Fiziki Bedeni Yeniden İnşa Etmek (Gelişim Semineri)
ATIŞTIRMALIK BİLGİLER , DUYURULAR / Nisan 13, 2016

  Belki ilginizi çeker. Ben Kendi Hayatınızın Mimarı Olmak temel eğitim seminerine katılmıştım Mart ayında. Bu yeni seminerde şehir dışında olacağım için katılamayacağım. Detayları aşağıda… “Kendi Hayatının Mimarı Olmak serisinin ilk uygulama adımında Fizik Beden üzerinde çalışacağız. Şu cümleleri eminim pek çoğumuz zaman zaman kurmuşuzdur. – Diyet yapmaya karar vermiştim ama bir türlü programıma sadık kalamıyorum. – Alışveriş yapma keyfimi kaybettim. Ne giysem yakışmıyor. – Sıkıntıdan yemeğe vurdum kendimi. – Gece yarısı içim kazınıyor, ne yapayım! – Pazartesi sigarayı bırakacağım. – Hayatım düzensiz, yoksa ben de istiyorum düzenli yemek yemeyi. – Ama şimdi bu cheesecake’de bir dilimi daha hak ediyor yani!!! Tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki bu kadar cümleden sonra “Yeter artık!” cümlesine geldiyseniz sorununuz çözülmüş demektir. Gelin yanıt olarak verdiğiniz tüm “Ama!”ları, değerli hocalarımız Şirvan Denizci ve Aysun Akduran Levent ile birlikte size özel hazırladığımız seminerde hep beraber temizleyelim. Fizik Bedeni keşfederken aslında her sorunun aynı yanıtta buluştuğunu göreceksiniz.” Sevgiyle kalın, sevgide kalın. Yeşim Aşkım Aksoy Eğitmenlerimiz hakkında detaylı bilgi için sitemizdeki http://www.focusstudiotr.com/focus-studio-hakkinda.asp sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Seminerimiz ücretli olup 24 Nisan tarihine kadar ön kayıt yaptıracak olan katılımcılarımız %15 indirimden faydalanabilirler. Gyrokinesis çalışmasından dolayı kontenjanımız sınırlı olduğundan ön kayıt zorunludur. Bizden söylemesi 🙂 Seminer Bedeli: 190 TL Ön kayıt bilgileri…

Kinoa Neymiş ?
DUYURULAR / Şubat 29, 2016

  Birleşmiş Milletler’in 2013 yılını “Kinoa Yılı” ilan ettiği ile ilgili bir haber görünce merak edip biraz araştırdım. Kırmızı et yemediğim için besin değeri (özellikle protein ) yüksek yiyecekler tüketmeye çalıştığımdan Kinoa iyi bir şey ise neden tüketmeyeyim diye düşündüm.

Dikkat Doğa Katilleri Var
DUYURULAR / Şubat 23, 2016

Ağaçlar neden önemlidir? Çünkü !!! Karbondioksit olarak bilinen sera gazını emip, içerisindeki karbonu emdikten sonra kalan oksijeni atmosfere bırakır ağaçlar. Bizler için zehri içine alır ve bize yaşam kaynağımızı verir. Ağaç herhangi bir gazı emmeden de oksijen sağlar bize. Atmosferdeki kötü koku ile amonyak, nitrojen dioksit, sülfür dioksit ve ozon gibi havayı kirleten gazları emer. Hani evinizde hava temizleyiciler kullanıp enerji harcıyorsunuz ya ağaçların kabukları ve yaprakları bunu kendi yapar işte. Son yıllarda evlerde, ofislerde, kafelerde her yer klimayla doldu taştı ya ağaçlar sayesinde yaşadığınız veya çalıştığınız yerin havasını etrafa ağaçlar dikerek sernlik sağlayabilirsiniz hem enerji tasarrufu da sağlamış olursunuz. Suyun az bulunduğu alanlarda, ağaç gölgeleri buharlaşmayı yavaşlatır. Tepe ve dere kıyılarındaki ağaçlar toprağın yüzey akışını azaltır. Böylece erozyonu önlemiş olur. Ağaçlar UV-B’ye maruz kalma oranını %50 azaltır. Bu ışın cilt kanserinin başlıca sebebidir. Ağaçlar meyve ve yemiş verir. Bu hem ekonomiye katkıdır hem de beslenme için temel bir gereksinimdir. İnsanların dışında canlılar da (özellikle kuşlar) bu gıda kaynağından faydalanır. Düşünsenize 1 elma ağacı yılda 300 kilo elma verebiliyor. Bu meyveyi satan kişi kazancını yine harcayarak ekonominin döngüsü içerisinde yerini alıyor. Ağaçlarla temas içinde olmak, akli yorgunluğu azaltarak konsantrasyonun artmasını sağlar. Özellikle stres altındaki kişilere bol bol doğa yürüyüşü bundan…

