Kadına Şiddete ŞİDDETLE Hayır !

Kasım 25, 2012

 

Neredeyse her gün bir şey günü. Dünya … günü ya da sadece kendi ülkemizde kutlanan … günü. Doğum günlerini kutlamaya özen gösteririm. Ancak diğer hemen hemen tüm özel günleri çok anlamlı bulmuyorum ama bir bölümünü kutlamak zorunda kalıyorum.

Çünkü etrafınızdaki herkes kutladığında, siz doğru bulmasanız da  kutluyorsunuz. Anneler günü ve babalar günü bunların en başında geliyor. Bir bakıma sürprizler ve jestler için bahane ama yine de ticari tarafı beni o günlerin anlam, önem ve değerinden soğutuyor maalesef.

Bugün 25 Kasım. “Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”. Bir çok yerde protesto gösterileri oldu. Bilgilendirme konferansları yapıldı. Hemen hemen her gün şiddete uğrayan kadınları gazetelerde okuyor, televizyonlarda izliyoruz. Bu sebepten hayatını kaybeden nice kadınlar oldu.

Kadın olmak ülkemiz de dahili olmak üzere dünyanın bir çok yerinde gerçekten çok zor. Her yıl bir çok kız çocuğu doğar doğmaz öldürülüyor. Yaşamayı başaranlar satılıyor. Her gün dünyanın her yerinde bir çok kadın tecavüze uğruyor. Tecavüzcüsüyle evlendirilmek de ülkemizde namus kurtarma yöntemi olarak kullanılıyor. Düşünsenize size bunu yapan kişiyle birlikte bir hayata zorlanıyorsunuz. Yaşadığınız o kabus her gün yanı başınızda.

Genel olarak tüm dünyada kadınlar bilinçlendirilmeye çalışılır. Ülkemizdeki Mor Çatı gibi sığınma evleri açılır. Kadınlara hukuki olarak yol yordam öğretilmeye çalışılır. Aslında en büyük eğitim ve terapi erkeklere verilmeli bence. Ülkemiz gibi ataerkil ülkelerde erkek ne yaparsa yeridir anlayışını erkeği eğiterek değiştirebiliriz. Ya da fiziksel olarak daha güçlü olmanın kadına vurabilme hakkı vermediğini anlatmalıyız.

Sevdiği insanla bir hayatı istemenin ve seçmenin karşılığı hayatını kaybetmek olmamalı. Ekonomik gücünü kaybeden erkek bunun sıkıntısını kadınını döverek atmamalı. Biyolojik olarak bir sıkıntı yaşadığında kadınını döverek erkekleşebileceğini düşünmemeli. Dövdükçe daha fazla sahiplendiğini sanmamalı.

Sadece fiziksel de değil kadın evinde de, işinde de, toplumsal hayatının içinde de psikolojik şiddete, tacize maruz kalmamalı. Kadın para kazandığı için, iş başardığı için, hayatın yüküne ortak olduğu için takdir edilmeli. Çalışma hayatındaki kadın anne olmak istediğinde iş yerinde değersizleşmemeli. Gözden çıkarılacak ilk personel, anne, hamile ya da çocuk sahibi olma potansiyeli olan kadın olmamalı.

Cennet anaların ayaklarının altındadır ile dayak cennetten çıkmıştır sözleri birleştirilip anlamı karıştırılmamalı. Bizler sadece bugün tepki vermeyip etrafımızda şiddete uğradığını bildiğimiz ya da uğradığını düşündüğümüz insanlara elimizi uzatmalı, yol göstermeliyiz.

Aman araya girmeyeyim bir tokat da bana gelir, ayy karı koca arasına girilmez diyerek seyirci kalmayalım. Bugün Kadına Şiddete Hayır günü. Durumun hassasiyetini anlattım.

Anlamayan varsa döve döve mi anlatayım !!!

3 Yorum

  • Güneş Abacı Kasım 26, 2012, 10:03 pm

    Pınar Kardeş,
    Kadına şiddet eyleminin neden islam aleminde daha çok yoğunlaştığını hiç düşündün mü ?
    Bir de olaya dinimizin orijininden tamamen kopup,uygulamanın hurafelere göre yapıldığını görmeye çalış… Dincilerimiz hemen isyan etmesinler. Dinde reform esasıunda Hazreti Muhammed’in dinine dönmek..
    Buna bile tashammülleri yok….
    Sevgiler
    Güneş Abacı

    • Pınar Kasım 27, 2012, 9:35 am

      İslam dininde Nisa suresinde şöyle der Kuran iffetsiz kadınlar için dahi, önce konuşmalarını, daha sonra başka yöntemlere başvurmalarını ve bunlar da yetmeyince, “hafifçe” vurmalarını söyler Pişman olup dönüş yaparlarsa, geçmişi unutup affetmelerini emreder ”Nüşunuzdan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe)vurun Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın ” . Ancak kadına baskı yapmak, şiddet uygulamak egemenlik sağlamak ve daha fazla erkek olmak olarak algılandığından, namusun tamamen cinsellikle örtüştürülmesinden dolayı (özellikle islamiyette insanları din, kutsal kitap, Allah’ın emri gibi söylemlerle bir şeyleri yaptırmak ya da yapmamasını sağlamak en kolayı) birilerinin hadis diye ortaya attıkları işgüzar söylemlerden dolayı şiddet diz boyu. Mesela Evlilik, kadın için bir çeşit köleliktir, dayak cennetten çıkmadır, kadının en makbulü koyun cinsidir gibi. Son yıllarda sosyal medyanın etki alanı arttıkça bu söylemler daha çok yayılmaya devam ediyor. Allah’ın verdiği cana zarar vermemek gerektiğini düşünemeyip uydurma hadislere inanmak da nasıl bir çelişkidir!

  • Arzu Kasım 25, 2016, 7:35 pm

    sevgili Pınar; “hafifçe” vurun diye bir söylem Kuran-ı kerimde yer almaz. “dövme” olarak yorumlanan; ama meali ama niyeti yetmeyen yazıcıların söylemleridir onlar. hem “hafifçe” kavramı da göreceli bir kavram. dayağın cennetten çıkma olduğu gibi tanımın olduğu memleketimizde, “eşek sudan gelinceye kadar dövmek” deyimi bile “hafif” tanımını karşılayabilir… Konu hassas, konu derin, kaynaklara biraz daha fazla dikkat derim. Yüreğine sağlık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir