Bir Kahve İçelim mi?

Mart 16, 2012


Hepimizin günlük yaşantısının arasına sıkıştırdığı vazgeçilmezleri vardır. Türk kahvesi de benim vazgeçilmezlerimden.

Küçüklüğümde evde özellikle misafir geldiğinde Türk kahvesi yapıldığında içme isteğimi hep sen çocuksun diye geri çevirirlerdi. Hatta çocuklar kahve içmez, içersen kararırsın gibi saçma bir açıklamaları olurdu. Sanki süt içince beyazlıyormuşum gibi bu açıklamaya inandığım zamanlar olmuştu.

Hatta bu dönemlerde kahvenin adı Türk kahvesi olduğundan Türkiye’de acaba nerede yetişiyor diye düşünürdüm. Kuruyemişçilerde kahvenin çekirdeğini gördüğümden ağacını de merak ederdim.

Sonra büyüdüm ve büyüklerin söylemiyle kahve içme yaşıma geldim 🙂 İlk başlarda büyümenin bir göstergesi olarak arada bir içiyordum. Zamanla öylesine alıştım ki hafta içi öğle yemeklerinin vazgeçilmesi, hafta sonu ise geç kahvaltı arkasından yaptığım keyif oldu. Önceleri orta şekerli içerdim, sonra az şekerli içmeye başladım ama kahvenin gerçek aromasını sade içmeye başlayınca aldım. Kahvesi bol, şekersiz ve köpüklü kahve, yanında soda…

Kahvenin tam olarak ne zaman ve nereden geldiği bilinmemekle birlikte Arabistan Yarımadası’nda keşfedildiğine inanılıyormuş. Hatta konuyla ilgili bana göre en ilginç efsane; Etiyopya’da küçük bir keçi çobanı yaşarmış. Her akşam kavalını çalıp keçilerini patikadan çağırırmış. Bir gün yine kavalını çalmış ama keçiler gelmemiş.

Keçilerin olduğu patikadan yürüdüğünde keçilerin çılgınca meleyip dans ettiklerini görmüş. Etrafta da daha önce hiç görmediği parlak yaprakları ve meyvesi olan ağaçları farketmiş. Keçilerin zehirlendiklerini düşünüp dehşete kapılmış ve hemen keçilerini oradan almış. Ertesi gün keçiler yine aynı yere gitmiş ve bu ağacın yaprakları ile meyvelerinden yemişler. Küçük çoban da bu ağacın yapraklarını çiğnemiş önce acı sonra boğazını uyuşturan mayhoş tadını almış sonrasında da ağacın meyvesinden yemiş. Küçük çoban da aynı keçileri gibi neşeli ve hareketli olmaya başlamış ve üzerindeki yorgunluğun azaldığını hissetmiş.

Daha sonra bu çevreye yayılmış ve Etiyopyalıların geleneği haline gelmiş. Önce ağacın yapraklarını çiğniyorken yaratıcılıkları ile bu yaprakları ve meyveleri demleye başlamışlar, sonra kurutup tanelerini döverek suda pişirmeye başlamışlar derken kahve 16. yüzyılda bizim bildiğimiz kahve haline gelmiş.

Kahve kimi zaman yorgunluğumuzu alır, kimi zaman yaptığımız işe ara vermek için güzel bir bahanedir. Görüşmek istediğimiz kişilere bir kahve içelim mi? diye sorarız. En keyifli sohbetlerimizde bize eşlik eder. En makbulu hafif ateşte uzun uzun pişirilenidir. Közde kahve yapan bir yerler bulursanız mutlaka için derim. Fazla alkol aldığınızda da kahve sizi kendinize getirmek için birebirdir.

Kahvenin içerdiği kafein maddesi, sinir sistemini uyarıp zihinsel aktiviteyi güçlendirir. Kahve yemek üzerine içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ben her gün 2 fincan kahvemi büyük bir keyifle tüketirim, bana verdiği enerjiyle günümü güzel yaşarım. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var derler ya benimle kahve arasında da sımsıkı bir hatır gönül ilişkisi var.

Bir kahve içelim mi?

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.