Yeminler Çarpmasın !
SOSYAL MESAJLAR , SOSYAL SORUMLULUK / Kasım 15, 2012

Yemin etmek en basit ifadesiyle sözün, niyetin, yapılacak işin kuvvetli bir şekilde yapılma arzusunu ifade eder. Genel olarak da yeminin bir dini ağırlığı vardır. Yalan ya da yanlış şeylere yemin edilmesi günah sayılır. Sanırım insanları doğruya teşvik etmenin bir yolu bu. Birinin anlattığı şeyin doğruluğunu teyid etmek için yemin ettiririz. Yemin edildiğinde inanır ve güveniriz. Gündelik yaşantımızda ettiğimiz yeminlerin dışında en bilinen yemin bizim doktorlara güvenimizi pekiştiren Hipokrat Yemini’dir. Canımızı, sağlığımızı emanet ederken bu yemin bize güven verir. Yemin şöyledir; “Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetine adayacağıma, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime ve bilgilerimi insanlık aleyhine kullanmayacağıma, mesleğim dolayısıyla öğrendiğim sırları saklayacağıma, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı göstereceğime, din, milliyet, cinsiyet, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.” Bir başka yemin de bizi yönetecek olan kişilerin seçildikten sonra milletvekilliği mazbatalarını alırken mecliste ettikleri yemindir. Bu yemin de şöyledir; “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin…

Cıssss Cumhuriyet Kutlanıyor !
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Ekim 30, 2012

Cumhuriyetimizin 89. yılını ilan edildiği yerde kutlamak, sevgimizi ve saygımızı göstermek için Ankara Ulus meydanındaydık. 40’a yakın demokratik kitle örgütü Vatan ve Cumhuriyet Buluşması için toplanmaya karar verdi. Türkiye’nin dört bir yanından gelmek isteyen binlerce kişinin bu kutlamaya katılamaması için topluca gelecekleri araçları ve katılımcıları kontrol yağmuruna tuttular. Bir far diğerine göre fazla yanıyormuş, bu araç uzun yol için uygun değilmiş, şoför sayısı yeterli değilmiş, evraklar eksikmiş, baskı gördüğünü söyleyen şoförler bu yola çıkamazmış mış mışlarla yüzlerce aracı yola çıkarmayıp yola çıkan bir çok araca da defalarca GBT (Genel Bilgi Tarama) kontrolü yapıldı. Yarı yolda araçları durdurulup sudan bahanelerle araçlar bağlanıp anahtarlarına el konuldu. Binlerce insan yol ortasında kaldı. İndirildikleri yerin neresi olduğunu bilmeyenler oldu, gitmekte direnenlere çevik kuvvetle! engel olundu. Sonunda ne mi oldu? Yüz binlerce kişi Ulus meydanındaydık. Bizlere tazyikli su ve biber gazı sıktılar. Canımız yandı ama dağılmadık, daha fazla kenetlendik . Türkiye’nin her yerinde de yüz binlerce insan ellerinde bayraklar ve meşaleler dillerinde marşlar meydanları doldurup coşkuyla Cumhuriyet’in ilan edilişini yani Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum gününü kutladı. Biz yasa dışı örgüt üyeleri olduk, bölücü olduk, düşman olduk, tü kaka olduk. Teröristler, kaçakçılar, sapıklar, hırsızlar bile daha insanca muamele görüyorken biz “Cumhuriyet Çocukları” ne çocuğu olarak algılandık acaba!!!

İyi ki Doğdun Türkiye Cumhuriyetimiz
SOSYAL MESAJLAR / Ekim 28, 2012

Cumhuriyet, halka dayanan, gücünü halktan alan devlet şeklidir. İktidar millete yani bize aittir. Bizler hür irademizle bizleri temsil edecek kişileri seçeriz ve bizler için en doğrusunu yapmalarını bekleriz !!! Ülkemizde Cumhuriyet’in ilanından sonra Mustafa Kemal’in yaptığı devrimlerle de kalkınan ve devamlı yeniliklere yönelen bir ülkenin seçen, seçilen, okuyan, öğrenen, üreten, özgürce düşünen ve düşündüklerini söyleyebilen, sorgulayabilen, kanunlarla korunan, hakları olan bireyler olmamızı sağlamıştır. Bugün eğitimli, okuyan, öğrenen, çalışan, üreten, konuşabilen, hakkını arayabilen bir insan olabildiysem bunu Cumhuriyet ile yönetilmemize borçluyum değil mi? 29 Ekim Türkiye Cumhuriyetimizin doğum günüdür. 89 yıl geçse de her yeni yaşını coşkuyla kutlarız ve her defasında Mustafa Kemal ve onunla mücadele veren herkese sevgimizi ve saygımızı meydanlarda ellerimizde bayraklarla, dudağımızda marşlarla gösteririz. İyi ki doğdun Türkiye Cumhuriyetim.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü
SOSYAL HAYAT , SOSYAL MESAJLAR / Şubat 28, 2011

Dünyaya kadın olarak gelmek…Çoğu toplumda hayata 1-0 yenik başlamak demek. Özellikle İslamiyet öncesi Arabistan’da ve Çin’de doğan çocuk kız ise ileride namusunu koruyamayabileceği ya da çeyiz gibi masrafları olacağı için öldürülmüştür. Aslında hayata yenik başlamak değil bitik olmakmış onlarınkisi. Bazı toplumlarda sadece sakat olarak doğmuş kız çocukları öldürülürmüş. Tabi doğduğu zaman öldürülmeyen ama yaşamları boyunca defalarca ruhu öldürülen bedeni zarar gören niceleri de var… Kız çocuklarına yapılan sünnet  bu eziyetlerden sadece bir tanesi. Klitoris kesilerek hem dini görevin yerine getirildiği hem de  bazı kadın hastalıklarının önlendiği savunuluyor. Ama biliyoruz ki asıl amaç klitorisi tahrip edip kadının cinsel isteğini öldürmek ve böylece namusunu korumak. Bu nasıl insanlık dışı bir uygulamadır ve nasıl olur ki  dini bir vecibe olduğuna inanılır. Çoğu toplumda kız çocukları küçüklükten itibaren sebebi olsun olmasın dövülerek terbiye edilmeye daha doğrusu itaat etmeye alıştırılır. Kadın sadece geri kalmış toplumlarda mı ezilmeye mahkum ? HAYIR ! Çok uzağa gitmeyelim ve Türkiye’ye bakalım. Hala bir çok bölgede  doğan çocuk kız olduğunda kız çocuk doğurmak bir suçmuş gibi davranılır. Bazı ailelerde eğer kadın erkek çocuğu doğuramıyorsa kapı önüne koyulması ya da eve kuma getirilmesi için eşine haklı bir gerekçe vermiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra kadın hakları için bir çok düzenleme getirilmiştir ama sanıyorum…