Ölümle Yaşam Arasında

Nisan 6, 2016

 

Ölümle Yaşam Arasında ( Orjinal adı The Life of David Gale) filmini izlediniz mi?

2003 yılı yapımı olmasına rağmen ben bu filmi maalesef yeni izledim. Maalesef diyorum çünkü hem oyucularıyla hem konusuyla sizi alıp sürükleyen filmler çok olmuyor. En azından benim için öyle.

Kevin Spacey son zamanlarda izlediğim House of Cards dizisindeki performansıyla zaten hayranlığımı artırmıştı. Bu filmle daha da arttı.

Filmin konusuna gelince…

David Gale (Kevin Spacey) bir üniversitede felsefe profesörü. Hani şu gençler tarafından çok beğenilen ve sevilenlerden. Aynı zamanda yakın arkadaşı Constance Harraway (Laura Linney) ile idam karşıttı bir gruba üyedir ve idam cezasının kaldırılmasını, masum insanların da idam edildiğini savunmaktadır. Evli ve bir çocuk babası olan David, sınıfını geçmek isteyen öğrencisinin ona yakınlaşması sonucunda birlikte olur ve kız onu tecavüzle suçlar. Bu olaydan dolayı üniversitedeki işini, sonra eşini ve oğlunu kaybeder.

Daha sonra da yakın arkadaşı Constance ölür. Cinayet olduğu düşünülmektedir ve David suçlanarak hapse gönderilir.

İdam karşıtı olan David Gale idam cezasına çarptırılmıştır ve hapisanede idam edilceği günü beklemeye başlar.
Hapisteki son günlerinde, bütün hayat hikayesini anlatmak için Bitsey Bloom (Kate Winslet) adındaki gazeteciyi ister. Bitsey ile 3 gün boyunca sadece 2 şer saat sürecek bir röportaj yapar. 4. gün idamın gerçekleşeceği gündür. Bitsey Bloom ise çocuk pornosu konusunda yaptığı haberler ile adını duyurmuş, haberlerden ziyade tanığının adını vermediği için aldığı hapis cezası ile dikkati çekmiş bir gazetecidir.

Film bu röportaj sırasında David Gale’in Bitsey’e tüm yaşadıklarını anlatmasını içeriyor.

Çok can alıcı bir replik var filmde;
“Camın o tarafından buraya bakanlar bir “kişi” değil, bir “suç” görürler. Ben David Gale değilim, idamına dört gün kalmış bir katilim ve bir tecavüzcüyüm. Buradasın çünkü hayatımı nasıl yaşadığım ve verdiğim kararlarla olduğu kadar hayatımın nasıl sona erdiğiyle de hatırlanmak “
Filmi izlemeyenler olabileceği için sonunu yazmayacağım. Filmi izleyin. İzlerken belki siz de benim gibi derin düşüncelere dalabilirsiniz.

İnandığınız değerler uğruna hayatınızdan vazgeçebilir misiniz? Başta sahip olduğunuz ailenizden, sevdiklerinizden, işinizden, toplumdaki saygınlığınızdan ve en önemlisi canınızdan…

David Gale için ölmek değil, idamdan kurtulmak hiç değil. Oğluna yaptıklarını ve hayatına düzgün bir şekilde aktarabilmek, yaşamıyla yapamadıklarını belki de ölümü ile yapabilmek. İnandığı şeylerin doğruluğunu ve savunmaktaki haklılığını ispat edebilmek.

Adalete inancımızın iyice sarsıldığı bu günlerde savunulan değerlerle yaşanan adaletsizliklerin nasıl hayatımızın tam ortasında olduğunu böylesine akıcı anlatan bu filmi izleyin derim.

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.