Dikkat 6 Ok Var

Mart 7, 2012

6 ok Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi programını oluşturan 6 ilkedir. 1927’de Cumhuriytçilik, Milliyetçilik, Laiklik, ve Halkçılık ilkeleri benimsenmiş, 1931 yılında da Devletçilik ve Devrimcilik eklenerek bilinen 6 ok oluşturulmuştur.

Bu ilkeleri sadece siyasi bir partinin programı olarak görmek bence bu ilkeleri gerçekten anlamamak demek. Bu 6 ilke aslında hem bireylerin hem de bireylerin oluşturduğu toplumun çağdaş, akılcı, yenilikçi, demokratik, birlik ve beraberlik içinde yaşamasını sağlayan öğretilerdir. Gerçekten anlayanlar için bir yaşam biçimidir. Son yıllarda anlamayan ve anlamak istemeyenlerin sayısının çoğaldığına üzülerek tanık oluyoruz.

Hatta şu an yaşadıkları toplumda elde ettikleri hak ve özgürlüklerin, yaşam standartlarının bu ilkeler ile bir bütün olan devrimlerle geldiğini yok saymaları da akıl alır değil doğrusu.

Cumhuriyetçilik; En basit anlatımıyla bir ulusun kendi kendini yönetmesidir. Demokrasi ile bütünleşerek milli iradeyi oluşturur. Mustafa Kemal Nutuk’ta bu ilkeyi şöyle özetler, “Türk Milleti’nin yaradılışına ve karakterine uygun idare, cumhuriyet idaresidir. Bu günkü hükümetimiz doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı cumhuriyettir. Artık hükümet ve millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk yönetim demektir” Bugün Atatürk’ün ilke ve devrimlerine düşman olanlar göz boyamalarla bu ilkenin varlığı sayesinde şimdi ülkeyi yönetmiyorlar mı?

Milliyetçilik ; Bu kavram çoğu zaman faşizmle karıştırılmış olmakla birlikte aslında yurtseverliktir. Vatanının birlik ve bütünlüğünün, bağımsızlığının korunması ve kollanmasıdır. Ama sadece kendi toprak bütünlüğünü korumak değil tüm dünyada bu bütünlüğe saygı göstermektir. Kendi ülkemizde kendilerince ayrı bir devlet kurmaya çalışanların, çeşitli bahanelerle komşu ülkelerle sıcak ya da soğuk savaşı destekleyenlerin bu ilkeyi de anlamadıkları aşikar.

Laiklik ; Temel olarak din ve devlet işlerinin ayrı ayrı yürütülmesidir. Din özgürlüğünün sağlanması ve din kavramının çağdaş bir seviyeye gelmesi demektir. İnsanların fikirlerini, vicdanlarını inançlarını kullanarak sömürmemek demektir. Hurafelerle insanlara yasak, günah, ayıp diyerek düşünceleri hapsetmemek demektir. Başına türban takıp para, güç ya da mevki kazanarak Anadolu kadının başörtüsünü kirletmemek demektir.

Halkçılık ; Egemenliğin, iradenin halkta olması demektir. Bu ülke topraklarında yaşayan herkesin ayrıcalık tanınmadan eşit olması, devletin tüm imkanlarından yararlanabilmesi demektir. Devletin halkın yararına çalışıp kanunlarla koruması ve kanunlar önünde eşit davranması demektir. Özel yetkili mahkemeler demek değildir. Kendisini eleştiren herkesi hapse atması demek de değildir. Kişiye özel kanun çıkarması hele anayasada değişiklik yapması hiç ama hiç değildir.

Devletçilik ; Ekonomik ve sosyal açıdan gelişmenin, kalkınmanın gerçekleşmesi için gereken politikaların hayata geçirilmesi demektir. Kamu ve özel sektörün birlikte çalışarak ülkenin kalkınmasını ve dolayısıyla halkın refahının artmasını sağlamaktır. Hatır-gönül-tanıdık zihniyetiyle kamuda gizli işsizleri barındırmamaktır ( Gizli işsizlik; Çalışıyor görünmesine rağmen üretime herhangi bir katkısı olmayan çalışan demektir. İşten çıkarırsanız işin işleyişinde herhangi bir aksama olmaz). Bankalarından, telekomünikasyonuna, limanlarından, demiryollarına ve bir çok karlı fabrikanı yabancılara satmamak demektir.

İnklapçılık; Yani devrimcilik yenilik demektir. Bilimin yolunda çağın getirdiği yenilikleri öğrenmek ve uygulamak demektir. Hem kişinin kendini geliştirmesi hem de ülkesinin kalkınması için yeniliklerin peşinden gitmesi demektir. Öğrenmek, bakış açını geliştirmek demektir. Sadece en son çıkan cep telefonunu almak demek değildir. Yenilikleri ezberlemek ve olduğu gibi kabullenmek de değildir. Anlamak ve üzerine bir şeyler katarak fayda sağlamaktır.

