41
DUYURULAR / Eylül 18, 2020

  Günler, haftalar, aylar geçti ve 40 yaş da bitti gitti, hoşgelsin 41 yaş. Tüm dünyayı etkileyen salgının tedirginliği hatta korkusuna rağmen 40 yaş hayatımın en muhteşem yaşı oldu çünkü oğlum geldi:). Her haberleri açtığımda, gazete okuduğumda, sosyal ağlara baktığımda ardı arkası kesilmeyen kötü olayları okuyup dinlemek bütün hamileliğim boyunca beni kaygı kuyusunun diplerine daldırıp daldırıp çıkarsa da oğlum Pars’ı kucağıma aldığımda o kuyunun dibine dalmamak için bana öylesine güç verdi ki… 40 yaşıma girerken umut doluydum yeni yaşıma dair ve bütün üzücü olaylara, haberlere rağmen umudum daha da yeşerdi. Bu yaşım bana, sevdiklerime, sevenlerime sağlık, huzur ve mutluluk versin.Bütün dünyada hayat normale dönsün…

Kırık KIRK
HAYATIN İÇİNDEN / Eylül 16, 2019

Dünyaya geldiğimden bu yana dünya güneş etrafında 40 kez, kendi etrafında 14975 kez döndü ve 10 artık yıl oldu. Ben kırk oldum. Bana çok uzak gelen bu yaş aslında ne kadar da yakınmış. 39 yaşım tüm hayatımı düşündüğümde hayatımın her parçasında oldukça yoğun ve koşturmacalı, kimi zaman üzüntülü kimi zaman kahkahalı geçen en dolu dolu geçirdiğim yaşım oldu. Sevinç, heyecan, hüzün, umut, hayal kırıklığı, şaşkınlık, kayıplar, kazançlar derken akıp geçti. Kimi zaman önüme çıkan küçük çakıl taşları kaya gibi göründü gözüme üstünden atlayamadım kimi zaman da kaya çıktı önüme ve hooop üstünden atlayıp geçiverdim. En güzel ve özeli hayat arkadaşımla hayat kurmam oldu. Artılarımla eksilerimle beni gören, bilen, anlayan, seven… İnsan sevip sevilince hayata dair her şey daha katlanılabilir oluyormuş. Yeni yaşım önce sağlık getirsin sonra huzur ve mutluluk. Bunlar olduktan sonra gerisi geliyor zaten. Sana yüzümde, gözümde, kalbimde, ruhumda gülümseme ile gelmek istiyorum 41 ….

Kırklanmanın Eşiğinde
HAYATIN İÇİNDEN / Eylül 18, 2018

  Bazen dakikaların haftalar gibi bazen de haftaların dakikalar hızında geçtiği bir yaşı geride bırakıyorum. Dilim ve kulağım henüz tam aşina olamasa da 40 yaşıma sadece 365 gün kaldı. Bakalım zaman hangi hızla geçecek benim için? Geride bıraktığım yaş ufak tefek sağlık sorunlarım dışında dolu dolu geçti. Gezi listemden eksilttiğim yerler oldu. En unutulmaz gezim ise Mardin’e oldu. Mardin anlatılmaz yaşanırmış… Çoğunlukla yüzümde kocaman gülümsemenin olduğu keyifli anları yaşadım bol bol. Güzel anlar biriktire biriktire yaş almak hayatın bir hediyesi bana ve ben hediyem ile çok mutluyum.   Yeni yaşımdan her zamanki gibi önce sağlık diliyorum ardından huzur ve mutluluk. Kavgasız, gürültüsüz, adaletli ve insanlığın kaybedilmediği bir toplum düzeni de olursa benden mutlusu yok derim. Bu yaşıma kadar beni ben yapan herkese ve her olaya minnettarım. Yaşadıklarım beni yoğurarak ayaklarım yere sapasağlam basan biri yaptı beni.   Yanımda olan tüm sevdiklerim iyi ki varlar…

