Slovenya ve Muhteşem Bled
GEZİNTİ / Temmuz 19, 2017

Slovenya, Orta Avrupa’nın güneyinde yer alan şirin bir ülke. İtalya seyahatim sırasında 2 şehrini görme fırsatım oldu. Ljubljana (okunuşunun Lubliyana olduğunu öğrendiğimde oldukça rahatlamıştım:) ve Bled…Türkiye’den direkt uçuşla gelebileceğiniz gibi yakın bir havaalanına gelerek de ulaşabilirsiniz. Direkt uçuş ile gelirseniz Brnik havaalanı şehrin 19 km kuzeyinde. Şehrin merkezine, araba, shuttle ya da otobüs ile ulaşabiliyormuşsunuz.Biz Venedik’ten buraya otobüsle geldik. Yaklaşık 1,5 saat süren bir yolculuk. Yol boyunca yeşilin her tonundan büyüleniyorsunuz. Alplere yakın ne de olsa… Ljubljana Slovenya’nın başkenti. Yemyeşil, sakin ve huzurlu bir şehir. Hani bizim gibi büyük şehirde yaşayanlar için tam emeklilikte yaşanacak bir yer. 2016 yılında European Green Capital ödülünü almış. Şehirde bir kaç saat kalma fırsatımız oldu. Etrafı yürüyerek gezdik. Sokaklarda o kadar az araba var ki. Küçük büyük herkes bisiklet ile ulaşımını sağlıyor. Sokaklarda yürürken kendinizi çok güvende ve huzurlu hissediyorsunuz. İstanbul’da her gün özlem duyduğumuz duygular değil mi?Ljubljana kayak turizminin gözde merkezlerinden aynı zamanda.   Şehrin sembolü Ljubljana Ejderhası. Heykel gücü ve cesareti temsil ediyor. Ljubljana Kalesi de şehrin önemli tarih eserlerinden. Şehirde yapacağınız en keyifli şey nehir kenarında ve parklarında yürüyüş yapmanız.Nehir kenarında sıra sıra dizilmiş bir çok tezgah görebilirsiniz. Hem çeşitli atıştırmalık yiyeceklerden hem de hediyelik eşyalardan alabilirsiniz. Benim Slovenya’ya gitmekteki asıl…

Kanallar Şehri Venedik
GEZİNTİ / Haziran 29, 2017

Venedik 2 kelimeyle anlatılmak istense hangisi en güzel anlatırdı seçemiyorum ama romantik şehir, kanallar şehri ya da köprüler şehri dendiğinde evet evet Venedik diye bağırasım geliyor:). Burası her gezginin listesinde mutlaka olması gereken bir şehir. Şehre geldikten sonra kanalların ve köprülerin olduğu ada bölümüne gitmek için Vaporetto denilen deniz taksilerini kullanıyorsunuz. Hava güzel olduğundan hafif esintiyle birlikte güzel bir yolculuk yaparak kanalların olduğu bölgeye ulaşılıyor. 2 günlük Venedik gezimin tadı damağımda kaldı diyebilirim. San Marco Meydanı, Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü en ünlü yerlerinden.Toplamda 170 adet kanal ve bu kanallar arasında bağlantı kuran irili ufaklı 400 köprüden oluşan şehirde yaklaşık 250.000 kişi yaşıyormuş ancak yılın her zamanı turist akımına uğradığından her daim kalabalık bir şehir denebilir. Şehirde kanallar ve kanalların üzerinde yer alan köprüler birbirinden güzel. Buraya gelmişken de Büyük Kanal’da mutlaka gondol ile kanalları gezmek gerek. Evlerin arasından daracık alanlardan gondolcuların üstün maharetleriyle hiç bir yere çarpmadan geziyorsunuz. Hele bir de müzik varsa keyfiniz daha da artıyor. Aslında su oldukça bulanık, mikrop açısından zengin hatta evlerin arasından geçerken kötü koku bile alıyorsunuz ancak bunlar bile o keyfi almanızı engelleyemiyor:) Gondoldan indiğinizde az ilerideki Rialto Köprüsü’ne mutlaka gidin. Hatta köprünün üzerinden panaromik bir fotoğraf çekmeyi de ihmal etmeyin. Etkileyici bir…

