Stokholm Sendromu’nda Bir Ülke
HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL MESAJLAR / Ağustos 3, 2015

  Stokholm Sendromu kısaca rehine ile rehin alan kişi arasındaki sempati ve duygusal bir bağ oluşması denilebilir. Sendromun adı 1973 yılında İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşanan bir olaydan gelmektedir. Banka soygununda 4 banka çalışanı 6 gün rehin tutulmuş, soyguncular rehinelere iyi davrandığından rehinelerin soygunculara karşı duygusal bağı oluşmuş. Hem de nasıl bir bağ…Rehineler polisin bankayı basacağını fark edip soyguncuları uyarmışlar, mahkemede soyguncular aleyhine ifade vermek istemeyip, savunma ücreti için para toplamışlar. Hatta rehinlerden biri soygunculardan birinin hapisten çıkmasını bekler, onun için nişanlısını terk eder ve sonunda da onunla evlenir. Benim gibi suç / polisiye dizileri seviyorsanız bu sendromun konu alındığı bir çok dizi izlemişsinizdir. Sadece rehin alan/ rehin alınan arasında değil, kendisini kaçıran kişiyi ebeveyn olarak kabullenen ve seven çocuklar, yıllarca eve hapsedilmiş, tecavüze uğramış nice kadın da kendisine yapılanların sevildiğinden, korunmak istendiğinden yapıldığına inanır ve bir gün kaçma imkanı varken kaçmaz ve rehinecisine sıkı sıkı bağlı bir yaşam sürer. Ben ülkemizde özellikle siyasette yaşananların halkın üzerindeki etkisini bu sendroma benzetiyorum. Çaldı ama çalıştı, fazla özgürlük iyi değil zaten kısıtlanmalı, gösterişli binalar (kaç-ak saray, yeni yapılan içinde adalet olmayan adalet sarayları gibi ) zenginliğimizi gösterir, sokaklarda eylem yapanlar (gezi olayları en güzel örnek bence) vandalist, tabi ki biber gazı sıkılmalı. yetmez…