Madame Tussauds Balmumu Müzesi
GEZİNTİ / Nisan 27, 2018

Açılacağını öğrendiğimden beri gitmeyi istediğim ancak bir türlü gidemediğim Madame Tussauds balmumu müzesine geçen haftasonu nihayet gidebildim. Sanatsal becerisi olmayan, yapabildiği tek el işi kağıttan gemi olan biri olarak, sanatsal beceriye ve yaratıcılığa öylesine  saygı duyuyor ve hayran oluyorum ki….   Gitmek, görmek istediğim yer yaşadığım şehirdeyse ve her zaman gitme imkan varsa bir türlü gidemiyorum. Haftaya, havalar ısınınca, tatil olduğunda derken İstanbul’da görülecek yerler listemdeki maddeleri bir türlü azaltamıyorum. Madame Tussauds müzesine gidebildiğim için mutluyum😊 Marie Tussaud yani  Madame Tussauds kimdir? 1761 yılında Fransa’da doğmuş. Amcası balmumundan anatomik heykeller yapıyormuş ve ünlü simaların büstlerini yaparak para kazanıyormuş.  Marie amcasının yanında zamanla onun çırağı olmuş ve  balmumundan heykel yapmayı öğrenmiş. 1789 yılında Fransız İhtilali sırasında ve sonrasında hükümet tarafından giyotin ile başı kesilen ünlülerin balumumundan heykelini yaptırmışlar. Onun yerinde olmayı ister miydim? İstemezdimmmmmm. Madame Tussauds 1802 yılında balmumu heykellerini de alarak Londra’ya yerleşmiş. Hem gezip hem de heykellerini sergilemeye başlamış. Ne büyük kayıptır ki İrlanda’ya yaptığı gemi seyahatinde geminin batması sonucunda eserlerinin bir kısmını kaybetmiş.  Çok üzücü değil mi? Bu olay sanatına düşkünlüğünde  ve girişimci ruhunda bir şey eksiltmemiş . Kendi eserlerinin de sergilendiği ilk balmumu müzesini Londrda’da açmış. Birgün Londra’ya gidersem bu müze de gezi listemde muhakkak olacka yerlerden…

Hoş Gel 38
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Eylül 17, 2017

Ben şu an 444 aylık kocaman bir insanım bu hayatta… Günler, aylar, haftalar geçti ve 38 yaşıma giriyorum. Çocukken koskoca teyze olarak gördüğüm insanların yaşına geldim ve ne güzel ki ruhumda lunaparkı seven, amuda kalkan, sokakta hoplayıp zıplayan bir Pınar var hala. Geride beni çok üzmemiş bir yaş bıraktım. Neler mi yaptım? Aile yaşantım, iş hayatım, dostluklarım hep alıştığım düzende oldu bu sene de (ne mutlu bana). Ölmeden önce görülecek yerler listemden birkaç yer eksilttim (ne mutlu bana).  Mümkün olduğunca sağlıklı bir yıl geçirdim (gerçekten ne mutlu bana). Güzel insanlar biriktirebildiğimi anladığım bir çok an yaşadım (ne çok mutlu bana). Bundandır ki yeni yaşımda da bu anları aratmayacak günler ümit ediyorum. Bir kadeh şarap mutluluk sarhoşu yapsın, bir fincan kahvenin onlarca yıl hatırı olsun, kahkaha atmadığım zamanlarda gülümseyecek  sebeplerim yine benimle olsun, huzur olsun, sağlık olsun, başarı olsun ama sevdiklerim hep etrafımda olsun. Lütfen hoş gel 38, geldiğin için (git deme şansım yok zaten 🙂 ) her gün teşekkür etmek istiyorum sana…

