Belgrad Kaçamağı

Ekim 10, 2016

Sırbistan Balkanlar’da Bosna Hersek’ten sonra gittiğim 2. ülke.  4 gece 5 gün olarak planladım seyahati.

Belgrad, Novi Sad ve Zemun bölgesini gezdik. Her bölgeyi ayrı ayrı yazacağım.

Aylar öncesinden plan yapabiliyorsanız hava yolları şirketlerinin kampanyalarıyla oldukça ucuz fiyata uçak bileti alabiliyorsunuz. Otel fiyatları ise ortalama kalitede ve merkeze yakın yerlerde  oda+kahvaltı 2 kişi 150- 200 tl civarı. Ben önceden plan yapamadığım için uçuş, otel ve hava alanı transferi kapsayacak şekilde bir paket aldım. Bu paket 295 EUR idi.  Kaldığımız otel merkeze yakındı. Ama en güzeli hem nehre hem de otobüs terminaline yakın olmasıydı.

Türk vatandaşlarına vize olmadığından  her an plan yapıp yola çıkabilirsiniz.

Pegasus ile son derece sorunsuz ve yaklaşık 1.5 saatlik süren uçuş sonrasında  Nikola Tesla Havalimanı’na indik. Girişte polisler pasaport kontrolünde bazı Türk vatandaşların pasaportlarını hemen vermeyip bir süre bekletip  neden geldiniz, kaç gün kalacaksınız, nerede kalacaksınız gibi sorular sorduktan sonra pasaportları geri verdiler. Hep yaptıkları bir uygulama olduğundan telaş edecek bir durum yok ancak neden yaptıklarının da belli bir nedeni yok. Biz arkadaşımla bordo pasaportlu, pasaportlarda schengen vizeleri olan, aynı seyahat programına sahip kişiler olmamıza rağmen sadece onun pasaportu alındı ve bekledik. Türk bir firma yaklaşık 25-30 kişilik grubuyla bir eğitim ya da seminere gelmişlerdi. Onlarda da aynı durum yaşandı.

Otele yerleştiğimizde de  resepsiyonda turist vergisi aldıklarını ilettiler. 2 kişi için yaklaşık 17 EUR ödedik. Bu arada 1 Eur ortalama 120 Sırp Dinarı.

Gezi boyunca rehber desteğine hiç ihtiyaç duymadan bol bol gezdik.

Neler mi yaptık?

İlk gün hava alanından otelimize vardıktan sonra hemen eşyalarımızı bıraktık ve nehir kenarında yürüyüşe çıktık.

Kırmızı et yemediğimden Balkanlar’ın  et ağırlıklı mutfağını tadamamış oldum. Hıristiyan ağırlıklı bir ülke olduklarından çoğunlukla domuz eti tüketildiğinden sipariş verirken (eğer domuz eti yemiyorsanız) belirtmenizde fayda var. Ben tattığım diğer lezzetleri sizinle paylaşacağım.

Porsiyonlar oldukça büyük ve doyurucu olduğundan seyahat arkadaşlarınızla damak zevkiniz uyuyorsa genelde ana yemeği tek yanında aperatif şeyler söyleyebilirsiniz.

İlk yemeğimizi nehir kenarında bir restaurantta yemek yedik. Yediğim balık gerçekten çok lezzetliydi. İlk defa balığın yanında bira içtim. Yerel biraları Jelen ve Lav. İlk Jelen birasını burada içtim. İçimi çok hafif ve şişkinlik yapmıyor. Gelen hesap şaşırtıcı derecede ucuzdu. Ardından kendimizi Belgrad sokaklarına bıraktık. Knez Mihailova caddesinde yürüdük. Bir çok dükkana girerek  ürünleri ve fiyatları inceledik. Marketlerde de yiyecek ucuz ancak giyim ve kozmetik neredeyse Türkiye fiyatlarında. Halkın gelir düzeyi düşük olduğundan genelde giyimde marka olmayan ürünler tercih ediliyormuş. Bir markette promosyon vardı ve 50 cc lik bira ile 50 cc lik su aynı fiyattaydı !

Belgrad’ın en görülesi yeri olan Kalemegdan (Kale ve Meydan kelimlerinden oluşuyor)  Knez Mihailova caddesinin sonunda olduğundan ilk gün programımızdaydı burayı görmek. Tuna nehrinin Sava nehri ile kavuştuğu yer Kalemegdan. Tarihte birçok medeniyet bu kaleye sahip olmak istemiş. Osmanlı’dan önce Avusturya ve Macaristan Krallığı burada hüküm sürmüş.  Osmanlıların yaptırdığı muhteşem eserler var kale içinde. Alan Belgrad Kalesi Yukarı Kasaba, Aşağı Kasaba ve Kalemegdan Parkı’ndan oluşuyor. Hele manzarası…Ağaçlarla nehrin muhteşem görsel şöleni diyebilirim.

img-20161010-wa0035

Alanda banklar, göz alıcı heykeller, sanat sergileri, hayvanat bahçesi, eğlence parkları, hediyelik eşya standları var. Gittiğim yerlerden aldığım magnet kolleksiyonuma buradan da magnet aldım.

Yeşil alanlar genel olarak gördüğüm her bölgede bol bol vardı. Şehirde küçük,büyük bir çok park var. Parklar hem sessiz sakin hem de tertemizdi. Oldukça etkileyici.

İkinici gün Novi Sad bölgesine gittik.

