Y Kuşağı Gururu

Haziran 19, 2013

Son yıllarda genel olarak sosyolojik değerlendirmelerde duymaya başladığımız bir kavram var ” Y Kuşağı”. Son 3 haftadır da anlayaMAYANların 3-5 ağaç için dediği, baskıcı, yasakçı ve bölücü düzene isyanlarda Y kuşağından sıkça söz edilmeye başlandı.

Peki kim bu Y kuşağı?

Farklı kaynaklara göre başka tarih aralığını kapsadığı söylense de benim araştırıp okuduğum bir çok kaynağa göre 1980-2000 yılları arasında doğanların bu kuşağı oluşturduğu söyleniyor. Sosyolojik açıdan 1 yıl farkla bu gruba ait görünmüyorum ama ruhumla, düşüncelerimle ben de bu kuşağın bir parçası gibi hissediyorum. Ülkemizin nüfusunun yaklaşık 1/4 ‘ü bu kuşakta yer alıyor.

Bu kuşak -özellikle bu kuşağın ikinci yarısında doğanlar- teknolojinin hızla geliştiği dönemde yetişmeye başladı. Çok kanallı televizyon, uydu ve özel digital yayın kuruluşlarıyla büyüdü. Evinde, cebindeki cep telefonunda internet ile koskoca dünyaya birkaç tık ile ulaşarak dünyayı tanıdı. Cep telefonları hemen hepsinde var. 24 saat kesintisiz iletişim halindeler. Genel olarak maddi şeylerde yokluk kavramını bilmeyip bir kısmı herşeyi elde edebilmenin verdiği rahatlık ile tatminden yoksun olabiliyor.

Eğitimlerine önem verip kendilerini geliştirecek kurslara, panellere, konferanslara katılıyorlar. Vakıf üniversiteleri de arttığından üniversiteyi kazanamayan yok gibi. Kariyer hedefleri büyük. Para kazanma dışında keyif alacakları ve kendilerini kişisel olarak da geliştirebilecekleri işlerde çalışmak istiyorlar. Özgüvenleri yüksek. Özgürlüklerine düşkünler. Bireysel yaşamlarına odaklandıkları için siyasetten pek hoşlanmadıkları düşünülüp apolitik olmayı tercih eden kesim de oldukça fazla.

Tek sosyal hayatları sosyal medya olup apolitik olmakla eleştirilen bu kuşak, doğayı korumak isteyen gönüllülere bir sabah hatta sabaha karşı derin uykularındayken bir düşmana saldırır gibi biber gazıyla üstlerine saldırıldığı için meydanlara koştu. Hem de birbirini tanımayan, herhangi bir partiye, derneğe, gruba bağlı olmayıp birbilerini tanımamalarına rağmen binlerce kişi kol kola, omuz omuza sokaklarda direndi. Çevresine, çevrecisine, özgürlüğüne sahip çıkıp bir diktatör tavrıyla yaparım ederim diyen, yasaklar getiren, özgürlüklerine müdahale eden, Cumhuriyet ve değerlerini silmek isteyen düzene biber gazına maruz kalarak, tazyikli suyla ıslanarak, itilerek, kakılarak başkaldırdı.

Gezi parkına en az 1 kere gittiyseniz, oradaki kalabalığın çoğunluğunu oluşturan bu gençlerin, polis devletinin şiddetine rağmen dillerinde şarkıları, ellerinde limonları ve sularıyla hem kendilerini hem de hiç tanımadıkları insanları nasıl korumaya çalıştıklarını gözyaşlarıyla izlerdiniz. Hani şu sosyal medya çocuklarından bahsediyorum. Kimilerine göre bencil denecek kadar ben merkezli yaşadıkları düşünülen bu grup yanındaki insanın yaşını, cinsiyetini, mezhebini, eğitimini, tuttuğu takımı, hayat görüşünü umursamadan geleceği için, hakları ve özgürlükleri için direnmeye başladı.

Bir parkta başlayan bu mücadeleyi ülkemizin her tarafına yaydılar bu Y kuşağı çocukları. Apolitik olmaya devam ettiler. Ama son 10 yılda olup bitenlerin hep farkında olduklarını anlattılar. Çünkü bu kuşak da hem ailesinden hem de eğitim hayatından tarihini öğrendi, özgürlüğün ne olduğunu, doğayı sevmeyi, insanı sevmeyi öğrendi. Ülkesinin askeri gibi polisinin de kendisini koruduğunu bildi hep. Kimsenin canına ve malına kast etmemesi gerektiğini, hakları olduğunu bildi ve bu hakları korumayı öğrendi. Ben olarak yaşasa bile gerektiğinde biz olması gerektiğini öğrendi.

Ve bir gün birileri çıktı, tüm doğru bildiklerini alt üst etmeye çalıştı. Y kuşağı tüm değerlerine sahip çıkıp tarih yazdı tarih. #YKusagıylaGururDuyuyorum

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.