Çekiyorum, Çektim, Çekeceğim
HAYATIN İÇİNDEN / Nisan 15, 2013

Küçüklüğümden beri fotoğraf çekmeyi sevmişimdir. Fotoğraf, -özellikle güzel anları- kayıt altına almaktır. Üzerinden zaman geçtiğinde o anı, duyguları, kişileri, durumları hatta tat ve kokuları hatırlayabilmenin en güzel yolu. İlk fotoğraf makinemi abim almıştı. Sanırım ortaokuldaydım. İçinde film makarası vardı ve içine 12,24 ya da 36 pozluk film alıyordum. Fotoğraflar çekildikten sonra tab ettirmek için fotoğrafçıya bıraktığım andan alana kadar geçen sürede heyecan ve merak had safhada olurdu. Çünkü fotoğrafların hepsi çıkmayabilirdi, filmlerin yanması diye bir şey vardı. Ayrıca bir anlık poz verme ya da pozu yakalama sonucunda çekim yapıldığından ve dijital makinelerde olduğu gibi çekilmiş fotoğrafları göremediğimden basılana kadar gizemini korurdu. Sonrasında dijital makineler çıktı. Film derdi yok, çektiğiniz anda fotoğrafı görebiliyorsunuz. Beğenmezseniz tekrar çekebiliyorsunuz. İlk kez gördüğümde ne büyük buluş demiştim. Daha sonrasında bu büyük buluş cep telefonlarımıza da yansıdı. Her an cebimizde fotoğraf makinemiz oldu. Hatta son dönemlerde çıkan akıllı telefonların bir çoğu fotoğraf makinesi kalitesinde çekmeye başladı. Benim gibi fotoğraf çekmeyi sevenler için güzel teknolojik gelişme. İlk dijital makinemi aldığımda 1 haftalık tatilimde neredeyse 1000 fotoğraf çekmiştim. Dağları, taşları, manzarayı, insanları, sokakları, çiçekler kısacası görebildiğim her şeyi çekerek tatilimin her anını ölümsüzleştirmiş oldum. Nihayetinde profesyonel fotoğraf makinesi aldım. Henüz çok yeni ve bahar bir türlü gelmek bilmediğinden keyfini…