6 ok Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarıdır. Lütfen kimseye batmasın 🙂

4 Yorum

  • Serdar Ant Mart 7, 2012, 7:59 pm

    Kendi kafamıza göre bir laiklik tanımı yapamayız. Kemalist Cumhuriyetin LAİKLİK anlayışı en temel belgelerde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Öyle iddia edildiği gibi laiklik ne “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması”dır ne de “din ve vicdan özgürlüğü”dür.

    CHP Büyük Kongresi’nin 22 Ekim 1927 günlü toplantısında kabul edilen Nizamname’nin 3. maddesi şöyledir:

    “Fırka; itikat ve vicdaniyatı (inançları ve vicdanları) siyasetten ve siyasetin mütenevvi ihtilatatından (çeşitli bozulmalarından) kurtararak, milletin siyasi, içtimai, iktisadi, bilcümle kavanin (bütün kanun), teşkilat ve ihtiyacatını (ihtiyaçlarını) müspet ve tecrübevi bilim ve fenlerin muasır medeniyete bahş ve temin ettiği (çağdaş medeniyete bağışladığı ve sağladığı) esas ve eşkale tevfikan (şekillere uygun olarak) tahahkkuk ettirmeyi (gerçekleştirmeyi), yani DEVLET VE MİLLET İŞLERİNDE DİN VE DÜNYAYI tamamen birbirinden ayırmayı en mühim esaslarından addeyler (sayar).”

    Yine CHP Büyük Kongresi’nin 13 -14 Mayıs 1931 günlü toplantısında kabul ettiği program da laiklik konusunda aynı benzer amaçlara sahiptir:

    “Fırka, devlet idaresinde bütün kanunların, nizamların ve usullerin, bilim ve fenlerin çağdaş medeniyete sağladığı esas ve şekillere ve dünya ihtiyaçlarına göre yapılmasını ve uygulanmasını prensip kabul etmiştir. Din anlayışı vicdani olduğundan, fırka din fikirlerini DEVLET VE DÜNYA İŞLERİNDEN ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca başarı etkeni görür.”

    Görüldüğü üzere, laiklik, sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması şeklinde tanımlanmaz. Devlet işlerinin yanı sıra (bugün olduğu gibi) toplumsal ve kültürel yaşam dinin egemenliğine terk edilmemiştir. Ayrıca din ve dünya arasında sadece bir ayrım yapmakla sınırlı kalınmaz. Devlet ve dünya işleri artık dini kurallara göre yönetilmeyecektir. Peki, kılavuz nedir?

    BİLİM…

    Atatürk’ün “HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT (KILAVUZ) İLİMDİR” sözünün anlamı ancak bu çerçevede anlaşılabilir.

    Serdar Ant

  • Serdar Ant Mart 7, 2012, 8:05 pm

    Aynı şekilde HALKÇILIK kavramı da yine kafamıza göre tanımlanamaz. Mustafa Kemal’in bu konuda, açıkça isim vererek yaptığı bir tanım vardır. Mustafa Kemal, 1 Aralık 1921 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun görev ve yetkisini belirten bir kanun teklifi münasebetiyle yapılan görüşmelerde “Bu hükümet demokrat bir hükümet midir, sosyalist bir hükümet midir, yani şimdiye kadar okuduğumuz kitaplarda ismi anılan hükümetlerden hangisidir?” şeklinde sorulan biri soruyu yanıtlarlarken halkçılık anlayışını açıkça tanımlamakta ve şunları söylemektedir :