Bir Yılın Son Günleri
DUYURULAR / Aralık 31, 2015

  Yeni yıl yeni umutlar demek değil mi? Geçen yılı düşünür, yeni yılda güzel şeyler olsun isteriz hep. Murathan Mungan’ın Bir Yılın Son Günleri şiiri duygularıma o kadar güzel tercüme olmuş ki…Paylaşmak istedim. Yeni yıl sizlere istediklerinizi getirsin, istemediklerinizi alıp götürsün. Bir yıl daha bitiyor İşte bu kadar duru,bu kadar yalın Bu kadar el değmemiş Sıradan bir gerçeği daha kolları bağlı hayatımızın Bu şiire nasıl dahil edilebilir bir yılın son günleri Her sonda,her başlangıçta ve her defasında Alır gibi başkasını karşımıza Perdeler çekip,ışıklar söndürüp oturup yatağın içinde bir başımıza Sorgulamak kendimizi Öğrenmek ikimizin anadilini,ikinci belleğimizi Öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini Bu aynanın dehlizlerinde gezinirken görürüz Karanlık günlerimizin kenar süslerini Biterken yılın son günleri Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini Gençlik ikindilerini Kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri. Bir yıl daha bitiyor Düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden Bana mı öyle geliyor Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman İnsan yaşlanırken? Kırdım mı incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Dağınık yatağım,mutsuz yatağım Çoğalttım mı eksiklerimi? Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim…

İhtiyaç Haritası
DUYURULAR / Ekim 22, 2015

Gördüğüm anda kıskandım hem de çok kıskandım. Birileri benim emeklilik hayalimi gerçekleştirmiş !!! 25 sene sonra  ben yapacaktım biri bunu yapmış hem de nasıl harika bir organizasyon. Hayran oldum, takdir ettim, gıpta ettim… Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama tiyatro/dizi/sinema oyuncusu Mert Fırat bir platform kurmuş. Adı İhtiyaç Haritası. Web siteleri http://ihtiyacharitasi.org/ . İhtiyacı olan da yardım etmek isteyen de bu platforma üye oluyor ve birbirlerini bulabiliyor. Müthiş değil mi? Bir çoğumuz imkanlarımız dahilinde küçük katkılar yapmak istiyoruz ancak o kadar çok suistimal haberleri duyuyor ve izliyoruz ki hep bir şüphe kaplıyor içimizi. Ya yerine gitmiyorsa? Ya kötü niyetli kişileri ya da grupları desteklediysek ? İhtiyaç haritası ile desteğe ihtiyacınız varsa ihtiyacınızı  talep edebiliyorsunuz, katkıda bulunmak istiyorsanız ne tür bir katkı olduğunu yazıyorsunuz bir de  organizasyonlarda gönüllü olabiliyorsunuz. Her şey şeffaf, kesinlikle para akışı yok. Örneğin siz bir öğretmensiniz ve okulunuzda kütüphaneniz var ama kitabınız yok. Okulun adı, adresini de belirterek ihtiyacınızı yazıyorsunuz. Bu  yayınlanıyor ve buna yardımcı olacak kişiler / kurumlar ilanınızın altında yer alan İhtiyacı Karşılamak İstiyorum  seçeneğini tıklıyor ve iletişim kuruluyor. Ya da elinizde giyilebilir durumda giyisi veya kırtasiye malzemesi var. Siz de ilan bırakıyorsunuz elimde bu malzemeler var, ihtiyacı olana ulaştırmak istiyorum diye. İhtiyacı olan kişiler ilanınızın…