Rönesans’ın Kalbi Floransa
GEZİNTİ / Haziran 23, 2017

Mayıs ayında 4 günlük mini bir İtalya turu yaptım. Floransa, İtalya’da gittiğim ilk şehir. Floransa,Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinin başkenti.İçinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuş ve Rönesans’ın doğduğu yer. İstanbul’dan ulaşım için Floransa’ya yaklaşık 10 km uzaklıktaki Peretola Havalimanı’na inebileceğiniz gibi Pisa ve Bologna Havalimanları’nı da kullanabilirsiniz. Buradan da otobüs, tren gibi araçlarla Floransa’ya ulaşabilirsiniz. Ben tur ile gittiğim için Boloogna havalimanından bizi bekleyen tur aracıyla gayet keyifli bir yolculuk yaptım. İçinize derin derin tarihi hava mı solumak istiyorsunuz? O halde Floransa tam size göre. Şehir küçük olduğundan yürüyerek bir çok yerini gezebiliyorsunuz. Tam bir açık hava müzesi. Piazza del Duomo ( Duomo Meydanı) Floransa’nın en önemli ve en güzel meydanlarından biri. Floransa Katedrali (Duomo), Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesi, Museo dell’Opera del Duomo gibi şehrin birçok önemli yapısı bu meydan ve çevresinde yer alıyor. Duomo Katedrali şehrin simgesi. Katedralin kubbesi Rönesans mimarisinin ilk önemli örneklerinden ve heybetiyle göz kamaştırıyor. Katedralin tam karşısında Giovanni Vaftizhanesi yer alıyor. Floransa’nın en eski yapılarından biri. Sekiz kenarlı, üç katlı, beyaz çatılı, dışı renkli taşlar ve çizgili sütunlarla kaplı, küçük ancak yine de ilginç bir yapı. Kapıların orjinalleri Museo dell’ Opera del Duomo’da sergileniyor, binadaki kapılar kopyaları. Bu ilginç kapılar Floransa’nın vebadan kurtulması şerefine…

Kayıp Şehir Halfeti
GEZİNTİ , HAYATIN İÇİNDEN / Kasım 8, 2016

Halfeti, Şanlıurfa’nın batısında kalan Fırat Nehri kenarında kurulmuş şirin mi şirin bir yerleşim yeri. Ayrıca ülkemizin en yeni Cittaslow (sakin şehir) üyesi. Halfeti,  yerleşim yerlerinin bir bölümünün sular altında kaldığı bir yer olduğundan Kayıp Şehir de deniyor. Oraya vardığımızda anda sessizliğin verdiği huzuru iliklerimize kadar hissetmeye başladık. Nehrin uçsuz bucaksız görüntüsüyle ve etrafındaki tarihi yapıların güzelliği ile birleşince ilk görüşte aşık oluyorsunuz gördüğünüz manzaraya. Burayı ayrıcalıklı kılan bir başka özelliği de sadece bu ilçede yetişen endemik ve eşsiz kokulu bir gül olan karagüldür. Gap projesi kapsamında 2000 yılında  , Birecik Barajı’nın yapımı ile evlerin su altında kalmasıyla birlikte,15 kilometre uzaklıkta kurulan yeni yerleşim merkezine  taşınmış.  Taşındıkları yere Yeni Halfeti diyorlar. Öğleden önce oraya vardığımızdan bu güzellikleri yaşamaya başlamadan kahvaltı yapmak için mekan bakarken Kasr-ı Canan oteli gözümüze çarptı.  Manzara eşliğinde kahvaltı yapar hemen kalkarız diye düşünerek içeri girdik. Burası bir konak iken butik otel haline getirilmiş. Konağı ilk olarak Halfeti’nin ilk Belediye Başkanı Ali Yener yaptırmış. Daha sonra siyasi çekişmeler nedeniyle ilçeden ayrılan Ali Yener konağı Kanneci Ailesine satmış. Konağın Temmuz 2012′ de Halfeti’nin yerli ailelerinden Canan Onur hanım almış. Avukat olan Canan hanım ve harita mühendisi eşi Bülent bey harabe olarak aldıkları konağı büyük uğraşlar ve ciddi miktarda para…