    “… Efendiler, bizim hükümetimiz demokratik bir hükümet değildir. Sosyalist bir hükümet değildir. Ve hakikaten kitaplarda mevcut olan hükümetlerin, ilmi mahiyeti itibarıyla hiçbirine benzemeyen bir hükümettir. Fakat milli hakimiyeti, milli iradeyi yegane tecelli ettiren bir hükümettir, bu mahiyette bir hükümettir. Sosyoloji noktasından bizim hükümetimizi ifade etmek lazım gelirse ‘HALK HÜKÜMETİ’ deriz…. Fakat mesleki içtimai (doktrin) dahi düşündüğümüz zaman biz hayatını, istiklâlini kurtarmak için çalışan erbab-ı sâyiz (emekçileriz), zavallı bir halkız. Mahiyetimizi bilelim. Kurtulmak, yaşamak için çalışmak ve çalışmaya mecbur olan bir halkız. Binaenaleyh herbirimizin hakkı vardır. Yetkisi vardır. Fakat çalışma sayesinde bu hakkı kazanırız. Yoksa arka üstü yatmak ve hayatını çalışmadan geçirmek isteyen insanların bizim toplumumuz içinde yeri yoktur, hakkı yoktur. O halde ifade ediniz Efendiler ! HALKÇILIK, SOSYAL DÜZENİNİ ÇALIŞMASINA, HUKUKUNA DAYANDIRMAK İSTEYEN BİR MESLEKİ İÇTİMAİDİR. Efendiler, biz bu hakkımızı koruyup gözetmek, bağımsızlığımızı emin bulundurabilmek için heyeti umumiyemizce (genel kurulumuzca) heyeti milliyemizce (milli bütünlüğümüzce) BİZİ MAHVETMEK İSTEYEN EMPERYALİZME KARŞI VE BİZİ YUTMAK İSTEYEN KAPİTALİZME KARŞI HEYETİ MİLLİYECE SAVAŞMAYI CAİZ GÖREN BİR MESLEĞİ TAKİP EDEN İNSANLARIZ. Binaenalyeh bu ve bu gibi teşvikatla ve izahatla hükümetimizin dayandığı esasın ilmi içtimaiye dayanan bir esas olduğunu açık bir surette görürüz ! Fakat ne yapalım ki, demokrasiye benzemiyormuş !. Efendiler, biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz !. Çünkü biz, bize benziyoruz Efendiler…”

    Görüldüğü gibi Kemalist halkçılık anlayışı sadece “siyasal meşruiyetin temelini halkta bulmak” ile sınırlı değildir. O meşruiyetin dayandığı özün, ÇALIŞMAK ve EMEK olduğunu vurgular. Mustafa Kemal bu hakkı çalışma sayesinde kazandığımızı belirtip, halkçılık kavramını “SOSYAL DÜZENİNİ ÇALIŞMASINA, HUKUKUNA DAYANDIRMAK İSTEYEN BİR MESLEKİ İÇTİMAİDİR.” şeklinde tanımlar. Ama daha önemlisi, bu hakkı ve bağımsızlığı koruyup yaşatmak için, gerektiğinde EMPERYALİZM VE KAPİTALİZME KARŞI SAVAŞMAYI “câiz” görmesidir.

    Serdar Ant

  • Fahrettin KAYAN Mart 9, 2012, 2:16 pm

    CHP NİN 6 OK’ U KAZIK YERİNE KULLANILAMAZ.

    CHP de Okların 9 dan 6 ya inmesi veya İlkelerin çeşitli biçimlerde tanımlanmış olmasını normal karşıladım,ancak bir şey var ki “a narmal karşıladım”CHP NİN İÇİNDE ARKADAŞINI SATMAK” Bu çok önemli özelliği “halkçılık” içinde açıklanmalıdır.Ne CHP nin temel ilkelerinde, ne de temel felsefesinde asla “ARKADAŞ SATMAK” yoktur.Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde de yaşam felsefesinde de yoktur.Bunlar..bu hareketler ihanetle eşdeğerdir.Bu hareketlerin içinde ,yakınında olmak vatana ihanetle yargılanmasını gerektirir ve yargılanmıştır da Asla kabul edilemez bu hafiflikler… Cumhuriyetin ilanın dan az önceleri Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ile baş gösteren “Fevzi ÇAKMAK-Kazım KARABEKİR in adını kullanarak çevrelerini kuşatmışlar, “Cumhuriyete ” ilişkin çalışmalarda görüş ayrılığı yaratmışlar, Mustafa Kemal ATATÜRK’E Süikastler de olmak üzere,çevresini boşaltarak, “Arkadaşlarını satma” hareketleri başlatmışlardır. Bunlar asla kabul edilir hareketler değildir.Bu gün kü içten çözülme bu dur.Öncelikle CHP nin içindeki “Arkadaş satan” hareketleri bitirmedikçe ülkemizin içindeki satış hareketleri de bitecek diye asla beklemeyiniz.Bu hareketleri sonlandırmamız bu örgütlenme yapımızla ” BAAS ÇETESİ gibi” ne yazık ki mümkün olmayacaktır.”CHP nin 6 ilkesi.”KAZIK yerine kullanılamaz. Ancak bu gün CHP nin içinde “arkadaşını satıyorlar” Ülkemin içinde “TOPRAKLARIMI SATIYORLAR” Cumhuriyet Halk Partisinin 6 oku ,Sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye Cumhuriyetinin Temel ilkeleridir.KAZIK YERİNE KULLANILAMAZ.

  • Mehmet Baş Mart 28, 2012, 1:04 pm

    Tüm bu yazılan fikirler düşünceleri 70 küsür milyon insanımıza anlatamadık ben ona yanarım. Anlamayanlar anlamak istemeyen insanlara yapacak bir şey de yok zaten. Milletimizin akıl sağlığının sağlam olmasını diliyorum….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.