Üçüncü gün yine Belgrad sokaklarında yürüyüş yaptık. Ne zaman yorulsak bir kafede bir şeyler içtik, yoldan geçen insanları izledik. İnsanlar o kadar sakin ki. Caddelerin hiç birinde birbirini iten ya da bağıran insan görmüyorsunuz. Kafe ve restaurantlarda kalabalık gruplar olsa bile bağırarak konuşan ve etrafı rahatsız eden kimseyle karşılaşmadık. Kime adres sorsak elinden geldiğince yardımcı oldu. Hatta gideceğimiz yerin adının Sırpça yazılışını yazanlar da oldu.

img-20161009-wa0004

Çoğunlukla her yere yürüyerek gittik. Eğer taksi kullanacaksanız Lux, Pink gibi aracın tepesinde şirket adı yazanları tercih etmeli. Çünkü turist dolandırmayı bekleyen taksiler dolu. Biz bunu bilmemize rağmen havanın yağışlı olması ve yorgun olmamızdan dolayı biraz dikkatsizce yolda durdurduğumuz taksi 400 dinarlık mesafe için 2500 dinar istedi. Bu durumu bildiğimden hemen itiraz edip otel resepsiyonuna benimle gelmesini , kendisini şikayet edeceğimi söyleyince gerçek tutara razı oldu ve hemen gitti.

Nereye gitsek yolumuz meşhur Hotel Moskva’nın önüne çıktı. Bu otel şehrin simgelerinden biri.

Belgrad’a gelmişken Nikola Tesla müzesini ziyaret etmeden dönmek olmaz dedik ve müzeye gittik. Giriş ücreti 500 dinar. Oldukça küçük bir müze. Video yayınıyla Tesla’nın hayatı ve buluşları anlatılıyor. Rehber eşliğinde de tur yapma imkanı varmış ancak yaklaşık 2 saat beklememiz gerektiğinden tura katılamadan ayrıldık.

Nikola Tesla modern dünyanın mimarlarından ve bence Sırbistan için en büyük gurur kaynağı. Yıldırımların Efendisi Tesla  dönen manyetik alan, alternatif akım motor, Tesla bobini, elektromanyetik motor, elektrikli raylı sistem , floresan lamba, neon ışıkları, hız ölçer, otomobillerdeki ateşleme sistemi, radarın temelleri, elektron mikroskobu ve mikrodalga fırın gibi bir çok buluşun sahibi.

Şehirde yeme içme konusunda çok seçenek var . Skadarlija en ünlü restaurantlarının olduğu uzun bir sokak. Rastaurantların dışarıdan görüntüsü bile çok dikkat çekici. Bir çoğu bahçesini kapı girişini çiçeklerle süslemiş. Yerel tatlar için en doğru adres diyebilirim. Restoran Dva Jelena, Sesir Moj, Kuca Velikana, The Traveling Actor gibi bir çok meşhur yer var ve özellikle gitmek istediğiniz bir yer varsa önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

14495431_10207316612098112_3726990676855965186_n

Bizim seçeneklerimiz arasında rezervasyonsuz olarak gidebildiğimiz The Traveling Actor restauranttı. Ben yine balık yemeyi tercih ettim. Sarımsak soslu 3 fileto halinde geldi balığım. Tütsülenmiş balık gerçekten lezzetliydi. Yanında yerel rakıları olan Rakija söyledik. Rakija bizim rakımız gibi ancak meyveli olanı. Ben armutlu ve şeftalili olanları denedim. Benim için oldukça ağır bir içki olduğundan birer yudumdan öteye gidemedim. Yemeğimizi yerken yerel müziklerini çalan bir grubu dinledik. Canlı müzik eşliğinde keyifli bir yemek, yine çok ucuz gelen bir hesap. Üstüne Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde  Üsküdar’a giderken türküsünden bir bölüm çaldılar. Yüzümüzde kocaman gülümseme ile restauranttan ayrıldık.

Şehrin bir çok yerinde atari salonları gibi kumarhaneler var. Slot makinelerde (kollu makine) günün herhangi bir saati oynayabilirsiniz. Tabi büyük hırslarınız yoksa ve sadece eğlence olarak oynayacağınıza inanıyorsanız gidin aksi takdirde sıkıntıya girmeye hiç gerek yok ! Biz 2 akşam gittik ve gecenin finalinde küçük kayıplarla ayrıldık. Kaldığımız otelin tam karşısında yer alan oldukça güvenilir ve rahat ettiğimiz bir yerdi. Adı Admiral Club ve şehrin farklı yerlerinde de aynı isimli şubeleri vardı.

Gece kulüpleri sevenler için de Belgrad bir cennet. Mayıs ve Eylül arasındaki dönemde Sava ve Danube Nehirlerinde yüzen club teknelerde sabaha kadar süren eğlenceler dışında Klub 20/44 Belgrade Nightclub, The Tube, Plastic, Povetarac gibi bir çok gece kulübü var.  Epey uzun kuyrukta bekleyebilirsiniz buna hazırlıklı olun. Ben herhangi birine gitmeyi tercih etmedim.

Son gün de Zemun bölgesine gittik.

Tatilin gerçek anlamda tek olumsuz olayı cep telefonumu kaybetmem oldu. Bunun dışında uçuşumuz, kaldığımız otel, gittiğimiz yerler gayet sorunsuz ve keyifli geçti.  Belgrad, iş yaşamının yoğunluğundan uzaklaşmak için vizesiz ve ucuz bir ülke olduğundan tercih edilebilir bir yer. Dolu dolu 3 gün yeterli. Keyifle vakit geçirip ruhunuzu yenileyip gelebilirsiniz.

Kısa tatil kaçamakları listeniz varsa eklemenizi öneririm…

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir