Sevgi Başka Bir Surette Geri Dönecek
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Nisan 21, 2016

    Hayat kazandırdıkları gibi kaybettirdikleriyle de bir bütün içerisinde. Bazen kayıpları telafi etmek zor ve acıdır. Bazılarının da telafisi mümkün değildir ve bu şekilde yaşamaya alışmak gerekir. Güzel bir hikaye… Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş. Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş: “Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş. Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi…” Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir…

Öncelikleri Önceliklendirebilmek

Hayatımızın önceliklerine neye göre belirliyoruz ? Özellikle büyük şehirde yaşayıp çalışanlar için hayat iş ve ev arasında koşturmak ve ev yaşantısında günlük hayatını sürdürebilecek yapılması gerekenleri yapmaktan ibaret maalesef. Aslında zamanınızın çoğunu neye harcadığınızı hayatta sizin için önemli olan şey belirliyor. Öncelik sıranıza göre hayatı yaşarken hep yarım kalmış işler, sitem eden aile fertleri ve arkadaşlar, yapmak isteyip yapamadığınız bir çok kişisel işleriniz olur. İşte hayatımızın önceliklerine dair çok keyifli bir hikaye… Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar… Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler. Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler yine hep birlikte; ‘evet doldu’ derler. Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler. Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye….

Yaşıyorum Öyleyse Varım

  Facebook kullananlar bilir. Sayfanızda ne paylaşmak istiyorsun yazısı çıkar. Ayrıca günün tarihine göre paylaştığınız yıl dönümü gelmiş fotoğrafları gösterir. Bugün bana neyin yıl dönümü diye sorarsanız bariyerlere savrularak yaptığım ve pert olmuş arabadan sadece boynumu biraz inciterek sapasağlam kurtulduğum trafik kazasının 1. yılı. 1 yıl önce bugün ölebileceğimi ama hala yaşanacak güzel günlerim olduğunu düşündüm. Sabah trafiğinde bir kaç saniye ile başka arabalara çarpmaktan belki de başka insanların hayatına malolmaktan kurtuldum. Emniyet kemerimi de her zamanki gibi taktığımdan yara bile almadım. Hala bariyerlere yakın geçerken içim ürperse de ben hayattayım. Her gün haberlerde aşırı hızdan, alkollü ya da uykulu araç kullandıkları için hayatlarını kaybeden insanları okudukça hem üzülüyor hem de içtenlikle şükrediyorum. Maalesef ki insan kötü birşeyler yaşadığında hayatındaki iyi, güzel ve doğru şeylerin ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Sonra yine unutup gidiyor. Bir cenazede biri Allah bu acınızı unutturmasın dediğinde önce çok kızmıştım ne demek unutturmasın. Ölenin yaşlı olması ölümü sempatik kılmıyor. Unuttursun yoksa hayat geçer mi? Sonraki günlerde düşününce anladım ki daha büyük acılarınız olmasın ki bu acı yaşayacağınız en büyük acı olsun demek istemişti. Acılar, kayıplar olmasa hayat ne kadar daha yaşanılası olurdu. Herşeye rağmen yaşamak ne de güzel bir şey. Nazım Hikmet Yaşama Dair şiirinde…