Nomofobik miyiz?

Haziran 21, 2016

 

Teknolojinin geliştiği, kapitalizmin ölümcül virüs gibi dünyayı sardığı günümüz dünyasında gün geçmiyor ki yeni bir hastalık, fobi ya da sendrom ortaya çıkmasın. Erişebildiğimiz mal ve hizmetler artarken ruh ve beden sağlığımızda azalıyor maalesef. İşte yeni ortaya çıkan bir fobi daha Nomofobi. Nomofobi, cep telefonu bağlantısını kaybetme korkusu. İsmi İngilizce “no mobile phobia” sözlerinin kısaltılmasından oluşuyor.

Hayatlarında vazgeçilmez bir parça olarak gördükleri bu telefonlarından bir an bile ayrılamayan kişiler, iletişim kopukluğu yaşamaktan endişe duyarlar. Tuvalete bile gittiklerinde telefonları yanındadır, banyodayken telefon yakınlarındadır ve banyodan çıktıktan sonra ilk yaptıkları şey telefonlarını kontrol etmektir. Özellikle lise çağındaki gençleri tetikleyen bu korku, hem sosyal yaşamdan uzaklaştırıyor hem de psikolojik sorunlara davetiye çıkartıyor. Yüz yüze iletişim yerine sürekli mesajlaşarak ya da sosyal ağlar üzerinden iletişim kurmayı seçiyorlar. Hatta sosyal ağlarda çok yakın ilişkide görünmelerine rağmen bir araya geldiklerinde soğuk ve kopuk bir iletişim yaşadıklarını da görebilirsiniz.
Teknolojiye olan bağımlılığın acı gerçeği insanların aslında birbirlerinden gerçek anlamda uzaklaşmaları. Sürekli smesaj gönderenlerin nomofobi sorunu yaşadığını ortaya koyan uzmanlar, bu tür kişileri, başparmak nesli olarak adlandırmış. Anında mesajlaşmak için bir çok uygulama var ve hepimizin telefonlarında en az bir kaç tanesi yüklü. Arayıp konuşmak yerine mesajlaşmayı tercih eder olduk.

Nomofobi, kadınlara oranla erkekleri daha çok etkiliyor. Şarjı biten, kontörü biten, telefonunu kaybeden ya da uzak kalan kişilerin yaşadıkları bu fobi, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu olumsuz etki telefonlara daha çok bağlanmaya ve gerçek hayattan kopmaya sebep oluyor. Bir çoğumuzun evinde şarj aletinin olması dışında arabada, iş yerinde hatta her an yanında taşıyabileceği taşınır şarj cihazları var. Restaurantlarda, hava alanlarında sürekli prize yakın oturan telefonları prize takılı insanlar görüyoruz. hatta bir çok kafe dışarıda yer alan masalarına priz eklemiş durumda. Bu kişilerin o mekanda daha fazla vakit geçirmesini sağlıyor. Üstüne bir de ücretsiz internet bağlantısı varsa mekan birden popülerleşiyor.
Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla daha çok artış gösteren bu fobi, panik atak, depresyon, çarpıntı gibi olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. Nomofobi sorunu yaşayan kişiler, baş dönmesi, bulantı, kusma, ani duygu değişimi, titreme, göğüs ağrısı, nefes darlığı, heyecanlanma, kalp atışında hızlanma gibi rahatsızlıklar yaşıyor. Bir nevi panik atak gibi.Nomofobik kişiler asla telefonlarını kapatmıyorlar, yanlarından uyurken bile ayırmıyorlar, evden çıkarken ilk kontrol ettikleri telefonlarını yanlarına alıp almadıkları oluyor. İstatistiklere göre cep telefonu kullanan kişilerin %53 nomofobi mağduru.Dünyada milyonlarca insanın cep telefonu kullandığını düşünürsek nomofiobik kişi sayısı gerçekten çok ürkütücü.Telefonunuz yanınızda olsa dahi sürekli kontrol ediyorsanız, telefonun yokluğu sizde panik atağa benzer rahatsılıklara sebep oluyorsa, sinyal olmadığında ya da şarj bittiğinde aşırı öfke duyguları ya da yoksunluk yaşıyorsanız, yarım saatliğine olsa telefonunuzu kapatamıyorsanız, telefonsuz kendinizi eksik hissediyorsanız ve telefondan ayrı kaldığınızda hayattan kopuyorsanız siz de bir nomofobiksiniz demektir.

Sınırsız iletişim güzel elbette. Hele cebinizde taşıdığınız küçücük bir cihazla dünyanın öbür ucundaki kişi ile iletişim kurabiliyor olmak, internete girip ihtiyacımız olan herhangi bir şeyi alabilmek, araştırabilmek 20 yıl önce belki de hayal bile demediğimiz bir konfor. Ancak bu konforun bizi önce ruhen sonra da bedenen bu denli yıpratmasına izin vermesek ne kadar harika olur değil mi?

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.