‪#‎müşahitaranıyor‬
DUYURULAR / Ekim 20, 2015

    Yıllardır her seçim döneminde sandıkta görev almayı düşünürüm ve vazgeçerim. Ne kadar yanlış değil mi? Demokrasiyi savunan kendisinin ve toplumunun geleceğini düşünen eğitimli bir birey olarak bu sorumluluktan hep kaçtım diyebilirim. Çünkü oy kullanacağım okulun bahçesinden sınıfa gidene kadar hatta sırada beklerken insanların konuşmaları, savundukları altı boş düşünceler, günü kurtarmaya yönelik adımlar beni hep çok fazlasıyla sinirlendirmiştir. Demokrasiyi savunmakla insanların düşünce özgürlüklerine kızmak arasında yaşadığım derin çelişki sonucunda sandık görevlisi olma sorumluluğumdan sorumsuzca kaçtım hep itiraf ediyorum. 1 Kasım’da yapılacak genel seçimlerde ne olursa olsun gönüllü müşahit olmaya karar verdim. Sinirlenmek yok, tek yapacağım seçimlerin olması gereken kurallar çerçevesinde yapılmasının sağlanmasına yardımcı olmak. Bu karardan hemen sonra Oy ve Ötesi grubuna katıldım. Oy ve ötesi siyasi partilerden bağımsız, tamamen gönüllü gençlerin kurduğu bir dernek. Tüzel bir kişilik altında çalışmalarını gerçekleştirmek için 24 Nisan 2014 tarihinde OY ve ÖTESİ Derneği kurulmuş. 3 farklı çalışma alanları var. 1. Gönüllü sandık gözlemci organizasyonlarını genişletmek ve etkinleştirmek 2 Seçim sistemindeki aksaklıkların giderilmesine yönelik bir baskı grubu olmak 3 Sosyal ağlarını güçlendirmek. http://oyveotesi.org/ sitesine girip kayıt işleminizi yaptıktan sonra hemen iletişim kuruyorlar ve siz de bir gönüllü oluyorsunuz. Farklı yerlerde sık sık eğitimler düzenleniyor. Web sitelerinde eğitim takvimi yayınlanıyor. 1 Kasım’da Türkiye’nin 43…

Dişisel Sorunlar
DUYURULAR / Ekim 14, 2015

Menstrüasyon, aybaşı, regl daha da bilindik adıyla adet nedir? Adet aslında biz bayanlara verilmiş hem bir ödül hem de ceza diyebilirim. Ödüldür çünkü regl olma doğurganlığı sağlar, cezadır çünkü bir çok bedensel ve ruhsal etkisi vardır. Bilimsel olarak tanımına gelince; Kadınlarda ve bazı dişi hayvanlarda (primatlar ), rahim iç yüzeyinde oluşan damar ve dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması şeklinde gerçekleşen fizyolojik olaydır. Doğurgan kadınlarda üreme ve döllenme amacıyla meydana gelen değişiklikler de denebilir. Ergenlikten menopoz (adet görmenin bitmesi) dönemine kadar ortalama 28 günde bir gerçekleşen ve yine ortalama 3-7 gün arasında devam eden bu süreç yarattığı etkilerden dolayı oldukça sıkıntılı geçebiliyor. Rahim alınması ya da tedavi amaçlı bazı ilaçların kullanımı menopoz sürecine erken girilmesini sağlayabilir. Bu döngünün başladıktan sonraki 14. günü yumurtlama dönemidir yani gebelik için en uygun zamandır. Eğer ergenliğe girişinizde regl olma konusunda size bu sürecin ne olduğu, nasıl devam ettiği ve olası etkileri anlatılmamışsa öğrenen kadar geçen zaman soru işaretleri, utanma hatta kendinden tiksinmeye kadar gidebilir. Hele bir de eksik ve yanlış bilgi verilmişse vay halinize! Hemen yaşanmış bir olayı paylaşayım. Ergenliğe girecek kızımız annesi ve komşularının kendi aralarında yaptıkları kadınsal sohbetlerin birinde bu ay adet görmedim hamileyim sanırım cümlesini duyar. Hamilelik döneminde regl olma kesilir…

Bilgi Güçtür
DUYURULAR / Eylül 22, 2015

Araştırmaya ve öğrenmeye meraklı biri olmak çoğu zaman iyidir. Kimseye ihtiyaç duymadan bir çok şeyi kendi kendinize öğrenip, işlerinizi kendiniz halledebilirsiniz. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birşeyleri araştırmak çok kolay hale geldi. Cebimizdeki telefon ile bile tüm bilgiler elimizin altında. Ancak bazen fazla araştırmak ve öğrenmek insanı dehşete düşürebiliyor. Bir kaç gün önce bacağımda kaşıntı sonrası morluklar oldu. Ben de hastanenin hangi birimine gitmem gerektiğini anlayabilmek için bu belirtiyi araştırmaya başladım. Lanet olsun araştırmacı ruha !!! Araştırmalarım sonucunda elime geçen bilgiler şöyleydi; * Çok ağrı kesici içiyorsanız olabilir (hayır içmyorum) * Kan hastalıklarından biri olabilir ( her sene en az 1 kere tam kan tahlili yaptırırım şu ana kadar anormal bir şey çıkmamıştı ama!) * Karaciğerde ya da safra yollarında sorun olabilir (sebze ve meyve ağırıklı besleniyorum, aşırı hamur işi ve yağlı yiyecekler de yemem, düzenli kontrollerimi de yaptırırım olabilir mi bir sorun? ) * Lösemi (o kadar da değil, başka hiç bir şikayetim de yok kan kanseri olma olasılığım var mı??? !!!) Geçen hafta Chasing Life (Hayatı Kovalamak gibi bir şekilde çevirebiriz Türkçe adını) dizisini izlemiştim. 1 sezon 21 bölüm. Dizi 24 yaşında gazetecilik yapan kızın bir anda lösemi olduğunu öğrenmesiyle başlıyor ve tüm sezon boyunca hastalığının tedavi evreleri, çevresindeki insanlarla…