Slovenya ve Muhteşem Bled
GEZİNTİ / Temmuz 19, 2017

Slovenya, Orta Avrupa’nın güneyinde yer alan şirin bir ülke. İtalya seyahatim sırasında 2 şehrini görme fırsatım oldu. Ljubljana (okunuşunun Lubliyana olduğunu öğrendiğimde oldukça rahatlamıştım:) ve Bled…Türkiye’den direkt uçuşla gelebileceğiniz gibi yakın bir havaalanına gelerek de ulaşabilirsiniz. Direkt uçuş ile gelirseniz Brnik havaalanı şehrin 19 km kuzeyinde. Şehrin merkezine, araba, shuttle ya da otobüs ile ulaşabiliyormuşsunuz.Biz Venedik’ten buraya otobüsle geldik. Yaklaşık 1,5 saat süren bir yolculuk. Yol boyunca yeşilin her tonundan büyüleniyorsunuz. Alplere yakın ne de olsa… Ljubljana Slovenya’nın başkenti. Yemyeşil, sakin ve huzurlu bir şehir. Hani bizim gibi büyük şehirde yaşayanlar için tam emeklilikte yaşanacak bir yer. 2016 yılında European Green Capital ödülünü almış. Şehirde bir kaç saat kalma fırsatımız oldu. Etrafı yürüyerek gezdik. Sokaklarda o kadar az araba var ki. Küçük büyük herkes bisiklet ile ulaşımını sağlıyor. Sokaklarda yürürken kendinizi çok güvende ve huzurlu hissediyorsunuz. İstanbul’da her gün özlem duyduğumuz duygular değil mi?Ljubljana kayak turizminin gözde merkezlerinden aynı zamanda.   Şehrin sembolü Ljubljana Ejderhası. Heykel gücü ve cesareti temsil ediyor. Ljubljana Kalesi de şehrin önemli tarih eserlerinden. Şehirde yapacağınız en keyifli şey nehir kenarında ve parklarında yürüyüş yapmanız.Nehir kenarında sıra sıra dizilmiş bir çok tezgah görebilirsiniz. Hem çeşitli atıştırmalık yiyeceklerden hem de hediyelik eşyalardan alabilirsiniz. Benim Slovenya’ya gitmekteki asıl…

Kanallar Şehri Venedik
GEZİNTİ / Haziran 29, 2017

Venedik 2 kelimeyle anlatılmak istense hangisi en güzel anlatırdı seçemiyorum ama romantik şehir, kanallar şehri ya da köprüler şehri dendiğinde evet evet Venedik diye bağırasım geliyor:). Burası her gezginin listesinde mutlaka olması gereken bir şehir. Şehre geldikten sonra kanalların ve köprülerin olduğu ada bölümüne gitmek için Vaporetto denilen deniz taksilerini kullanıyorsunuz. Hava güzel olduğundan hafif esintiyle birlikte güzel bir yolculuk yaparak kanalların olduğu bölgeye ulaşılıyor. 2 günlük Venedik gezimin tadı damağımda kaldı diyebilirim. San Marco Meydanı, Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü en ünlü yerlerinden.Toplamda 170 adet kanal ve bu kanallar arasında bağlantı kuran irili ufaklı 400 köprüden oluşan şehirde yaklaşık 250.000 kişi yaşıyormuş ancak yılın her zamanı turist akımına uğradığından her daim kalabalık bir şehir denebilir. Şehirde kanallar ve kanalların üzerinde yer alan köprüler birbirinden güzel. Buraya gelmişken de Büyük Kanal’da mutlaka gondol ile kanalları gezmek gerek. Evlerin arasından daracık alanlardan gondolcuların üstün maharetleriyle hiç bir yere çarpmadan geziyorsunuz. Hele bir de müzik varsa keyfiniz daha da artıyor. Aslında su oldukça bulanık, mikrop açısından zengin hatta evlerin arasından geçerken kötü koku bile alıyorsunuz ancak bunlar bile o keyfi almanızı engelleyemiyor:) Gondoldan indiğinizde az ilerideki Rialto Köprüsü’ne mutlaka gidin. Hatta köprünün üzerinden panaromik bir fotoğraf çekmeyi de ihmal etmeyin. Etkileyici bir…

Rönesans’ın Kalbi Floransa
GEZİNTİ / Haziran 23, 2017

Mayıs ayında 4 günlük mini bir İtalya turu yaptım. Floransa, İtalya’da gittiğim ilk şehir. Floransa,Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinin başkenti.İçinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuş ve Rönesans’ın doğduğu yer. İstanbul’dan ulaşım için Floransa’ya yaklaşık 10 km uzaklıktaki Peretola Havalimanı’na inebileceğiniz gibi Pisa ve Bologna Havalimanları’nı da kullanabilirsiniz. Buradan da otobüs, tren gibi araçlarla Floransa’ya ulaşabilirsiniz. Ben tur ile gittiğim için Boloogna havalimanından bizi bekleyen tur aracıyla gayet keyifli bir yolculuk yaptım. İçinize derin derin tarihi hava mı solumak istiyorsunuz? O halde Floransa tam size göre. Şehir küçük olduğundan yürüyerek bir çok yerini gezebiliyorsunuz. Tam bir açık hava müzesi. Piazza del Duomo ( Duomo Meydanı) Floransa’nın en önemli ve en güzel meydanlarından biri. Floransa Katedrali (Duomo), Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesi, Museo dell’Opera del Duomo gibi şehrin birçok önemli yapısı bu meydan ve çevresinde yer alıyor. Duomo Katedrali şehrin simgesi. Katedralin kubbesi Rönesans mimarisinin ilk önemli örneklerinden ve heybetiyle göz kamaştırıyor. Katedralin tam karşısında Giovanni Vaftizhanesi yer alıyor. Floransa’nın en eski yapılarından biri. Sekiz kenarlı, üç katlı, beyaz çatılı, dışı renkli taşlar ve çizgili sütunlarla kaplı, küçük ancak yine de ilginç bir yapı. Kapıların orjinalleri Museo dell’ Opera del Duomo’da sergileniyor, binadaki kapılar kopyaları. Bu ilginç kapılar Floransa’nın vebadan kurtulması şerefine…

