Sarajevo (Saraybosna)
GEZİNTİ , HAYATIN İÇİNDEN / Kasım 16, 2015

    Bosna’da 1992-1995 arası 3,5 yıl süren Bosna Savaşı’nı ortaokul yıllarımda duymuş ancak şimdiki kadar iletişim ağları geniş olmadığından savaşın yıkımını ve acılarını o dönemde çok da derinden anlayamamıştım. Alexandra Cavelius’ın Leyla adlı kitabı ve Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları kitabını ağlayarak ve insanlığımdan utanarak okuduktan sonra Sırpların yaptığı katliamı anladım:( Sırp lider Miloseviç Büyük Sırbistan hayali için yaptığı katliamlardan sonra savaşı kazanamamış ve binlerce masum insan keskin nişancılarla, bombalarla toplu katliamlara kurban gitmiş. Savaşı Dayton Anlaşması sona erdirmiş. O zamanki Bosna-Hersek Devlet Başkanı Aliya İzzetbegoviç, Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve Hırvatistan Devlet Başkanı Franjo Tudjman tarafından Kasım 1995’te ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton kenti yakınında uzlaşma sağlanmış ve 14 Aralık 1995’te de antlaşma resmen imzalanmış. Bu antlaşmanın arkasından 1996’da bölgelere NATO güçleri gönderilmiş. Bu antlaşma ile Bosna-Hersek kantonlara bölünmüş ve ülkenin %49’unu Sırp Cumhuriyeti, %51’ini Boşnak-Hırvat Federasyonu’nun kontrol etmesi öngörülmüş. Ayrıca, Doğu Slavoniya’yı Hırvatistan’ın kontrol etmesi öngörülmüş. Balkan ülkelerini gezmeyi uzun zamandır istiyordum ve nihayet Saraybosna ile açılışı yaptım. 3 günlük bir turdu ve tarihlerini görmek ve dinlemek açısından oldukça doyurucu bir gezi oldu. Tura annem ile katıldım ve 15 kişilik küçük ama eğlenceli grup arkadaşlarımızla dolu dolu geçirdik zamanımızı. Grubumuzda en küçüğü 24 yaşında en büyüğü 67 yaşında…

Göynük Gönlümde :)
GEZİNTİ / Ekim 31, 2012

  Ülkemizin her yerinden tarih ve doğal güzellikler fışkırıyor. Her farklı yer gezdikten sonra böylesine güzelliklere sahip olduğumuz için gurur duyuyor ve daha fazla yer görebilmek için daha istekli oluyorum. Bu Kurban Bayramı tatilinde kısa bir kültür turuna çıktım. İl durak Bolu’nun ilçesi olan Göynük’tü. Göynük yöresi 1323’te Osmanlı topraklarına katılmış, 1923 yılında da il yapılan Bolu’ya bağlı ilk ilçe olmuş. Küçük ama çok sıcak bir ilçe. Kendine has evleri var. Tüm yerleşim alanı kentsel sit alanıymış. Oradayken Akşemseddin Hazretleri Türbesi’ne gittik. Ardından ilçenin tepeden bakışının muhteşem olduğu Zafer Kulesi’ne gittik. Bu kule Kurtuluş Savaşı’nın başarılarını ebedileştirmek için yapılmış. İlçe merkezinde 7 cami, 3 türbe, 1 hamam ve 1 Tarihi Zafer kulesi bulunması gerçekten etkileyici. İlçe halkı çok sıcak. Gezimiz sırasında karşılaştığımız tüm yerli halkı iyi bayramlar diledi. Burada öğrendiğim en ilginç şey Akşemsettin’in Pasteur’dan 400 sene önce mikrobu keşfetmesiydi. Sanırım çalışmalarını genişletecek ve duyurabilecek yeterli imkanları olmadı ki 400 yıl sonra çalışma yapılabilmiş. Göynük’te de tarhana çorbası ve ev eriştesi meşhur. Ekmekleri de çok lezzetliydi. Göynük’ün güzelliğini yaşarken turumuza Sünnet Gölü’ne giderek devam ettik. Harika göl manzarası, tertemiz hava, yeşillikle birlikte huzur verdi doğrusu. Manzaraya karşı 2 bardak çayı keyifle içtim ve bol bol fotoğraf çektim. Sünnet Gölü’nün huzuru…

Ben Gezgin Ruhlu Turistim
GEZİNTİ / Temmuz 20, 2012

Son birkaç yıldır tatil anlayışım deniz kenarında tüm günü yatarak, yüzerek ve kitap okuyarak geçirme sınırlarının dışına çıkmaya başladı. İmkanlarım ölçüsünde – zaman ve maliyet- Türkiye içinde ve dışında farklı yerlere gitmeye başladım. Çoğunlukla turlarla gitmeme rağmen gezi öncesi mutlaka gideceğim yer/ yerler ile ilgili olarak kısa da olsa araştırma yapmaya çalışırım. Gidilecek yerler, yenilecek içilecek yöresel tatlar, tur programında gezilecek yerler ile ilgili bilgiler, ekstra turlardan hangilerine gideceğimi not ederim. Genelde notlarım tatil süremi ve imkanlarımı aşacak bilgilerle doludur ama yine de hazırlamayı ihmal etmem. Bu sayede gezilerim daha verimli geçmiştir. Geçenlerde bir sosyal paylaşım sitesinde bir gezi kitabının reklamını gördüm. İsmi ve kapağı hemen dikkatimi çekti. HindistaNepal – 1 gezgin, 2 ülke, 5 şehir, 18 gün İhsan Önder tarafından yazılmış bir gezi kitabı. Yaklaşık 250 sayfalık bir kitap. Herşeyden önce yazarın anlatım dili çok akıcı, eğlenceli ve sanki size yanınızda anlatıyormuş havasında. İlk sayfada yolculuğuna başlamadan önceki son gece yaşadığı heyecanı ve mutluluğu o kadar güzel anlatmıştı ki acaba gezisi hayal ettiği gibi oldu mu diye merak ettiğimden kitabı ilk elime aldığımda bir bakmışım ki 100 sayfasını okumuşum. Yazar daha askerliğini yaparken ki komando olarak yapmış, Nasuh Mahruki’nin Asya Yolları, Himalayalar ve Ötesi kitabını okuduktan sonra HindistaNepal’i gezip…