Bugün Benim Doğumgünüm
DUYURULAR / Eylül 18, 2015

  Zaman denen şey bazen ne de hızlı akıyor. Daha bir kaç hafta önce 35. yaşım için doğum günümü yazmışım gibi geliyor. 365 gün bir çırpıda geçmiş gitmiş. Hayatın koşturmacası içerisinde yeni yaş, yine yeni bir yaş derken biyolojik yaş geçiyor . Önemli olan hayat ne yaşatırsa yaşatsın içimizdeki çocuğu hep büyüklerden, kötülüklerden, kırgınlıklardan, hayal kırıklıklarından koruyabilmek değil mi? İlkokuldayken 15 yaşımda olmak bana uzak bir hayal gibi gelirdi. Genç olmanın ilk zamanları 15 yaş. Sonra 15 yaşıma geldim 18 yaş hedef oldu. Reşit olmak, oy kullanmak, ehliyet almak vs vs..Üniversiteye girsem, mezun olsam, ay mezun oldum iş bulsam derken 13 yıllık çalışma hayatımı geride bıraktım. Bu yaşa geldin hala lunaparka gidilir mi diyenlere gülüp geçtim, çocuklarla takla atarak yerlerde yuvarlanarak oynadım hep. Bir kitap aldığım ve okuduğum için mutlu oldum. Yeni insanlar tanıdım. Geride bıraktığım yaşımda çok mutlu günlerim oldu , çok üzüntülü günlerim de. Sıkıldığım, bunaldığım zamanlar olduğu gibi, eğlendiğim günlerim de oldu. Her günü yaşamaya değdi. Bazen biz o yaşlardayken diye başlayan cümleler kurmaya başlamış olsam da gerçekten hissettiği yaşta oluyormuş insan. Kusursuz bir yaşam yok, yaşam sınavlarla dolu. En büyük başarı ne kariyer, ne satın alınabilen şeylerin değeri. Hayatınızın her gününü acıtsa da güldürse de hakkını…

Telsiz Kullanım Ücreti

    Hepimiz her ay bir sürü fatura ödüyoruz. Çoğunlukla da faturamızı oluşturan detaylara yani ek vergilere daha açık bir ifadeyle ek yolunma kalemlerine pek de dikkat etmiyoruz. Otomatik ödeme talimatlarıyla faturalarımız ödendiğinden gelen fatura tutarlarını bilmeyen nice insan vardır. Bu ay herhangi bir neden olmadan cep telefonu faturamı inceledim. Birden fazla paket kullandığımdan oldukça detaylı bir açılımı var faturanın. Detaylar arasında Telsiz Kullanım Aylık Taksit açıklamasıyla 1.36 TL yansıdığını gördüm. Rakam çok önemsiz kabul ediyorum ama telsiz kullanım ücreti ne demek? ne alaka? Zaten faturalarımızdaki toplam kullanım tutarımızın yaklaşık %18 ‘i devlete vergi olarak gitmiyor mu? Son faturamda şöyle bir ibare var; “209,50 TL’lik faturanızın 37,66 TL’si sizin adınıza devlete iletilmektedir”. Ayrıca neden her GSM abonesi ödüyor? Yaptığım araştırma sonucunda öğrendiklerime göre bu ücret “Telekomünikasyon Hizmeti” için devlete ödenmesi gereken bir tutar.  Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararı  5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunun 46. maddesi ve ekli ücret tarifesi gereğince sistemde yer alan her abonenin devlete ödemekle yükümlü olduğu bir ücretmiş. 2014 yılı için bu ücret 16,30 TL olarak belirlenmiş ve operatörler aylara bölerek hissetirmeden bu tutarları bizden tahsil ediyormuş. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ne iş yapar diye merak ettim ve bunu da araştırdım. Türkiye’deki telekomünikasyon faaliyetlerini denetleyen ve…