Dam Üstünde Saksağan
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Aralık 26, 2013

Toplumun geneline baktığımızda muhafazakar olmayan kesim olduğu gibi farklı seviyelerde muhafazakar kesim de mevcut. Hepimiz hem bireysel hem de toplumsal yaşantımız için iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı ayırt etmeye çalışırız. Bu ayrımları yaparken daha etkili olduğu düşünüldüğünden iyi,kötü,yanlış ya da doğru demeyip sevaplar ve günahlar olarak da ayrım yapılır. Bu ayrımların temelinde doğru, dürüst, hem ruhen hem bedenen temiz, tüm canlılara saygı duyan, paylaşmayı bilen, hak yemeyen, birbiri arkasından konuşmayan,kuyu kazmayan, can yakmayan daha sayamadığım bir çok özelliği taşımanın önemi yatar. Bundandır ki inançlı insanlardan (inançlı olduğunu söyleyenler de dahil) kötü bir şeyler beklemezdik. Son yıllarda Allah, kitap, cami, namaz, dua, ramazan, oruç derken canım ülkemde öyle yozlaşmalar oldu ki. Birkaç gündür gündemden düşmeyen haberler sonrasında aklımda 2 sureden bölümler dolanıp duruyor. İnançlarıyla sömürülen insanları düşündükçe, aklın, mantığın yerini dualar ve beddualar aldıkça utanmayanların yerine utanıyorum ve yüzüm kızarıyor, kızarıyor… Bakara Suresi Ve la te’külu emvaleküm beyneküm bil batıli ve tüdlu biha ilel hukkami li te’külu ferıkam min emvalin nasi bil ismi ve entüm ta’lemun Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin. Nisa Suresi Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı, illâ en tekûne ticâraten…