Olfaktör Referans Sendromu

Haziran 23, 2016

 

İnsanların hem vücut yapıları, hem fizyolojik özellikleri hem de ruhları oldukça karmaşık. Kişinin kendini hem ruhen hem bedenen gerçekten keşfedebilmesi bence çok büyük bir başarı.Ben yıllardır kendimi tanıma yolculuğunda fark ettim ki bu yolculuk ancak ölümle sona eriyor. Tam kendimi tanıyorum artık dediğim noktada yeni bir olay, durum, yaş ve çevre faktörü, yaşanan bir sağlık sorunu bana daha çok yolun var diyor.

Son dönemlerde bir çok insanın muzdarip olduğu sendromları araştırmaya ilgi duymaya başladım. Her öğrendiğim şey beni hayrete düşürüyor doğrusu. Bir yandan da öğrendiğim sendromları yaşamadığım için daha çok şükreder oldum. Şanslı biri olduğumu fark ettim.

Yaşayan insanların hayatını olumsuz yönde değiştiren sendromlardan biri Olfaktör referans sendromu. Kişinin vücudundan kötü koku yaydığını bu yüzden insanların kendisi hakkında olumsuz düşünceler taşıdığına inandığı, sosyal ve iş yaşantısında sorunlara yol açan psikiyatrik bir bozukluk. Bu sendromdan muzdarip kişiler kokudan kendilerini sorumlu hissediyorlar ve büyük utanç yaşıyorlar. Ter koktuklarını, ağızlarının koktuğunu düşünüp etrafından sürekli özür dileyip bu kokudan kurtulabilmek için kişisel bakımı için olağan dışı çaba sarf ediyorlar. Kıyafetlerini sık değiştirme, günde bir kaç kez duş alma, defalarca diş fırçalama ile kokudan arınacağını düşünüyor.

Şizofreniden farklı bir biçimde bu durumun dış etmenlerden kaynaklandığını değil, kendileri ile alakalı olduğunu düşünüyorlar.İlaçlı tedavi ve terapi ile semptomların azalmasında oldukça yol katediliyor. Tabi bu tedavi süresince hastaya gerçekten fizyolojik bir sorun olmadığını gerekli doktor kontrolleri yaparak göstermek uygun bir yol. Örneğin diş eti ya da çürük sorunun olmadığı, ter bezlerinin normal çalıştığı gibi.
Yaşam gerçekten çok garip. Kimi insan ortada bir şey yokken bu sendromdan dolayı ciddi sorunlar yaşayıp mutsuz oluyor. Kimi de temiz olmanın yolunun pahalı parfümler ve kıyafetlerden geçtiğini, kendisinde olmadığından temiz olmadığını savunuyor. Günde 2-3 kere diş fırçalamak, vücudu hiç bir şey yapamasa da suyla yıkamaktan kaçınıyor. Özellikle toplu taşıma, kalabalık çalışma ortamları gibi yerlerde kendi özensizliklerinden dolayı çevreyi rahatsız ediyorlar.

Temiz olmak önce insanın kendisine saygısıyla ilgili diye düşünüyorum. Ve kendisine saygı duymayan kişilerin de etrafına saygı duyması boş bir beklenti…

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.