Rönesans’ın Kalbi Floransa

Haziran 23, 2017

Mayıs ayında 4 günlük mini bir İtalya turu yaptım. Floransa, İtalya’da gittiğim ilk şehir.

Floransa,Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinin başkenti.İçinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuş ve Rönesans’ın doğduğu yer. İstanbul’dan ulaşım için Floransa’ya yaklaşık 10 km uzaklıktaki Peretola Havalimanı’na inebileceğiniz gibi Pisa ve Bologna Havalimanları’nı da kullanabilirsiniz. Buradan da otobüs, tren gibi araçlarla Floransa’ya ulaşabilirsiniz. Ben tur ile gittiğim için Boloogna havalimanından bizi bekleyen tur aracıyla gayet keyifli bir yolculuk yaptım.

İçinize derin derin tarihi hava mı solumak istiyorsunuz? O halde Floransa tam size göre. Şehir küçük olduğundan yürüyerek bir çok yerini gezebiliyorsunuz. Tam bir açık hava müzesi.

Piazza del Duomo ( Duomo Meydanı) Floransa’nın en önemli ve en güzel meydanlarından biri. Floransa Katedrali (Duomo), Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesi, Museo dell’Opera del Duomo gibi şehrin birçok önemli yapısı bu meydan ve çevresinde yer alıyor.

Duomo Katedrali şehrin simgesi. Katedralin kubbesi Rönesans mimarisinin ilk önemli örneklerinden ve heybetiyle göz kamaştırıyor. Katedralin tam karşısında Giovanni Vaftizhanesi yer alıyor. Floransa’nın en eski yapılarından biri. Sekiz kenarlı, üç katlı, beyaz çatılı, dışı renkli taşlar ve çizgili sütunlarla kaplı, küçük ancak yine de ilginç bir yapı. Kapıların orjinalleri Museo dell’ Opera del Duomo’da sergileniyor, binadaki kapılar kopyaları. Bu ilginç kapılar Floransa’nın vebadan kurtulması şerefine Heykeltraş Lorenzo Ghiberti tarafından yirmi yılda yapılmış. On panodan oluşan kapıların her panosuna İncil’de anlatılan hikayeler işlenmiş. Michelangelo bu kapıları Cennetin Kapıları olarak adlandırmış.

Kafanızı nereye çevirseniz tarih fışkırıyor. Loggio dei Lanzi’ye geldiğinizde açık kemerlerin ardındaki heykellere hayran kalıyorsunuz. En ünlüsü Davut heykeli. Michelangelo’nun Davut Heykelini gördüğüm anda bu heykel ülkemizde olsa ya parçalanırdı ya da pantolon giydirilirdi diye düşünmeden edemedim doğrusu. Heykelin orjinali Accademia dell’Arte del Disegno’da.

Ponte Vecchio Köprüsü (Floransa Eski Köprü) görülmeye değer ilginç mimari örneklerden biri. 14. yüzyılda yaptırılan bu görkemli köprünün hikayesi de oldukça etkileyici. Rivayete göre köprünün yapıldığı dönemde halk tarafından sevilmeyen Medici Ailesi halkın arasına karışmak istememişler. Köprüyü Arno nehrinin üzerine kapalı bir gizli geçit şeklinde yaptırmışlar .

Geçit ilk yapıldığında dericilerin dükkanları yer alıyormuş. Fakat 1. Ferdinand gizli geçitten geçerken dericilerin etrafa yaydığı kokudan rahatsız olmaya başlamış ve dericileri buradan kovarak yerlerine kuyumcuları getirtmiş. Geçitin koridorları da birbirinden güzel tablolarla süslenmiş. Dükkanların kepenkleri ise sandık ve bavul şeklinde görünecek biçimde tasarlanmış. ayrıca bu köprü 2. Dünya Savaşı’nda zarar görmeyen tek köprü.

Tarihe doyarken karnınız mı acıktı? Tabi ki makarna ve pizza. Benim gibi et yemeyenler için çeşit çeşit pizzalar ve soslu makarnalardan bol bol yiyebilirsiniz. Kilo alma kısmını tatilden dönüşte düşünün derim 🙂 Yemeğin yanında rose şaraplarından mutlaka içmelisiniz. Yerel biraları da oldukça güzel. Fiyatlara gelince Türkiye ile kıyaslandığında biraz pahalı diyebilirim. Bir porsiyon yemek ve 1 içecek için ortalama 20-25 eur ödüyorsunuz. Yine de değiyor .

Bir fırsat yaratın ve Rönesans’ın kalbine mutlaka gidin derim…

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir