Kaliforniya Sendromu

Mayıs 26, 2016

 

Kapitalist dünya düzeninin hayatımıza getirdiği olumsuzluklardan biri de Kaliforniya Sendromu. Sendromun adı neden Kaliforniya? Facebook, Twitter, Google, Yahoo, Oracle, Cisco, Intel, HP gibi bir çok dünya devi şirket kaliforniya’da. Bu eyalet dünyanın en zengin 10 ekonomisinden birine sahip. Amerikalılar en çok etkileyen psikolojik rahatsızlıklar tatmin duygusundan yoksun tüketim çılgınlığı, yalnızlık, benmerkezcilik ve doğal sonucu olarak da mutsuzluk. Bu belirtiler belirgin olarak Kaliforniya’da çıktığından bu adı almış.

Antidepresanlar çerez gibi tüketiliyor. Hatta yapılan araştırmalara göre antidepresan ilaç kullanımı son 10 yılda ciddi bir şekilde artmış. Amerika’da antidepresan ilaçların içerisindeki prospektüslere “kişileri intihara yöneltebileceği, birtakım öfke ya da saldırgan davranışları tetikleyebileceği” açıklamaları ile kutularının üzerine “insan ruh sağlığına ciddi zarar verebilir” ibaresi eklenmesi zorunlu tutulup eklenmiş. İroniye bakar mısınız? Bu sağlıksız düşüncelerden sıyrılmak için kullanılan ilaçların yan etkisi sorunun kendisinden başka bir şey değil. Yıllık ilaç tüketimi milyonlarca kutu!!!

Bu sendromu yaşayan kişilerde insanı insan yapan değerler yok. Doğal olarak toplumsal değerlerin de bir önemi yok. Paranın gücüne ve satın aldıklarına bağlılık had safhada. Kişiler kendinden başka kimseyi önemsemediğinden gerçek dostluklar, aile bağları, sağlıklı evlilikler ve sağlıklı ebeveynlik de ortadan kalkmış oluyor. Toplumun temellerini sağlamlaştıran aile kavramı değil mi ? İyi evlilikler ve iyi yetiştirilmiş çocuklar ile toplumlar varlıklarını sürdürebilir.

Bu kadar benmerkezci olmuş insanlar iş hayatlarında da mutsuz oluyorlar. Yaptıkları hiç bir işte kendilerini bulamayıp tatmin olmuyorlar. Ön planda olma istekleri iş hayatından kopmalarına, başarısızlığa neden oluyor.Bu sendromdaki erkekler gücü, kadınlarsa güzelliklerini kaybettiklerinde, yalnızlaşıyorlar. Zaten yalnız olmadıklarında da etraflarında sahte ilişkiler yaşıyorlar. Birlikte tüketerek sözde bağlar kuruyorlar. Duygulardan, bağlılıktan uzaklaşan kişiler seks temelli ilişkilerde daha çok yozlaşmış oluyor.

Hayatı hızlı ve yorucu yaşadıklarından ruhen ve bedenen çabuk çöküyorlar. Erken yaşta ölümcül hastalıklara yakalandıkları gibi intihara da çok meyilli oluyorlar.
Hayatı gerçekten kaliteli ve mutlu yaşamanın yolu tek bir şeye odaklanarak geri kalan tüm değerleri yok sayarak yaşamamaktan geçiyor benim açımdan. Sadece kariyer hırsıyla sürekli çalışmak, sadece vur patlasın çal oynasın eğlencesiyle yaşamak, sadece kendini sorumluluklarına adamak, sadece geçici arkadaşlıklar ve aşklar yaşamak kendi hayatımıza kendi kendimize koyduğumuz bir bomba.

Bu hayatta yaşayabileceğimiz güzel duyguları, iyi zamanları elinizden kaçırmamanız dileğiyle…

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.