Tarih Kokan Şanlıurfa
GEZİNTİ , SOSYAL HAYAT / Kasım 2, 2016

Şanlıurfa, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tarih fışkıran şehirlerinden biri. Peygamberler diyarı olarak da biliniyor. 3-4 günlük kısa tatil planlarınızın içerisinde mutlaka ama mutlaka olması gereken bir yer. En ideal gitme zamanı ilkbahar ve sonbahar. Gitme tarihinizi önceden belirleyebilirseniz oldukça ucuza uçak bileti bulabilirsiniz. Otel rezervasyon sitelerinden de konak ya da şehir otellerinden birinde konaklamayı oldukça iyi fiyatlara ayarlayabilirsiniz. Biz 5 yıldızlı bir şehir otelinde 2 kişi konaklama ve kahvaltı için günlük 200 TL ödedik. İlk gün kahvaltımızı yaptıktan sonra meşhur Balıklıgöl’e gittik. Hikayesine gelince…Hz. İbrahim Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye putları kırmakla başlayınca Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atıldı. Allah tarafından ateşe;” Ey ateş İbrahim üzerine serin ve selamet ol (Kur’an-ı Kerim Enbiye Suresi Ayet 69) emri verilince rivayete göre ateş su, odunlar da balık oldu. Hz. İbrahim salimen gül bahçesinin içine düştü. Şehrin tam ortasında böylesine güzel ve anlamlı bir yer olması olağanüstü doğrusu. Gittiğinizde Şanlıurfa Kalesi’ne de çıkabilirsiniz. Balıklara yem atabilirsiniz. Etrafınıza bir çok küçük çocuk geliyor. Oranın hikayesini anlatmak ve bir Urfa türküsü söylemek için oldukça ısrarcı oluyorlar. Şiveleri ve tavırları o kadar sevimli ki hayır diyemiyorsunuz hem hikayeyi anlatıp  hem türküyü söyleyip küçük harçlıklarını aldıklarında mutlu bir ifadeyle başka ziyaretçilere koşuyorlar. Beyaz et ve…

Denizli’de Bir Hafta Sonu
GEZİNTİ , HAYATIN İÇİNDEN / Ekim 27, 2016

Denizli Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda yer alan şirin mi şirin bir şehir. Pamukkale travertenlerini görmek uzun zamandır gezi listemde bekliyordu ve nihayet Denizli programı yapabildim. Denizli’ye kara yolu ile seyahat edebilirsiniz ancak uçak ile gitmek oldukça zaman tasarrufu sağlıyor diyebilirim. Özellikle hava yollarının kampanyalarını takip ederseniz oldukça ucuza uçak bileti alabilirsiniz. Hatta sadece hafta sonunuzu değerlendirmek için bile bu seyahati planlayabilirsiniz.Pegasus’un uçuş saatleri hafta sonunu etkin bir şekilde değerlendirecek kadar ideal saatlere sahip. Cumartesi sabah 06:30 gidiş Pazar akşamı 21:50 dönüş uçuşları size dolu dolu bir hafta sonu geçirme şansı veriyor. Orada gezmek için araca ihtiyacınız olacak dolayısıyla uçak ile gitmeye karar verirseniz araba kiralama için önceden rezervasyon yapmak faydalı olacaktır. Ben seyahatime çok yakın arkadaşlarım olan bir çift ve küçük kızları ile gittim. Denizli’de de orada yaşayan başka bir çift arkadaşımız ve küçük oğulları katıldı bize. Gitmeden önce nereler görülür ne yenir ne alınır diye araştırma yaptığımda Denizli’de travertenlerin dışında bir çok görülesi yeri olduğunu öğrenmiş oldum. Orada bulunduğumuz sürede mümkün olduğu kadar çevreyi gezme fırsatımız oldu. Denizli’nin şile bezine benzeyen buldan bezi meşhur. Bu bez ile masa,koltuk, sehpa örtüleri, peştemaller, kıyafetler yapılıyor. Ayrıca havlular ve bornozlar da çok meşhur. Dokumacılık şehrin temel geçim kaynağı diyebilirim.İlk durağımız da şehir merkezindeki…

