Gezmelerdeydim, Beypazarı

Kasım 2, 2012

Bayram tatilinde gittiğim kültür turunun başka bir uğrak yeri Beypazarı idi. Beypazarı, Ankara’nın şehir merkezine yaklaşık 100 km uzakta olan şirin bir ilçesi. İlçeye vardığımızda öncelikle Hıdırlık Tepesi denilen ilçeyi kuş bakışı olarak görebildiğimiz yere gittik. Burada cam üzerine ebru sanatıyla işlenmiş el yapımı takılar satılıyordu. Kendime 2 tane kolye ucu aldım. Ardından öğle yemeği için yöresel yemeklerin yapıldığı restoranlarından birine gittik. Yemekte tarhana çorbası, güveçte etli pilav, etli yaprak sarması vardı. Kırmızı et yemediğimden her zamanki gibi tavuk ve tadı hala damağımda olan karışık kızartmalarından yedim.

Tur arkadaşlarımızın tamamı yemekleri çok beğendi. Zaten restoranın sahibi beğenmezseniz ödeme yapmıyorsunuz diyerek ne kadar iddialı olduklarını ifade etti. Yemeğin üstüne kavrulmuş helvaya benzer şekilde yapılmış höşmerim tatlısı ve baklava vardı. Burada baklava 80 katlı meşhur baklava diye adlandırılıyor ama işin gerçeği 40-45 katmış. Tatlılar da gayet güzeldi. Kısa bir yerel oyun gösterisi yapıldı ve ilçe hakkında bilgiler verildi. Halkı çok tutumluymuş. Hatta öyle ki birisi evleniyorken düğüne mutlaka sünnet düğünü de eklenerek bir arada düğünler yapılırmış. Tarhana, yaprak sarma gibi yöresel lezzetleri kadınların yapıp satmaları belediyenin kadınlar üretip para kazanabilsin diye desteklediği bir uygulama. Gittiğimiz restoran sahibi bile bu yemekleri yöre kadınlarından satın almak zorundaymış. Gerçekten takdir edilecek bir çalışma.

İlçenin tarihi konakları meşhur. Görüntü olarak Göynük’teki konaklara benziyor. Yemek sonrasında meşhur gümüşçüler çarşını gezdik. Telkari denilen işlemli gümüş takılar vardı. Buradan da bir kolye ucu aldım. Çarşıyı gezerken Beypazarı maden suyu ikram ettiler. Sonrasında Yaşayan Müze’yi gezdik. Müze hakkında detaylı bilgi almak isterseniz http://www.yasayanmuze.net/page1.aspx sayfasından öğrenebilirsiniz. Müze sonrasında da yöresel yiyeceklerini satın alabileceğimiz çarşılarını gezmeye başladık.

Beypazarı’nın havucu meşhur. İlçe merkezinin tam ortasında kocaman bir havuç heykeli bile var. Çarşı boyunca katı meyve sıkacağından anında havuç suyu sıkılarak küçük şişelere konarak satılıyor. Havuç suyu tek başına pek lezzetli olmadığından böğürtlen suyu ile karıştırarak içtim. Havuçlu dondurmayı tatmayı da unutmadım. Çarşıda her yerde aynı yöresel tatlar satılıyor. Tarhana, erişte, havuçlu cezerye, asma yaprağı, pestil, havuç, kurutulmuş domates ve cevizli sucuk var. Ayrıca Beypazarı Kurusu denen galetaya benzer tereyağ ve süt ile yoğrulmuş, uzun süre bozulmadan saklanabilen lezzetli gevrekleri var. Yöresel yiyeceklerden de almayı ihmal etmedim.

Beypazarı’nda bu keyifli gezinin sonucunda harika bir Türk kahvesi içerek gezimizi noktaladık. Gitmeden önce burada saatlerce ne yapılabilir ki diye düşünüyorken günün sonunda saatler nasıl da geçti anlamadım dedim doğrusu. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın ama düşmezse de mutlaka düşürmeye çalışın derim.

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.