Kanallar Şehri Venedik

Haziran 29, 2017

Venedik 2 kelimeyle anlatılmak istense hangisi en güzel anlatırdı seçemiyorum ama romantik şehir, kanallar şehri ya da köprüler şehri dendiğinde evet evet Venedik diye bağırasım geliyor:). Burası her gezginin listesinde mutlaka olması gereken bir şehir.

Şehre geldikten sonra kanalların ve köprülerin olduğu ada bölümüne gitmek için Vaporetto denilen deniz taksilerini kullanıyorsunuz. Hava güzel olduğundan hafif esintiyle birlikte güzel bir yolculuk yaparak kanalların olduğu bölgeye ulaşılıyor.

2 günlük Venedik gezimin tadı damağımda kaldı diyebilirim. San Marco Meydanı, Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü en ünlü yerlerinden.Toplamda 170 adet kanal ve bu kanallar arasında bağlantı kuran irili ufaklı 400 köprüden oluşan şehirde yaklaşık 250.000 kişi yaşıyormuş ancak yılın her zamanı turist akımına uğradığından her daim kalabalık bir şehir denebilir.

Şehirde kanallar ve kanalların üzerinde yer alan köprüler birbirinden güzel. Buraya gelmişken de Büyük Kanal’da mutlaka gondol ile kanalları gezmek gerek. Evlerin arasından daracık alanlardan gondolcuların üstün maharetleriyle hiç bir yere çarpmadan geziyorsunuz. Hele bir de müzik varsa keyfiniz daha da artıyor. Aslında su oldukça bulanık, mikrop açısından zengin hatta evlerin arasından geçerken kötü koku bile alıyorsunuz ancak bunlar bile o keyfi almanızı engelleyemiyor:)

Gondoldan indiğinizde az ilerideki Rialto Köprüsü’ne mutlaka gidin. Hatta köprünün üzerinden panaromik bir fotoğraf çekmeyi de ihmal etmeyin. Etkileyici bir görüntü var. Şehrin en ünlü köprüsü. San Polo ve San Marco’yu birbirine bağlayan bu köprünün üzerinde ve civarında bir çok hediyelik eşya satan mağaza bulunuyor. Ben de Venedik’in meşhur maskelerinden aldım ama oturduğum kafelerden birinde ya da otelde unuttum:(

Rialto köprüsünden sonra biraz yürüyerek San Marco meydanına ulaşabilirsiniz. Güvercinli meydan da denebilir bu meydana:) Etrafta uçuşan yüzlerce güvercin üzerinize konuyor. Ekmek verirseniz etrafınızdan ayrılmıyorlar. Çantamdaki galetaları yedirmek için avucumda tuttuğumda güvercin istilasına uğradım diyebilirim. İlk başta ürkütücü geldi hatta korktum ama çabucak alıştım.

Meydan tarihi ve kültürel yapıların ortasında dünyanın en güzel meydanlarından biri. Meydandayken Venedik San Marco Bazilikası görülmeli, benim gibi tembellik yapmazsanız üst katına çıkmanızı öneririm. Manzara müthişmiş.Torre dell’orologio isimli saat kulesi de görülmeye değer bir yapı. Aziz Mark’ın Çan Kulesi, Correr Müzesi ve bünyesindeki Arkeoloji Müzesi de meydanın ünlü yapıtları.
Meydan festivaller, konserler ve çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yapıyormuş. Böyle bir organizasyona denk gelemediğim için hayıflandım.

Meydandaki yapıları hayranlıkla gezip güvercinlerin karnını doyurduktan sonra (bence doyduklarını anlamıyorlar !) meydandaki kafelerden birinde oturup meydanın hareketliliğini izledik. Şarap seviyorsanız rose şarap mutlaka denemelisiniz. Kırmızı şarabın keskinliği yok, içimi güzel. Ve tabi pizza…Floransa, Siena ve Venedik’te yediğim tüm makarnalar ve pizzalar çok ama çok lezzetliydi ama kaldığımız otelin yakınında Don Kişot adında bir kafe/barda yediğim pizzadan sonra İstanbul’da hiç bir pizza tat vermiyor artık. Yine Venedik’te yediğim deniz ürünleri tabağı da çok lezzetliydi. Yemek çok seçtiğimden genelde seyahatlerimde hep sorun yaşarım. İlk defa bir seyahatimde bu kadar çok ve keyifle yemek yiyebilmek de hoş bir durum oldu:)

Venedik’e gittiğinizde eğer vaktiniz olursa Murano ve Burano adalarını da listenize ekleyin. Ben ekleyemediğim için yine bir fırsat yaratıp Venedik’e gitmeye çalışacağım. Burano adası rengarenk evleri (zamanında denizciler evlerini ayırt etmek için böyle boyamışlar) ve dantel işlemeleriyle meşhur bir ada. Murano Adası da cam işçiliği ve renkli evleri ile ünlü. Vakit yaratamamış olmam büyük kayıp.

Eğer magnet, anahtarlık, maske gibi hediyelik eşyaları mağazalardan daha ekonomik fiyata almak istiyorsanız San Marco meydanından çıktıktan sonra Riva degli Schiavoni rıhtımında adım başı tezgah bulabilirsiniz. Bir kaç parça hediyelik alacaksınız küçük çaplı bir pazarlık da yapabiliyorsunuz. Ben burada da magnet koleksiyonumu zenginleştirdim.

Benim gibi gittiğiniz yerlerde sokaklarında dolaşıp tarihi yerlerini ve mimari yapılarını görmekten ve meydan kafelerinde oturup insanların gündelik yaşamlarını izlemekten keyif alıyorsanız Venedik mutlaka listenizde olmalı. Bir kadeh şarap eşliğinde etrafı izleme keyfi ile kendinizi ödüllendirin siz de…

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir