Yaşasın Cehalet

Temmuz 8, 2016

 

Okumayı, araştırmayı ve öğrenmeyi çok severim. Francis Bacon “Bilgi güçtür” demiş. Bu sözü çok severim ve mümkün olduğunca hayat felsefem olabilmesi için çabalarım. İnsanların bilgiden uzak olmayı seçmesi, hayatı bodoslama yaşaması, saçma sapan fikirleri savunması hatta fikirsiz olup ahkam kesmesi beni hep sinirlendirip söylenmeme neden olur. Bir çok insan doğrusunu öğrenmek yerine neden yanlışın peşinde olup bir de yanlış konuştuğunu ya da yaptığını kabul etmeyip hayatı böylesine sıradan ve içi boş yaşamayı seçer hiç anlamıyorum.

Tam da bu durumu anlatan bir sendrom var. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi şu sıralar sendromlar oldukça ilgimi çekiyor ve öğrenmeye çalışıyorum. Dunning-Kruger sendromu, Cornell Üniversitesi’nin iki psikoloğu Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimi.Teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” diyor. Yani işin özü cahil cesareti diye bir şey var!

Araştırmalar sonucunda şu bulgulara ulaşılmış:

Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Şimdi bir dakika durup etrafınızdaki insanları hızlıca gözden geçirin. Ailenizde, arkadaş çevrenizde ve özellikle iş çevrenizde…Şimdi aşağıdaki davranış biçimlerini okuyun ve hayretle bunlara uyan kaç kişi tanıdığınızı fark edin.

Bu tip insanlar;

Her şeyi en iyi kendilerinin bildiklerini iddia ederler.
Bilgiyi, eğitimi aşağılama eğilimindedirler.
Bu kişiler çok gürültü patırtı çıkarır, bu gürültü içerisinde çok iş yaptığı havası estirmeye bayılırlar.
Her şeyi kendisi halletmek ister.
Her şeye hazırlıklıymış gibi davranmaya bayılırlar.
Üstlerine karşı saygıda asla kusur etmezler ama altındakileri ezme konusunda üstlerine yoktur.
Bugün ak dediğine yarın kara der, ama demediğini iddia eder.
Başarısız olması halinde, başarısızlığını hiç yaşanmamış hale getirmeye çalışır.
Kendi doğrularının, düşünce ve eylemlerinin doğruluğuna kati olarak inanırlar.
Herkesin gördüğü, şahit olduğu bir şeyi inkar edebilir, mesele sizi buna inandırabilmektir.

Bilgiyi, eğitimi, vasıfları küçümsemek aslında ne kadar küçük düşünmenin bir sonucu değil mi? Ya da yarım yamalak iş yapıp çok iş yapmış, çok şey başarmış gibi davranıp kendini küçültmek.

Bana göre işin en acı tarafı bu tip insanların cahil cesaretiyle her olaya ya da duruma bodoslama dalıp özellikle işlerinde daha hızlı yükselip kendilerini her ortamda daha çok fark ettirmeleri. Çünkü gerçekten öğrenen, bilen kişiler alçak gönüllü davranıp kendilerini yüceltmekten ve kendilerini değerlendirip anlatabilmekten yoksun olabiliyorlar. Bu etki cahil cesaretli kişilerin geldikleri noktaları gördüklerinde daha artıp kişileri iyice pasif hale getiriyor ne yazık ki.

Ülke olarak işinin bilgi olarak hakkını vermeyen insanların bolluğundan dolayı her gün yeni bir karmaşaya sürüklenmiyor muyuz? Ve tüm bu karmaşanın kötü sonuçlarını yaşamamıza rağmen yine kendimiz bile bile seçip alkışlamıyor muyuz?

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.