Şaka Değil Film Değil Kaza

Mayıs 9, 2012

Dün sabah işe giderken -7 yıldır aynı yolu kullanıyorum – Tem Yolu’na çıkmak için sağ sinyalimi vermiştim ki arabanın sağ tarafından korkunç bir çarpma sesi gelmesiyle, bariyer ile benim arabam arasındaki dar alana girmeye niyetlenmiş bir aracın bana çarptığını gördüm. Adı üstünde kaza değil mi? Kazara insanlar hayatlarından olabiliyorlar.

Bana çarpan sürücü çarptığı anda bağırmaya başladı. Camlar kapalı olduğundan duymadığıma seviniyorum. Çarpmanın ardından kaçmaya niyetlenip sonra sanırım canı kabalaşmak istediği için biraz ileride durdu ve arabadan inip hoş olmayan kelimeler savurdu. Ben hatasını söyleyip tutanak tutanak diye çırpınırken arabasına bindi ve uzaklaştı. Gitmesine engel olamadım ama plakasını alabilmiştim. Ardından 155 ‘i aradım. Bu noktadan sonra olaylar gerçekten trajikomik bir hale geldi…

155’e olayı ve aracın plakasını bildirdim. Bana bulunduğum yere en yakın polis karakolunun numarasını verdiler. Kazanın olduğu yeri tabelalar, yol ayrımı ve üst geçide ait tüm detayları vermem ve 200 metre gerimde polis karakolu olmasına rağmen anlatmam oldukça zor oldu:) Üç ayrı karakolun görev alanının tam sınır noktasındaymışım ve 45 dakika boyunca hangi karakola gideceğime karar verilemedi. Karakol belli olunca çarpan aracın sürücüsünü hem maddi hasarım, hem hakarete uğramam hem de kaçmasından dolayı şikayet ettim. Beni en sağ şeritte sıkıştırmasına rağmen kaçıp giderken sol şeridi kullanması da ilginç. Çünkü bana çarpmasaydı gitmesi gereken yola girmesi pek de mümkün değildi.

Karakolda hasar tespit ve şikayet tutanağından sonra alkol muayenesi olmam gerektiğini söylediler. Sabah 10:00 ama prosedür bu. Bu muayene de devlet hastanelerinde yapılmalıymış. Yönlendirdikleri devlet hastanesinde 2 tane alkolmetre cihazı arızalı olduğundan başka bir devlet hastanesine gitmem gerekti. İstanbul’un trafiğinde söylene söylene diğer hastaneye gittim. Otopark görünümlü alanda yaklaşık yarım saat boyunca arabayı park etme mücadelesi verdikten sonra orada da alkolmetre cihazlarının bozuk olduğunu öğrendim ! Cihazların bozulma ihtimalini düşünüp yedek cihaz bulundurma ya da hemen onartma gibi uygulamaları olmadığından mecburen kan testi yaptırdım.

Çile bitti mi? Tabi ki hayır. Kan testinin sonucunu bekledim. Ardından tekrar karakola gittim. Raporu verip tutanakları imzaladım. 1-2 ay içerisinde dava açılacakmış. 4 saatlik trajikomik film gibi maceranın ardından işyerime döndüm. Akşam da araç servisine gidip arabayı ve evrakları bıraktım. Ben bunlarla uğraşırken suçlu olan kişi nerede? Kimbilir nerede??? Kendisiyle mahkemede tanışacağız gelirse.

Çıkardığım sonuçlara gelince;
1. Sinyal vermeniz her sürücü için aynı anlama gelmiyormuş.
2. Bayan sürücü olmanız bazılarının pek hoşuna gitmiyormuş.
3. 2 metre ve 150 kg olmadığınızda karşı taraf kendinde hiddetlenme hakkı buluyormuş.
4. Kesici, delici, zarar verici silah ya da aletiniz yoksa şanslısınız. Sakın da bulundurmayın. Bir kez daha insanların nasıl katil olabileceklerini anlamış bulunuyorum.
5. Siz gerçekten doğru bir uslupla yardım istediğinizde polis de size gereken yardımı ediyor. Oldukça ilgili ve naziklerdi. Gerçekten hiç beklemiyordum.
6. Hakkınızı aramak kendinize olan saygınızı artırıyor.
7. Çarpan araç iyi bir markaydı. İnsanlık parayla kesinlikle olmuyor. Bir kez daha hatırladım.
8. Kaskonuzu mutlaka yaptırın.

Özellikle büyük şehirde her gün başımıza bir çok kötü olay gelebilir. Bu durumlar karşısında yapılabilecekler konusunda az da olsa bilgi sahibi olmaya özen gösterelim ki yaşam hakkımızı, yaşam kalitemizi ve yasal haklarımızı koruyabilelim.

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.