İyilik İnsanlık Sanatıdır

İnsanlık yok oluyor diye söylenip duruyoruz değil mi? Şiddet, terör, hırsızlık, cinayet, dolandırıcılık her gün görmeye alıştığımız!!! konular arasına girdi. Bundandır ki yardım amaçlı organizasyonlara, bireysel olarak iyi bir şeyler yapmaya çalışan insanlara saygım ve hayranlığım sonsuzdur. Elimden geldiğince de destek olmaya çalışırım büyük bir mutlulukla. Size içtenlikle teşekkür eden insanların gözlerindeki samimiyeti başka bir yerde kolay kolay bulamazsınız. Bir kase su verdiğiniz kedi bile peşinizden ayrılmaz. Neden birileri ya da bir şeyler için zaman, para ya da eşya harcayayım diyorsanız demeyin lütfennnnn. Hayatın size ektiklerinizi biçtireceğine inanın. En azından inanmayı deneyin ve olacakları görün. Genceli Nizami çok güzel özetlemiş “iyilik insanlık sanatıdır ” Aşağıdaki hikayeyi anlamı derin olduğundan çok severim. İskoçya’da adı Fleming olan yoksul bir çiftçi yaşıyordu.Bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Beline dek bataklığa batmış çocuk,kurtulmak için çırpınıp duruyor, bir yandan da avazı çıktığı denli bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ölümden kurtardı.Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli biri indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini ve “Oğlumun kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum” dedi. Yoksul ve onurlu Fleming “Kabul edemem!” diyerek ödülü geri çevirdi. Tam bu sırada kapıda çiftçinin küçük oğlu göründü. “Bu senin oğlun mu?”…

Aşhane

Uzun zamandır haber izlemekten ya da okumaktan nefret eder oldum. 10 haberin 9 tanesi terör, kaza, patlama, tecavüz, ölüm, yaralanma ya da kötü giden ekonomi hakkında ve ben hala umudumu ve yaşam sevincimi korumak için direniyorum. Herakleitos’un güzel bir sözü var ” Umut olmadan umut edilen ele geçirilemez ” der. Bazı haberler oluyor ki içimde yaşamaya direnen umudu besliyor. Hala içindeki insanlığı koruyanlar var bu hayatta. İyi ki var. Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Mahmut Kahraman’da iyi ki var olan insanlardan biri. Toplam 420 litre çorba kapasitesi olan ((büyük boy bardaklarla ortalama 1000 kişilik) “Gezici Gıda Dağıtım Aracı Aşhane” 11 Ağustos itibariyle hizmet vermeye başlamış. Her akşam saat 23:00’de İstanbul sokaklarında gezip evsiz insanlara sıcak çorba dağıtıyorlar. Bu organizasyonu Mahmut bey şöyle özetliyor; “Aşhane projesi sadece evsizlere gece çorba dağıtım projesi değil, bireyi, aileyi, mahalleyi, toplumu ihya projesidir…” İstanbul sokaklarında bir çok evsiz var. Maalesef sayı her geçen gün de artıyor. Araç sabaha kadar evsizlerin bulunduğu semtlere giderek gece aç yatmamalarını sağlamaya çalışıyorlar. Ne büyük bir özveri değil mi? Sosyal ağlardaki hesaplarında çalışmalarını, yaşadıkları sorunları, ihtiyaç duyabilecekleri malzemeleri paylaşıyorlar. En büyük sıkıntıları yeterli evsize ulaşamamaları ve gecenin sonunda çorbayı dökmek zorunda kalmaları. Eğer hedefledikleri kişilere ulaşırlarsa ikinci aracı…