Ben Bu Gemiden Mutlu İneceğim
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Nisan 25, 2016

  Hayatın bize yüklediği roller ve üstlendiğimiz sorumluluklar bir süre sonra hayatımızın tek gerçeğine dönüşüyor değil mi? Ne yapmak istediğimize göre değil ne yapmamız gerektiğine göre hayatımızı yaşıyoruz. Ve bir gün bir bakıyoruz ki gerçekten istediğimiz bir çok şeyi yapamadan yıllar geçmiş gitmiş. Trenleri kaçırmanın acısını ya da pişmanlığını yaşamak kalmış elimizde. Başrollerini Demet Akbağ ve Yekta Dikinciler’in paylaştığı Nadide Hayat filmi tam da bu durumu anlatıyor. Nadide, Su Ürünleri Fakültesi’nde okurken evlenmeye karar veriyor ve eşinin isteği üzerine okulu yarıda bırakıyor. Ev hanımı olup 2 çocuk sahibi oluyor. Artık torun sahibi de olmuşken eşi vefat edince derin bir boşluğa düşüyor. Eşi yok, çocuklar büyüdü kendisine ihtiyaç yok. Ev işleri, çocukları büyütme telaşı derken çalışmamakla kalmayıp bir hobi sahibi bile olamadan bugünlere gelmiş ve o boşluktan nasıl çıkacağını bilemeden debelenmeye başlıyor. Bir çok kursa ve etkinliğe katılarak boşluğu doldurup dolduramayacağını keşfetmeye çalışıyor. Ve bir gün çıkan af ile yarım bıraktığı okuluna dönüyor. Okula başladıktan sonra Carette Carettaları araştıran proje ekibine dahil olup onlarla gemi turuna çıkıyor. Nadide yarım bıraktığı okuluna döndüğü için mutlu oluyor çünkü sadece vakit geçirmeye yönelik aktiviteler ile hayatını geçirmek istemediğini anlıyor. Gençler ile diyalog kurup kendisini kabul ettirmesi biraz zaman alsa da yakınlığı, sıcaklığı, espri anlayışı,…