Bir Solukta “Kürk Mantolu Madonna”

Çok küçük yaşlardan beri kitap okumayı severim. Hayatım boyunca zaman buldukça hatta çoğunlukla zaman yarattıkça farklı konularda ve farklı yazarların kitaplarını okumaya çalıştım. Okumak kültürümü artırmasının yanında konuşurken de özgüvenimin artmasını sağladı. Yazı yazma isteğim de okumayı sevmemin benim de yazdıklarımın okunması isteğini uyandırmasından gelir. En çok bir solukta okuduğum kitapları seviyorum. Böyle kitapları okurken hem bir an önce bitirmek istiyorum hem de bitmesine yakın o keyif de biteceği için biraz üzülüyorum doğrusu. Bu hafta sonu da tıpkı böyle bir kitap okudum. Sabahattin Ali’nin yazdığı Kürk Mantolu Madonna. Kitabı tavsiye üzerine okudum ancak ne yalan söyleyeyim ilk olarak isminden dolayı alaka kuramamıştım. İlk sayfalarda beni nasıl bir hikayenin beklediğini anlayamamıştım. Bir kaç sayfa sonra kitabın ana karakterlerinden Raif efendi ile tanıştım. Bu kadar içine kapanık ve melankolik bir adam nasıl ana karakter olabilirdi? Raif efendi ailesi, kardeşleri ve kardeşlerinin ailesiyle birlikte yaşayan, Almanca çeviri yaparak para kazanan sıradan bir karakterdi ta ki geçmişini yazdığı günlüğü ortaya çıkana kadar. Raif, 20’li yaşlarında babasının isteğiyle eğitimi için Berlin’e gider. Bir sanat galerisini gezerken gördüğü tablodaki kadına aşık olur. Tabloyu Andrea Del Sarto’nun Madonna delle Arpie tablosu sanır. Günlerce galeriye gidip tabloyu hayran hayran seyreder. Ve bir gün tablonun asıl sahibi olan Maria Puder ile…