Dışarıdaki Kalabalık İçimizdeki Yalnızlık

Nisan 4, 2012

Bir çoğumuz sık sık kalabalık içerisinde kendimizi yalnız hatta yapayalnız hissederiz. Bana göre bunun en büyük sebebi yine biziz.

Duymak istediklerimizi duyamamaktan ve duymak istemediklerimizin söylenebileceğini düşündüğümüzden, tartışmadan kaçmak için, duygularımız incinmesin diye, kararlarımız sorgulanmasın diye, reddedilmemek için, eleştirilmemek için, kimi zaman çok beğenilip utanmamak için, zaaflarımızı gizlemek için, egolarımızı korumak için, anlaşılmamaktan korktuğumuzdan gerçekten düşündüklerimizi, hissettiklerimizi dışarı vuramayız.

Bizi sevindiren ya da üzen, heyecanlandıran ya da korkutan her neyse bizim için önemlidir. Ama -belki de farkına varmayarak- hissettiğimiz neyse bulunduğumuz ortamda herkesin aynı hissiyatta olmasını bekleriz. Çok üzgünsek etrafımızdaki insanların neşesinden rahatsız oluruz. En sevdiklerimiz bile olsalar biz kendimizi kötü hissediyorken herkesin kötü hisstemesini isteriz. Oysa ki çevremizde mutlu ve keyifli insanların olması bizim de kendimizi iyi hissettireceğini düşünemeyiz.

Etrafımızda mutsuz ve sorunlu insanlar varsa, biz de mutluysak çevremizdekilerin mutsuzluklarından kaçmak isteriz sanki bize zarar verecek gibi. Hatta belki de bazılarımız dert tasa dolu insanların arasında mutlu olabiliyor olmaktan utanırız. Hayallerimiz varsa etrafımızda hayallerimizi paylaşacak kişiler ararız. Paylaşarak daha umutlu oluruz çünkü. Paylaşamadığımızda etrafımıza yabancılaşırız ve içimize döneriz.

En kötüsü iki kişilik yaşantılarımızdaki yalnızlığımızdır. Eşimizle, sevgilimizle birlikte bir hayata başlarız. Önce BİZ ile başlar birlikte hayatmız. Sonrasında kendimiz olamamaya başlarsak, içimizi aydınlatan ya da karartan şeyleri paylaşamadıkça Biz yerini SEN ve BEN alır. Kimi zaman ise artık ÖTEKİ oluruz. Bu yabancılaşma insanın canını acıtan bir yalnızlığa dönüşür.

Karşımızdakileri ne kadar dinlemeye ve anlamaya çalıştığımızı düşünmeden koşulsuz anlaşılmak isteriz. Ne hissediyorsak ya da düşünüyorsak etrafımızdakilerin de anlamasını bekleriz. Bizi anlayacak insan arayışına gireriz anlama gayreti göstermeden.

Nasrettin Hoca bir gün damdan düşmüş ve bütün ahali etrafına toplanmış. Hoca etrafına bakmış ve demiş ki hepiniz gidin bana damdan düşen birini bulun beni en iyi o anlar !

5 Yorum

  • tekin Nisan 4, 2012, 9:56 am

    Toplum içinde olmak paylaşmayı gerektirir, insanların dertlerini dinlemeyi, onları küçük görmemeyi, sıkıntılarına çare olmayı yani birşeyin parçası olmak insana sorumluluk yükler. İnsanlar da benim derdim bana yeter deyip sorumluluk üstlenmediği için uzaklaşır, yalnızlaşır… Elinize, kaleminize sağlık…

    • Pınar Nisan 4, 2012, 10:00 am

      Teşekkür ederim Oğuzcum:)

  • adem uzum Nisan 5, 2012, 10:11 am

    yazılarınızı okumaya alıştım,doğal,içten,samimi,aynı zamanda yazdığınız her yazınınızın altı çizilecek bir anafikri var ve buda bilimsel bir temele dayanıyor,biliyorum siz o şekilde özen içinde değilsiniz ama kültür düzeyiniz vede yüreğiniz beyniniz böyle bir sonucu ortaya çıkarıyor ve diyorumki yazılarınızı okuyamamak bir şansızlık

    • Pınar Nisan 5, 2012, 10:13 am

      Çok teşekkür ederim…

  • Cem Akkılıç Nisan 5, 2012, 7:51 pm

    Pınar hanıma saygı ve sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.