38 Km’de Kaybettiğimiz İnsanlığımız

Haziran 15, 2012

İstanbul’da yaşamanın en büyük çilesidir trafik. Büyük şehirde yaşıyoruz ve özellikle son yıllarda şehir merkezi diyebileceğimiz bölgeler arttı. Şu an İstanbul’un bir ucundan diğer ucu 260-270 km civarında. Mevcut yol şartlarında bu mesafenin kaç saatte gidilebileceğini tahmin bile edemiyorum açıkçası. Yakın bir zamanda fırtınanın olduğu bir gün Güneşli’den Ataşehir’e akşam 6 saatte gidebildim ! Ataşehir’den Ankara’ya arabayla daha çabuk gidebileceğime eminim.

Alternatif ulaşım araçları hala maalesef ki yeterince yaygın değil. Denizi olan bir şehir olmasına rağmen deniz ulaşımının yeteri kadar etkin olmadığını düşünüyorum. Bir kaç ay önce Haydarpaşa’dan kalkan tren seferlerini de kaldırdılar. Metro ve metrobüs trafiği rahatlatacak çözüm olarak düşünülmüştü ancak nüfus artışına yetişemediğinden güzergahların artırılması ihtiyacı var. Trafik demişken trafik sadece yolda zaman kaybı demek değil. Size ruh sağlığınızı hatta insanlığınızı bile kaybettirebilir.

Geçen hafta bir akşam Anadolu yakasındaki iş yerimden Avrupa yakasındaki bir yere gitmem gerekiyordu. Akşam 19:00’da çıktım -18:00 ‘de çıkarsam tam iş çıkışına denk geleceğimi düşünürek biraz daha geç çıkmayı tercih etmiştim-. Mesafe 38 km. Şirketin otoparkından itibaren en hızlı gidebildiğimde hızım 30 km nin üzerine çıkamadı. Bu çok şaşırdığım bir durum değildi.

Gelelim bu mesafede beni insanlıktan çıkaran şeylere…Yol boyunca 3-4 kere ambulansın siren sesiyle irkildim. Ambulans hangi şeritten geliyorsa o şeridi açmak için ben ve benim gibi insan!!!lar o trafikte şerit değiştirmek için çabalarken yer açtığımız şeride geçerek yolu tekrar tıkayan araçları gördükçe söylenmeye başladım. Hızla giden ambulansın arkasından onun açtığı yoldan faydalanmak için ambulansın peşine takılan uyanıkları gördükçe kendi kendime söylenmem arttı. O kargaşada aniden şerit değiştirmeye çalışan ve bunu yaparken de sinyal yerine el işareti kullanan bir çok sürücüye de elinizdeki ampul patlamış farkedemedim sizi diye bağırasım geldi. Yolda araçlar ilerleyemediği için acil durumlarda kullanılması gereken emniyet şeridini kullananlardan dolayı emniyet şeridi de normal şeritten farksız bir trafiğe sahipti.

Aracınız bozulsa ya da yolda durmanız gerekse durabileceğiniz bir alan kilometrelerce yol boyunca yoktu. Onlarca araç şöförü birbirine el kol hareketi yaptı ya da küfür etti. Benim gibi bayan şöförleri araçlarıyla sıkıştırarak mutlu olan bir sürücü kitlesi de her zamanki gibi mevcuttu.Araçların camlarından atılan peçete, sigara, sigara paketi, su şişesi gibi çöpleri de yoldan alıp o araçların camlarından içeri atmamak için zor tuttum kendimi. Yolun yarısını geçmiştim ki trafik iyice tıkandı. Küçük maddi hasarlı bir kaza bile trafiği tamamen felç etmeye yetti. Kırımızı ışıkta durmak bile bir çok sürücüyü rahatsız eder olmuş. Yavaş akan trafikte karşıdan karşıya geçerken sahilde gezermiş edasıyla yürüyenler de insanın sabır sınırını sınayan davranışlardan biriydi.

O akşam 38 km lik yolu 1 saat 45 dakikada gittim. Gördüklerim karşısında bir kez daha kaybettiğimiz insanlığımızı hatırlayarak hem sinirlendim hem de üzüldüm. Artan kazalar, trafikteki kavgalar, can kayıpları, mal kayıpları aslında çoğu kişinin umrunda değil ta ki sevdiklerinden birine zarar gelinceye kadar…

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.