Ayrımcılık Kokan Atasözleri
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Mayıs 17, 2016

“Dil, tarafsız değildir. O, yalnızca düşünceleri taşıyan bir araç değildir; dil, bizzat düşünceleri şekillendirir.” Dale Spender Hey kadınlar önce bir birey olduğumuzu anlayıp buna göre hayatımızı yaşamazsak bırakın birey olmalı insan yerine bile koyulmayacağız. Kız çocuğu olarak dünyaya gelmek ne kadar kötü, yanlış, ayıp bir şey olarak algılanıyor ki dilimize aşağıdaki atasözleri ve deyimleri yerleşmiş. Hani yaradan her yarattığı canlıyı dünyadaki bir dengeyi sağlamak için yaratmıştı? Kadın dövülecek, itilecek , kakılacak, çocuk doğuracak, evinin işini yapacak, gerekirse dayak yiyecek, hayatının kararlarını önce ailesi sonra kocası verecek. Algılanan, beklenen, istenen buysa bize düşen de bu zihniyete insan olduğumuzu, kadın olduğumuzu göstermek, üretken olmak, ayaklarımızın üzerinde durmak. Lütfen önce kendi değerimizi bilelim… Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya Anasına bak kızını al, kenarına bak, bezini al İyi ipek kendini kırdırmaz, iyi kadın kendini dövdürmez Kızını dövmeyen dizini döver Komşu kızı almak kalaylı tastan su içmek gibidir Tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden almalı Ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin Gelin eşikte, oğlan beşikte Oğlan babadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün Kadının şamdanı altından olsa, mumunu dikecek yine erkektir Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etme Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından…

Dişisel Sorunlar
DUYURULAR / Ekim 14, 2015

Menstrüasyon, aybaşı, regl daha da bilindik adıyla adet nedir? Adet aslında biz bayanlara verilmiş hem bir ödül hem de ceza diyebilirim. Ödüldür çünkü regl olma doğurganlığı sağlar, cezadır çünkü bir çok bedensel ve ruhsal etkisi vardır. Bilimsel olarak tanımına gelince; Kadınlarda ve bazı dişi hayvanlarda (primatlar ), rahim iç yüzeyinde oluşan damar ve dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması şeklinde gerçekleşen fizyolojik olaydır. Doğurgan kadınlarda üreme ve döllenme amacıyla meydana gelen değişiklikler de denebilir. Ergenlikten menopoz (adet görmenin bitmesi) dönemine kadar ortalama 28 günde bir gerçekleşen ve yine ortalama 3-7 gün arasında devam eden bu süreç yarattığı etkilerden dolayı oldukça sıkıntılı geçebiliyor. Rahim alınması ya da tedavi amaçlı bazı ilaçların kullanımı menopoz sürecine erken girilmesini sağlayabilir. Bu döngünün başladıktan sonraki 14. günü yumurtlama dönemidir yani gebelik için en uygun zamandır. Eğer ergenliğe girişinizde regl olma konusunda size bu sürecin ne olduğu, nasıl devam ettiği ve olası etkileri anlatılmamışsa öğrenen kadar geçen zaman soru işaretleri, utanma hatta kendinden tiksinmeye kadar gidebilir. Hele bir de eksik ve yanlış bilgi verilmişse vay halinize! Hemen yaşanmış bir olayı paylaşayım. Ergenliğe girecek kızımız annesi ve komşularının kendi aralarında yaptıkları kadınsal sohbetlerin birinde bu ay adet görmedim hamileyim sanırım cümlesini duyar. Hamilelik döneminde regl olma kesilir…

Bir Eşya, Bir Obje
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Eylül 3, 2015

Yıllar önce kadının evinden çıkıp çalışma hayatına girip bireyleşmesinde önemli adımlar atan bu değerli kadınlardan sonra kız çocuklarının okula gönderilme oranı artmış, çalışma hayatına girmişlerdir. Ancak hala yeterli eğitim seviyesine ulaşamadık ve kadın-erkek eşitliğini fiziksel güçten çok öte bir kavram olduğunu anlayamadık. İlk kadın arkeolog: Jale İnan (1943) İlk kadın avukat: Süreyya Ağaoğlu (1925) İlk kadın bakan: Türkân Akyol (1971) İlk kadın başbakan: Tansu Çiller (1993) İlk kadın belediye başkanı: Sadiye Hanım (1930) İlk kadın büyükelçi: Filiz Dinçmen (1982) İlk kadın danıştay başkanı: Füruzan İkincioğulları (1994) İlk kadın diplomat: Adile Ayla (1932) İlk kadın doktor Safiye Ali (1891-1952) İlk kadın emniyet müdürü: Feriha Sanerk (1953) İlk kadın jet pilotu: Leman Altınçekiç (1958) İlk kadın kaymakam: Özlem Bozkurt (1992) İlk kadın millî maç hakemi: Lale Orta (1986-2005) İlk kadın muhtar (seçilmiş): Gül Esin (1933) ilk kadın opera sanatçısı: Semiha Berksoy (1934) İlk kadın savaş pilotu: Sabiha Gökçen (1937) İlk kadın pilot: Bedriye Tahir Gökmen (1933) İlk kadın profesör: Prof.Dr. Fazıla Şevket Giz (1948) İlk kadın rektör: Prof.Dr. Saffet Rıza Alpar (1968) İlk kadın tiyatro oyuncusu: Afife Jale (1919) İlk kadın televizyon spikeri: Nuran Devres (1968) İlk kadın vali: Lale Aytaman (1991) İlk kadın veteriner: Sabire Aydemir (1937) İlk kadın siyasal parti…

Haklarımız Olmasa İsteriz Eee Var İşte !!!