Novi Sad ve Zemun
GEZİNTİ , SOSYAL HAYAT / Ekim 12, 2016

Sırbistan denince akla hemen Belgrad şehri gelir. Gitmişken Novi Sad ve Zemun da gezi programının içinde olursa güzel olur… Novi Sad, Sırbistan’ın kuzeyinde 3. büyük şehir.Anlamı Yeni Şehir demek. Halkın söylemiyle de Beyaz Şehrin üzüm bağı. Ülkenin tek özerk bölgesi olan Voyvodina’nın başkenti. Belgrad’dan otobüs ya da tren ile buraya gelinebiliyor. Biz otobüs ile yolculuğu tercih ettik. Yaklaşık 1.5 Saat sürüyor. Otobüsler oldukça eski. Bizde 10-15 sene önce kullanılan otobüsler gibi. Ama ilginç olan yolculuk boyunca ücretsiz olarak wi-fi kullanabiliyorsunuz. Hem de şehirler arası yollardan geçmenize rağmen oldukça yüksek kalitede. Gidiş-dönüş bilet fiyatın yaklaşık 15 Eur. Novi Sad otobüs terminalinde indikten sonra şehir merkezine gitmek için taksiye bindik. 7 eur ödedik. Mimari yapı Belgrad’dan farklı. Bir dönem Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna ev sahipliği yaptığından mimarisinde Avusturyalı mimarların izlerini görüyorsunuz. Özgürlük meydanına geldiğinizde kendinizi bir an Prag’da hissedebilirsiniz. Meydanda Meryem Ana Kilisesi, Belediye Binası,Ortodoks St. George Kilisesi gibi etkileyici mimariye sahip binalar var. Şehir Müzesi’de meydana çok yakın. Büyük bir müze değil . Hatta Türkiye’deki müzeleri gezmiş ve Osmanlı’nın eserlerini gören kişiler için oldukça vasat diyebilirim. Şaşalı kıyafetler ya da eşyalar yok. Tabi bu şaşa düşkünlüğünün Osmanlı’nın ekonomisine verdiği zararı düşünürsek vasat demek olumsuz bir yorum olmasa gerek. Meydanın etrafında trafiğe kapalı parke…

Belgrad Kaçamağı
GEZİNTİ , HAYATIN İÇİNDEN / Ekim 10, 2016

Sırbistan Balkanlar’da Bosna Hersek’ten sonra gittiğim 2. ülke.  4 gece 5 gün olarak planladım seyahati. Belgrad, Novi Sad ve Zemun bölgesini gezdik. Her bölgeyi ayrı ayrı yazacağım. Aylar öncesinden plan yapabiliyorsanız hava yolları şirketlerinin kampanyalarıyla oldukça ucuz fiyata uçak bileti alabiliyorsunuz. Otel fiyatları ise ortalama kalitede ve merkeze yakın yerlerde  oda+kahvaltı 2 kişi 150- 200 tl civarı. Ben önceden plan yapamadığım için uçuş, otel ve hava alanı transferi kapsayacak şekilde bir paket aldım. Bu paket 295 EUR idi.  Kaldığımız otel merkeze yakındı. Ama en güzeli hem nehre hem de otobüs terminaline yakın olmasıydı. Türk vatandaşlarına vize olmadığından  her an plan yapıp yola çıkabilirsiniz. Pegasus ile son derece sorunsuz ve yaklaşık 1.5 saatlik süren uçuş sonrasında  Nikola Tesla Havalimanı’na indik. Girişte polisler pasaport kontrolünde bazı Türk vatandaşların pasaportlarını hemen vermeyip bir süre bekletip  neden geldiniz, kaç gün kalacaksınız, nerede kalacaksınız gibi sorular sorduktan sonra pasaportları geri verdiler. Hep yaptıkları bir uygulama olduğundan telaş edecek bir durum yok ancak neden yaptıklarının da belli bir nedeni yok. Biz arkadaşımla bordo pasaportlu, pasaportlarda schengen vizeleri olan, aynı seyahat programına sahip kişiler olmamıza rağmen sadece onun pasaportu alındı ve bekledik. Türk bir firma yaklaşık 25-30 kişilik grubuyla bir eğitim ya da seminere gelmişlerdi. Onlarda da aynı…

