırı strese girip gerçekten başarısız olanlar…Bu korkulara onlarca örnek verebilirim.

Son yıllarda  yeni bir korku çıktı ortaya. Aydın insanlardan korkmak! Kimilerine göre bu korku olmayabilir. Fakat bilgi güçtür ve bu güce sahip olanlar olmayanları korkutur. Korktukları için de tepki vermeye başlarlar. Bazı tepkiler alenen verilir bazıları uzun bir zamana yayılıp çaktırmamaya çalışılarak verilir. Bu durumu siyasi açıdan değerlendirdiğinizde iktidar savaşıdır, ekonomik açıdan baktığınızda ekonomik gücü elde etmek için  verilen çabadır. Siyaset ve ekonomiyle bağdaştırdığında hitap edemediği kitleye din der, inanç der, kutsal kitabın der, başındaki örtü der. Yani der de der.

Okumayan, aydın olmayan kesimin düşüncelerine hükmetmek kolaydır. Yaşadığınız ülkede gelir adaletsizliği varsa ki – dünya üzerinde geri kalmış ve gelişmekte olan ekonomisi başka ülkelere bağımlı onlarca ülke var – bir kaç öğün karın doyurarak bile insanların düşüncelerine hükmedebilirsiniz.

Küçüklüğümde (1980′ den bir kaç yıl sonrası) düşünce suçu diye bir kavram duymuştum. Düşünmek nasıl suç olabilirdi? O zamanlar acaba kötü ne düşündüler ve onların düşüncelerini nasıl anlayabildiler diye kendi kendime epey düşünmüştüm. Bundan 20 yıl önce de okuyan, öğrenen, öğreten , hem kendi için hem de yaşadığı toplum için başta siyasi rejim olmak üzere en doğrusunu düşünen ve söyleyenler susturulamadığında hapse atılırlardı. Aradan onca yıl geçti bir suikaste kurban gitmediyse yine hapse atılarak susturulmaya çalışılıyor.

Demek ki kat edilen yol geri geri gidilen bir yol. Çünkü artık toplumun bilinçli kesiminin güvendiği ve inandığı insanlar birer birer suçlanıp ispata gerek duymadan hapse atılıyor. Aydın kesime karşı korku büyüdükçe aslında bu korkularının onları daha çok beslediğinin ve birbiriyle kenetlendirdiklerinin farkında olamıyorlar.

Literatürde bir sürü fobi var. Kimbilir belki yakında aydınfobik kavramı da bu literatüre girer ne dersiniz?

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.