  Dünyanın hemen her yerinde, özellikle de geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde kadın olmak zordur. Cinsiyet ayrımcılığı bir çok kız çocuğuna ve kadına eziyettir. Bu eziyet önce ailesinde başlar ve kendi kurduğu ailede de devam eder. Birçoğu çalışma hayatını bırakın zorunlu eğitim süresinde bile eğitim hakkından yoksun kalır. Fiziksel ve / veya psikolojik şiddet birçoğunun hayatının ayrılmaz parçalarıdır maalesef. Türkan Saylan “Her Türk Kadınının Cumhuriyet’e Borcu Vardır” der. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1926-1934 yılları arasında yapılan devrimlerin bir bölümü kadınların eğitimden kanunlara, sosyal ve kültürel alanlarda eşitlik sağlamayı amaçlamıştır. Dün 5 Aralık’tı. 78 yıl önce bugün kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu tarihten önce 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı da verilmiş böylece kadınların hem siyasi hayata girmelerine olanak tanınmış hem de seçme hakkı sayesinde ülkesinde en küçük yerel yönetimlerden ülkenin yönetimine kadar tercihini kullanabilmesi özgürlüğü verilmiştir. Bu devrimler kadın-erkek eşitliğinin sağlanabilmesi yolunda gerçekten büyük adımlar. Aslında toplumsal yaşamın her alanında eşit olabilmek her şeyden önce insan olmanın bir gereği değil midir? Cumhuriyet’in ilanından bu yana yapılan devrimlere rağmen ne kadar yol katedebildiğimiz de üzerinde kafa yormamız gereken bir konu. Tabi dizilerden ve magazin programlarından vakit bulabilirsek ! Yıl…

Kadına Şiddete ŞİDDETLE Hayır !
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Kasım 25, 2012

  Neredeyse her gün bir şey günü. Dünya … günü ya da sadece kendi ülkemizde kutlanan … günü. Doğum günlerini kutlamaya özen gösteririm. Ancak diğer hemen hemen tüm özel günleri çok anlamlı bulmuyorum ama bir bölümünü kutlamak zorunda kalıyorum. Çünkü etrafınızdaki herkes kutladığında, siz doğru bulmasanız da  kutluyorsunuz. Anneler günü ve babalar günü bunların en başında geliyor. Bir bakıma sürprizler ve jestler için bahane ama yine de ticari tarafı beni o günlerin anlam, önem ve değerinden soğutuyor maalesef. Bugün 25 Kasım. “Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”. Bir çok yerde protesto gösterileri oldu. Bilgilendirme konferansları yapıldı. Hemen hemen her gün şiddete uğrayan kadınları gazetelerde okuyor, televizyonlarda izliyoruz. Bu sebepten hayatını kaybeden nice kadınlar oldu. Kadın olmak ülkemiz de dahili olmak üzere dünyanın bir çok yerinde gerçekten çok zor. Her yıl bir çok kız çocuğu doğar doğmaz öldürülüyor. Yaşamayı başaranlar satılıyor. Her gün dünyanın her yerinde bir çok kadın tecavüze uğruyor. Tecavüzcüsüyle evlendirilmek de ülkemizde namus kurtarma yöntemi olarak kullanılıyor. Düşünsenize size bunu yapan kişiyle birlikte bir hayata zorlanıyorsunuz. Yaşadığınız o kabus her gün yanı başınızda. Genel olarak tüm dünyada kadınlar bilinçlendirilmeye çalışılır. Ülkemizdeki Mor Çatı gibi sığınma evleri açılır. Kadınlara hukuki olarak yol yordam öğretilmeye çalışılır. Aslında en…

Dünya Emekçi Kadınlar Günü
SOSYAL HAYAT , SOSYAL MESAJLAR / Şubat 28, 2011

Dünyaya kadın olarak gelmek…Çoğu toplumda hayata 1-0 yenik başlamak demek. Özellikle İslamiyet öncesi Arabistan’da ve Çin’de doğan çocuk kız ise ileride namusunu koruyamayabileceği ya da çeyiz gibi masrafları olacağı için öldürülmüştür. Aslında hayata yenik başlamak değil bitik olmakmış onlarınkisi. Bazı toplumlarda sadece sakat olarak doğmuş kız çocukları öldürülürmüş. Tabi doğduğu zaman öldürülmeyen ama yaşamları boyunca defalarca ruhu öldürülen bedeni zarar gören niceleri de var… Kız çocuklarına yapılan sünnet  bu eziyetlerden sadece bir tanesi. Klitoris kesilerek hem dini görevin yerine getirildiği hem de  bazı kadın hastalıklarının önlendiği savunuluyor. Ama biliyoruz ki asıl amaç klitorisi tahrip edip kadının cinsel isteğini öldürmek ve böylece namusunu korumak. Bu nasıl insanlık dışı bir uygulamadır ve nasıl olur ki  dini bir vecibe olduğuna inanılır. Çoğu toplumda kız çocukları küçüklükten itibaren sebebi olsun olmasın dövülerek terbiye edilmeye daha doğrusu itaat etmeye alıştırılır. Kadın sadece geri kalmış toplumlarda mı ezilmeye mahkum ? HAYIR ! Çok uzağa gitmeyelim ve Türkiye’ye bakalım. Hala bir çok bölgede  doğan çocuk kız olduğunda kız çocuk doğurmak bir suçmuş gibi davranılır. Bazı ailelerde eğer kadın erkek çocuğu doğuramıyorsa kapı önüne koyulması ya da eve kuma getirilmesi için eşine haklı bir gerekçe vermiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra kadın hakları için bir çok düzenleme getirilmiştir ama sanıyorum…