Dişisel Sorunlar

Ekim 14, 2015



Menstrüasyon, aybaşı, regl daha da bilindik adıyla adet nedir? Adet aslında biz bayanlara verilmiş hem bir ödül hem de ceza diyebilirim. Ödüldür çünkü regl olma doğurganlığı sağlar, cezadır çünkü bir çok bedensel ve ruhsal etkisi vardır. Bilimsel olarak tanımına gelince; Kadınlarda ve bazı dişi hayvanlarda (primatlar ), rahim iç yüzeyinde oluşan damar ve dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması şeklinde gerçekleşen fizyolojik olaydır. Doğurgan kadınlarda üreme ve döllenme amacıyla meydana gelen değişiklikler de denebilir.

Ergenlikten menopoz (adet görmenin bitmesi) dönemine kadar ortalama 28 günde bir gerçekleşen ve yine ortalama 3-7 gün arasında devam eden bu süreç yarattığı etkilerden dolayı oldukça sıkıntılı geçebiliyor. Rahim alınması ya da tedavi amaçlı bazı ilaçların kullanımı menopoz sürecine erken girilmesini sağlayabilir. Bu döngünün başladıktan sonraki 14. günü yumurtlama dönemidir yani gebelik için en uygun zamandır.

Eğer ergenliğe girişinizde regl olma konusunda size bu sürecin ne olduğu, nasıl devam ettiği ve olası etkileri anlatılmamışsa öğrenen kadar geçen zaman soru işaretleri, utanma hatta kendinden tiksinmeye kadar gidebilir. Hele bir de eksik ve yanlış bilgi verilmişse vay halinize! Hemen yaşanmış bir olayı paylaşayım. Ergenliğe girecek kızımız annesi ve komşularının kendi aralarında yaptıkları kadınsal sohbetlerin birinde bu ay adet görmedim hamileyim sanırım cümlesini duyar. Hamilelik döneminde regl olma kesilir çünkü. Çok nadirdir regl görenlerin sayısı. Sonra ergen kızımız ilk adetinin görür ve sonraki 2-3 ay adet görmez. Aslında ilk dönem için oldukça normal bir durumdur. Ancak kızımızın öğrendiği şey sonucunda hamile olduğuna karar verir ve derdini asla kimseye söylemeyeceğini, bu durumla nasıl başa çıkabileceğini düşünür durur. Bu korkular içerisinde boğulurken tekrar regl olmaya başlar ve rahatlar. Bu eksik bilgiyle kendine zarar vermiş olsaydı ne olurdu diye düşünmeden edemedim ilk duyduğumda.

Bu dönemin en büyük sıkıntılarından biri ruh halimizdeki büyük değişimlerdir. Bir çoğumuz daha hassas ve alıngan hatta sinirli oluruz. Mutlaka bir yerlerimiz ağrır. Kendimizi kıyafetlerimizle rahat hissetmeyiz ya pedimiz sorun çıkartırsa? Mikrop kapmamak için denize ya da havuza girmekten kaçınırız. Ağrısı çok olanlar yataktan bile çıkmak istemez. Bunu yaşamayan erkek de dünyada milyonlarca kadın bunu yaşıyor ne var ki canım diyebilir!!!
Bir hindu geleneği olan Chaupadi’yi duyunca dehşete kapıldım. Nepal’de de kadınların adet dönemlerinde içlerindeki kötülüğün salındığına inanılması sebebiyle Chaupadi ortaya çıkmış.Chaupadi’ye giren kadınlar hayvan sığınaklarında, mağaralarda ya da bir metre kareyi geçmeyen korunaksız kulübelerde yaşıyorlar. Akan suya dokunmaları bile kesinlikle yasak. Bir hasırın üzerinde regl dönemi bitene kadar yatıp kalkıyorlar. Çünkü içlerinde kötülük salınıyor! Bu korunaksız vahşi hayatta tecavüze uğrayanlar, hayvanlar tarafından kapılıp öldürülen ve yenilenler, zehirli hayvanların sokmasıyla ölenler, yeni doğmuş bebeklerini bırakamadıkları için yanında bebeklerini de götürüp hastalıktan dolayı bebeğini kaybedenler, ısınmak için ateş yakıp yaktıkları ateşten yanarak ölenler…Cehaletin vahşete dönüştüğü böyle gelenekler de var.

2005 yılında yasaklanmasına rağmen hala bu geleneği sürdüren bir çok köy varmış. Yıl 2015 ve yaratılışımızdan gelen bu doğal süreci pis, kötü, ceza hak eden bir şeymiş gibi algılayanların varlığını duyduğumda regl olmadığında hamile olduğunu sanan o küçük kız çocuğunun yaşadığı ne kadar da normal geldi.

Yaşadığımız dünyada yok edilmesi gereken ne kadar büyük bir cehalet var değil mi? Chaupadi geleneği bunlardan sadece biri. Öğrenmekten, aklımızı kullanmaktan kaçınmasak. Beyin çok çalıştırınca bozulmaz korkmayalım!!!

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir