Ikarus Sendromu

Haziran 20, 2016

 

Ikarus sendromunu duymuş muydunuz? Duymadıysanız da okuduğunuzda aslında ne kadar tanıdık geldiğini söyleyeceğinizi duyar gibiyim.

Sendromun adı nereden geliyor?

Mitolojik bir hikayesi var. Atinalı mimar ve mucit Daidalus ve oğlu İkarus, Kral Minos’un emriyle bir kuleye kapatılır. Daidalus ve oğlu İkarus, Theseus’un labirent yolunu nasıl bulabileceğini Ariadne’ye anlatarak Minotaurus’un öldürülmesine yardım ettikleri için kral tarafından cezalandırılmak istenmiştir. Daidalus kendisi ve oğlu için bu kulenin penceresinden kaçmaya yarayacak balmumu ve kuleye ziyaretlerine gelen kuşların tüyleriyle bir çift kanat yapar. Babası Ikarus’a uçarken zevkten kaçınması gerektiği ve uçmanın coşkusuyla güneşe yaklaşmamasını aynı zamanda da denize yakın uçup kanatların nemlenmesini engellemesi gerektiğini söyler. İkarus uçabilme özgürlüğü ile babasını dinlemez ve güneşe fazla yaklaşınca balmumu erir ve Ege Denizi’ne düşerek hayatını kaybeder.

Ikarus sendromu kısaca kişinin kendine fazla güven duyup, yapılan tehlikeli işte gerekli güvenlik önlemlerini almadan, aşırı risklere girme halidir. Başarıyla, tecrübeyle, o güne kadar ciddi bir problem yaşanmamasıyla ve genelde alınan kararların olumlu sonuçlanmasıyla oluşan güvene bağlı olarak aşırı risk almak her zaman olumlu sonuçlar doğurmamakta maalesef.

Bu sendrom özellikle arabaya yarışçıları, pilotlar ve motosiklet sürücülerinde görülüyor. Bu aşırı güven kimi zaman insanların hayatına mal oluyor ne acı ki. Aslında bu sendrom olumsuz sonuçlarını bir çok yerde görebiliriz. Zamanında çok başarılı olmuş bazı işletmeler başarısına, piyasadaki konumuna, markasının bilinilirliğine güvenerek vizyonunu geliştirmeyip yeni yatırımlar yapmayarak, piyasadaki gelişmelere gözlerini kapatıp kulaklarını tıkayarak zamanla büyük kayıplar yaşayabiliyorlar. Sanırım Osmanlı Devleti’nin de gücünü, ihtişamını, zenginliğini, topraklarını kaybetmesinde de bazı padişahların bu ruh haliyle hareket etmesinin etkisi var ne dersiniz?

Yapılan işi önemsemek, her geçen gün daha başarılı olmak tabi ki istediğimiz sonuç ancak hayatımızın her anında risk var. Sürekli riskleri düşünerek yaşamayı seçersek muhtemelen hayatımızda hiç bir şey için adım atamayız ancak aptal cesaretiyle, özgüven patlamasıyla da hareket edip hem kendimize hem çevremize zarar vermesek olur mu?

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.