Adıyaman’da 3 Gün
GEZİNTİ , HAYATIN İÇİNDEN , SOSYAL HAYAT / Eylül 22, 2016

Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tarih fışkıran şehirlerinden biri. Şehir merkezi hariç 8 Adet ilçesi bulunuyor (Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kahta, Samsat, Sincik ve Tut). Şehrin girişinde tabelada nüfusu 278.000 görünse de orada yaşayanların söylediğine göre neredeyse 750.000 nüfus var. İstanbul’dan hem Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan hem de Atatürk Havalimanı’ndan birden fazla hava yolu şirketinin uçuşu var. Uçuş 1 saat 40 dakika sürüyor. Ben Kurban Bayramı tatilinde Gaziantep üzerinden gidip geldim. Adıyaman programı yaptığımı duyan herkes ülkenin karışık durumunda doğuya gitmenin yanlış olduğunu söylediler. Durup düşündüğümde İstanbul’da yaşam daha tehlikeli. Tehlike sadece bombalanmaktan ibaret değil sonuçta. Çok kaderci bir insan olmasam da yaşayacak günlerim varsa kazadan da bombadan da kurşundan da bir şekilde kurtulacağıma inanıyorum. tabi bu olası tüm tehlikelere koşarak gideceğim demek de değil 🙂 Adıyman bir çok insan için Nemrut demek. Nemrut yazımda oranın muhteşemliğini anlatmıştım. Gelelim Adıyaman’a… Her yerinden tarih fışkırdığı için kalınacak süreye ve görülecek yerlerin bulunduğu bölgeye göre iyi bir planlama yapmak gerekiyor. Nemrut Dağı’na hem batışı hem de doğuşu için gidecekseniz dağ yolunda bir otelde konaklamak mantıklı olacağından ve sabah çok erken kalkmanın sonucu yorulacağınızdan toplamda 1 günü Nemrut’a ayıracak şekilde listenizi yapmanızı öneririm. Nemrut’a giderken Cendere Köprüsü ve Karakaş Tümülüsü olmak üzere bir kaç tarihi…

Misbahçem
GEZİNTİ , HAYATIN İÇİNDEN / Eylül 19, 2016

Sosyal ağlarda dalından elma toplama,kiraz hasatı şenliği gibi etkinliklerini görünce varlığından haberdar olmuştum Misbahçemin. Hafta sonu Polonezköy’e kahvaltıya gittiğimde nihayet oraya gitme fırsatım oldu. Cumhuriyet Köyü’nde 2010 yılında kurulmuş doğal sebze, meyve yetiştirilen ve meyve ürünleri hazırlanan bir bahçe. Gittiğimde daha içeri girerken ilk dikkatimi çeken her yerde kurallara uygun ürün yetiştirildiğine, işçi sağlığı ve güvenliğine dair kurallara uyulduğuna dair levhaların asılmış olduğuydu. Ziyaretçiler için de uyarı niteliğinde bilgiler yer alıyordu. Daha meyve ağaçlarını görmeden bu önlemlerin alınmış olması güven duygusu uyandırdı. Bahçede İyi Tarım Uygulaması ilkelerine göre tarım yapılıyor. İyi Tarım Uygulamaları nedir peki? Çevre ,insan ,havyan sağlığına zarar vermeyen bir üretimin yapılması ,doğal kaynakların korunması ,tarımda izlenilebilirlik ve sürdürebilirlik ile gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan tarımsal üretim şeklidir. Fidanlar da sertifikalı. Bahçede 30.000 meyve ağacında 20 çeşit meyve yetiştiriliyor. Çeşit çeşit elmalar, armut, kiraz , kivi daha neler neler. Sebze açısından oldukça fazla seçenek var. Domates, salatalık,biber, fasulye, kabak, mısır, maydanoz hatta rezene bile var. Gittiğiniz dönemde hangi meyveler olmuşsa meyveleri dalından kendiniz toplayarak satın alıyorsunuz. Toplaması o kadar keyifli ki. Özlediğiniz doğal ortam, kasalarda, hallerde ya da market reyonlarında beklememiş meyveleri yemek büyük şehirde yaşayan biri için oldukça lüks doğrusu. Gittiğimde hünnap bile vardı. Sebzeleri onlar topluyorlar…