Aşkın Acı Halleri

Ocak 18, 2013

Uzun bir aradan sonra son haftalarda üst üste 4 roman okudum. Hepsinin de ana teması AŞK’tı. Aslında aşkın acı halleri demek daha doğru.

İlki Sabahattin Ali’nin yazdığı “Kürk Mantolu Madonna” kitabı, ikincisi Murakami Haruki’nin yazdığı “Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında” kitabı, üçüncüsü Hande Altaylı’nın yazdığı “Maraz” ve sonuncusu da Ayşe Kulin’in yazdığı “Gizli Anların Yolcusu”.

İlk kitapta aşık olduğu kadının duygularını öğrenene kadar acı çeken sonra bir süre ayrı kalması gerektiği için uzaklara giden ama sevgilisinden haber alamayan bir adamı anlatıyordu. Hikayenin kahramanı, terk edildiğini sanıp içine kapanmış, hayatını ruhen çökmüş olarak sürdürmüş ve yıllar sonra sevgilisinden haberin öldüğü için kesildiğini ve hatta bir kızı olduğunu öğrenmişti.

İkinci kitap bir adamın hayatı boyunca yaşadığı aşkları ve yaptığı hataları anlatıyordu. Çocukluk aşkından evliliğine kadar hayatına giren tüm kadınları mutsuz edişi ve her mutsuzluğun kendinden alıp götürdükleri güzel bir dille yazılmıştı.

Üçüncü kitapta mutlu bir evliliği olduğunu sanan zeki ve eğitimli bir kadının kocası tarafından aldatılışı ve sonrasında yaşadıkları anlatılmış ve en ilginç olan dördüncü kitapta da mutlu bir evliliği olan adamın çocuklarını bir kazada kaybettikten sonra eşinin kendisinden uzaklaşması sonucu onu aldatması anlatılıyordu. İlginç olan kısım 40’lı yaşlarının sonuna kadar heteroseksüel yaşayan adamın kendinden çok genç bir adamla eşcinsel bir ilişkiye tüm benliğiyle kapılması ve hayatının alt üst olmasıydı.

Bu okuduklarım gibi bir çok romanda, şiirde, şarkıda, resimde hatta mimari eserlerde hep aşkın acı halleri anlatılır. Şah Cihan’ın ölen eşi Mümtaz Mahal’in ölümü ardından yaptırdığı Tac Mahal, Mimar Sinan’ın umutsuzca aşık olduğu Mihrimah Sultan için yaptığı Mihrimah Camii bana göre aşk acısının ölümsüzleştiği çok değerli eserler. Kimine göre insan hayatta bir kez aşık olur, kimileri ise her bahar.

Aşığım ama sevmiyorum ya da seviyorum ama aşık değilim cümlelerini etrafınızdan sık sık duyabilirsiniz. İnsanlar kelimelere ve anlamlarına takılmasa da duygularını yaşasa güzel olmaz mı? Anlamlara çok takıldığımızda ilişki boyunca hep o yüklediğimiz anlamı yaşama isteğimiz ilişkilerimizde bizi yabancılaştırmıyor mu? Hatta aldatmanın temelinde de bu yatmıyor mu? Acı çekilse bile buna değecek bir aşk yaşamış olmak büyük şans…

3 Yorum

  • Gizemli Bir Hayran Ocak 18, 2013, 2:49 pm

    Son zamanlarda okuduğum en güzel yazılardan bir tanesi idi. Hayranı olduğum şahsiyetin her yeni yazı daki başarısını gördükçe her ne kadar doğru insan olduğu konusunda kendime güvenim artıyor. Başarılarının devamını dileyerek hayranlığımı ilan ediyorum. @}-)—–

  • Ali TEZCAN Ocak 18, 2013, 8:38 pm

    SEVGİLİ PINAR, BAZI İNSANLARIN RUH GÜZELLİKLERİ AYNI ZAMANDA YÜZLERİNE DE YANSIMIŞTIR.İŞTE SEN ONLARDAN BİRİSİN.NE KADAR DA GÜZEL YAZMIŞSIN! AYRICA KISACIK BİR SÜREYE 4 ÖNEMLİ KİTABI SIĞDIRMAN KIUTLANASI BİR OLAY.SENİ YÜREKTEN KUTLUYOR, GÖZLERİNDEN ÖPEREK YENİ YAZILARINI MERAKLA BEKLİYORUM.

    • Pınar Ocak 18, 2013, 8:40 pm

      Ağzından bal damlıyor Ali amcacığım 🙂 Yazmaya devam. İltifatların çok mutlu etti beni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.