Emeklilik Planlarım Emekli Oldu Şimdilik

Ağustos 12, 2016

 

Henüz 13.5 yıldır çalışma hayatındayım ve emekli olmama 22 yıl var. Bir an önce emekli olma zamanım gelse gibi bir isteğim yok. Emekli olmak yaşımın ilerlemesi, yaşla beraber çeşitli rahatsızlıkların olma ihtimali, üretmekten uzaklaşmak pek çekici gelmiyor.Hatta çalışırken gelecek için yatırım yapmazsam (ki şimdiye kadar hiç yapmadım) ülkemdeki alabileceğim emekli maaşımla da pek renkli bir hayat yaşayamayacağımın farkındayım.

Yine de ara sıra o zaman geldiğinde neler yapabileceğimi düşünürüm bazen. Tez canlı bir mizacım olduğundan düzenli olarak ilgilenebileceğim bir uğraşımın olması gerekiyor. Tabi beni kısıtlayacak bir sağlık sorunum olmaması için paranoyakça davranmasam da tedbiri şimdiden elden bırakmıyorum. Hayalimdeki şey bir vakıfta gönüllü çalışmak. Vakıf kimsesiz çocukları ya da kadınları koruma, meslek edindirme, eğitim almalarını sağlama ve bilinçlendirme amaçlı olmalı.

Yaşamak isteyeceğim şehire gelince…

Yakın zamanda Fethiye Ölüdeniz’de yaptığım 3 günlük tatil sonucunda kafamdaki taslak halindeki planlar ve küçük hayaller yerle bir oldu diyebilirim. 2 sene önce de 2 haftalık bir Ege turu yapmıştım. Daha önceki yıllarda turistik sahil bölgelerine gitmeme rağmen son yıllardaki kadar düşüncemi değiştiren ayrıntılara bu kadar takılmamıştım nedense.
Çünkü düşüncem yüzmeyi çocukluğumdaki kadar sevmesem de Ege ya da Akdeniz bölgesinde denizi olan küçük bir sahil kasabasında yaşamaktı. Belki biraz çiçek yetiştirmek ve kendime yetecek kadar bir kaç çeşit sebze ve meyve. Toprakla uğraşmak hem fiziksel aktivite hem de ruhsal bir dinlenme.

Ancak sahil şeridinin yılın 3 ayı çok sıcak olması bu fikirden soğuma sebeplerimden biri. Bütün gün dışarıya çıkamadıktan sonra ne anlamı var sahil kasabasında olmanın. Yaşanan ev de sıcaksa aylarca klima altında serinlemeye çalışmak da benim gibi alerjik bünyesi olan ve klima sebebiyle çabuk hasta olan biri için hiç de cazip bir yol değil serinlemek için.

Yılın 7-8 ayı sakin geçen bir kasabanın bir anda nüfusunun 10 kat artması ve her yerin kalabalık olması da sakinliği seven ruhuma ters bir durum.

Marketlerin, mağazaların, kafe ve restaurantların neredeyse tamamının tabelasının Türkçe olmaması da oldukça rahatsız edici. Hatta bazı restaurantlarda menü tamamen İngilizce. Türkçe ve ingilizce olması gayet normal bir durum olurdu ama bu şekilde olmasına sinirleniyorum diyebilirim.

Fiyatlara gelince..En son Fethiye’de bindiğim dolmuş 3.5 TL idi. Mesafesine göre 5,7 TL olan güzergahlar vardı. İstanbul’da bile o mesafelere bu fiyat ödenmiyor. Aynı şekilde mağazalarda, kafelerde ve restaurantlarda hatta yol üzerindeki büfelerde bile fiyatlar gerçek fiyatların oldukça üstündeydi. Tatil için gidildiğinde makul ancak orada yaşayanlar için verilen mesaj evinizde yiyin, için. Hatta zorunlu olmadıkça hiç alışveriş yapmayın!

Şimdilik emeklilik günlerimi düşünmeyi bıraktım 🙂 O gün yaklaştığında umuyorum ki hayatımı sakin ama keyifli, ruhumu dinlendiren, havanın suyun kirli olmadığı, alışverişte kazıklanmadığım, insanlarını ve doğasını sevebileceğim bir yerde yaşayabilirim…

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir