Uğur Mumcu’nun Ardından
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Ocak 24, 2013

Hep doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar deriz ya, dokuz köyden kovulmak Türkiye’de doğru söylediği için tutuklanan hatta öldürülen nice doğrucuları düşünüce kulağa oldukça normal geliyor. Çocukluğumuzdan itibaren önce ailemiz doğru insan olmamız için çabalar, sonrasında biz kendimizi bu doğrultuda geliştirmek ve yetiştirmek için çabalarız. Kimi zaman toplumun koyduğu kurallar, kimi zaman bulunduğumuz sosyal çevre doğru kavramına yorum katmış olsa da doğru DOĞRU’dur işte. Bugün Uğur Mumcu’nun öldürülüşünün daha doğrusu bomba koyulmuş aracının içinde binlerce parçaya ayrılış vahşetinin 20. yılı. O zamanı hayal meyal hatırlıyorum. 13 yaşımda olmama rağmen şimdiki gibi çok kanallar, sosyal medya ve internet olmadığı için muhtemelen günlerce ve haftalarca gündemi dolduramamıştı. Dedim ya hayal meyal hatırlıyorum. Bu vahşetin altındaki derin anlamı, bir kesimin korkusunun büyüklüğünü üniversitedeyken anlayabilmiştim. Uğur Mumcu’nun yıllar önce söylediği sözler, yazıları bugünler için ne büyük ve değerli uyarılarmış, bunu pek anlayamamışız. Ve maalesef anlayan anlamış ! Bir pazar günü…faili hala meçhul… Şimdiki durumumuzu da anlatan sözlerinden birkaçı. Tekrar tekrar okuyup düşünelim ama koltuğumuzda göbeğimizi kaşıyarak değil!!! Türk vatandaşı ; isviçre medeni kanununa göre evlenen,italyan ceza yasasına göre cezalandırılan,alman ceza mahkemeleri usulü yasasına göre yargılanan, fransız idare hukukuna göre idare edilen ve islam hukukuna göre gömülen kişidir. Temelinde bağımsızlık harcı yatan Cumhuriyetimiz, İkinci Dünya Savaşı’ndan…

Haklarımız Olmasa İsteriz Eee Var İşte !!!

  Dünyanın hemen her yerinde, özellikle de geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde kadın olmak zordur. Cinsiyet ayrımcılığı bir çok kız çocuğuna ve kadına eziyettir. Bu eziyet önce ailesinde başlar ve kendi kurduğu ailede de devam eder. Birçoğu çalışma hayatını bırakın zorunlu eğitim süresinde bile eğitim hakkından yoksun kalır. Fiziksel ve / veya psikolojik şiddet birçoğunun hayatının ayrılmaz parçalarıdır maalesef. Türkan Saylan “Her Türk Kadınının Cumhuriyet’e Borcu Vardır” der. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1926-1934 yılları arasında yapılan devrimlerin bir bölümü kadınların eğitimden kanunlara, sosyal ve kültürel alanlarda eşitlik sağlamayı amaçlamıştır. Dün 5 Aralık’tı. 78 yıl önce bugün kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu tarihten önce 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı da verilmiş böylece kadınların hem siyasi hayata girmelerine olanak tanınmış hem de seçme hakkı sayesinde ülkesinde en küçük yerel yönetimlerden ülkenin yönetimine kadar tercihini kullanabilmesi özgürlüğü verilmiştir. Bu devrimler kadın-erkek eşitliğinin sağlanabilmesi yolunda gerçekten büyük adımlar. Aslında toplumsal yaşamın her alanında eşit olabilmek her şeyden önce insan olmanın bir gereği değil midir? Cumhuriyet’in ilanından bu yana yapılan devrimlere rağmen ne kadar yol katedebildiğimiz de üzerinde kafa yormamız gereken bir konu. Tabi dizilerden ve magazin programlarından vakit bulabilirsek ! Yıl…

Seçiminizi Yaptınız mı?
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Kasım 12, 2012

Bölünme ve taraf olma son zamanlarda ne kadar sık duyduğumuz ve okuduğumuz kelimeler değil mi? Özellikle Cumhuriyet ve kazanımlarına olan tutumumuz hemen bizleri bir tarafa daha doğrusu öbür tarafa geçiriyor. Yeni yeni tabirler çıktı ortaya. Seçim yapmak gerekiyor hem de kesin/keskin çizgilerle ayrılmış. Örneğin hem laik hem de dindar olamazsın. Terörü ya desteklersin ya lanetlersin. Milli bayramlarımızı kutlamak yasaklanmışken! yine de kutluyorsan bölücüsün hatta yasa dışı örgüt üyesisin. Dağda askerini öldürenlerden daha zararlısın bu ülkede. Zamlardan şikayetçiysen, çocuğunu 5 yaşında okula başlatmak istemiyorsan, OSYM’nin sınavlarının sorularının cevapları çalındığında haksızlığa uğradıysan, dünyanın en pahalı benzinini kullanmak istemiyorsan,tarihin hayal edenleri değil yapanları hatırlamasını istemiyorsan, telekomünikasyondan bankalara kadar şirketlerin satılmasından rahatsızsan, başkanlık sistemini istemiyorsan, sözde darbecilerin adil yargılanmasını istiyorsan,  bavullarda gelen darbe planlarına inanmıyorsan, eğitim herkesin hakkı diyorsan, okul sayısının değil eğitimde kalitenin artmasını istiyorsan, din ve mezhep ayırmadan insanı insan olarak görüyorsan, yurtta barış dünyada barış istiyorsan, emperyalizme karşıysan öteki olmuşsun demektir. Engellemelere rağmen öteki değil olması gereken olduğunu göstermek için çabalarsın. Ben bölmeyi ekmeğini bölmek ve karşındakine uzatmak olarak , taraf olmayı da haksızlığa uğramışın, mağdurun yanında olmak anlarım. Ben kim miyim? Öteki öteki..

Bazı İnsanlar Asla Ölmez
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Kasım 10, 2012

Bugün kurtarıcımız, önderimiz, öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 74. yıl dönümü. Her yıl ölüm anı olan sabah 09:05’de bizler için hayat durur. Nerede ne yapıyorsak yapalım her şeyi bırakıp saygı duruşunda dururuz. Bu sene de saygı ve minnetimi Ankara’ya gidip Anıtkabir’de sunamadım ama yaşadığım ilçedeki törene babam ve yeğenimle katıldım. Yeğenim yakalarımızdaki “Yolunda Yürüyoruz” yazısına bakıp bu yazı bence yazılmasın hala, yolunda düzgün yürüyemiyoruz ki dedi. 9 yaşında bir çocuğun gözünde bile sorumluluğumuzu yeterince yapamadığımız görünüyor. Üzücü, gerçekten çok üzücü. Son dönemlerde ayyuka çıkan Cumhuriyet düşmanlığına kızsam da bu tavırlarından dolayı uyuyan tüm Cumhuriyet çocukları uykusundan uyandı. 29 Ekim bu kadar coşkuyla kutlanmadı, 10 Kasım da bu kadar birlik, beraberlik ve minnetle anılmadı. Anıtkabir’de yüz binlerce kişi ellerinde bayrakları ve karanfilleriyle yer aldı. İzmir’de 2400 kişi canlı Atatürk portresi oluşturdu, istanbul’da binlerce insan 6 kilometre boyunca kol kola etten duvar ördü. Bütün illerde kalabalık gruplar Atasını andı. Saat 09:05’de inşaat işçisi tuğlasını , bahçıvan makasını bıraktı, araba kullanan arabasını durdurdu. Genç, yaşlı, çocuk herkes yağmur ve soğuk demedi milyonlarca kişi tek yürek oldu ve minnetini sundu.

Cıssss Cumhuriyet Kutlanıyor !
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Ekim 30, 2012

Cumhuriyetimizin 89. yılını ilan edildiği yerde kutlamak, sevgimizi ve saygımızı göstermek için Ankara Ulus meydanındaydık. 40’a yakın demokratik kitle örgütü Vatan ve Cumhuriyet Buluşması için toplanmaya karar verdi. Türkiye’nin dört bir yanından gelmek isteyen binlerce kişinin bu kutlamaya katılamaması için topluca gelecekleri araçları ve katılımcıları kontrol yağmuruna tuttular. Bir far diğerine göre fazla yanıyormuş, bu araç uzun yol için uygun değilmiş, şoför sayısı yeterli değilmiş, evraklar eksikmiş, baskı gördüğünü söyleyen şoförler bu yola çıkamazmış mış mışlarla yüzlerce aracı yola çıkarmayıp yola çıkan bir çok araca da defalarca GBT (Genel Bilgi Tarama) kontrolü yapıldı. Yarı yolda araçları durdurulup sudan bahanelerle araçlar bağlanıp anahtarlarına el konuldu. Binlerce insan yol ortasında kaldı. İndirildikleri yerin neresi olduğunu bilmeyenler oldu, gitmekte direnenlere çevik kuvvetle! engel olundu. Sonunda ne mi oldu? Yüz binlerce kişi Ulus meydanındaydık. Bizlere tazyikli su ve biber gazı sıktılar. Canımız yandı ama dağılmadık, daha fazla kenetlendik . Türkiye’nin her yerinde de yüz binlerce insan ellerinde bayraklar ve meşaleler dillerinde marşlar meydanları doldurup coşkuyla Cumhuriyet’in ilan edilişini yani Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum gününü kutladı. Biz yasa dışı örgüt üyeleri olduk, bölücü olduk, düşman olduk, tü kaka olduk. Teröristler, kaçakçılar, sapıklar, hırsızlar bile daha insanca muamele görüyorken biz “Cumhuriyet Çocukları” ne çocuğu olarak algılandık acaba!!!

Benim 19 Mayısım Bizim 19 Mayısımız
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Mayıs 4, 2012

Sevdiğimiz insanların doğum günlerini özenle kutlar ve varlıklarından dolayı mutlu oluruz. Aslında dünyaya gelme süreci insanların ana rahmine düştüğü anda başlar ve hamilelik süreci boyunca hem biyolojik olarak hem de kişilik/karakter oluşumunun başlamasıyla da birey olmaya başlar. İşte 29 Ekim 1923 de Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum tarihidir ve 19 Mayıs 1919 da ana rahmine düştüğü gündür. Bu tarihten itibaren verilen üstün mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti doğmuştur. Bağımsızlık savaşının başlangıç günü olan 19 Mayıs birlik ve beraberlik, milli mücadale, saltanattan kurtuluş, özgürlük ve bağımsızlık demektir. Mustafa Kemal 1. Dünya Savaşı’nın yıkımları ve Mondros Ateşkesi’nin ülkemizi parça parça sömürgeci devletlere sunmasının ardından Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir kapı olması nedeniyle stratejik önemi büyük olan Samsun’a gitmiş ve bu tarihten sonra tüm Anadolu’yu kapsayacak şekilde örgütlenmeye başlamış ve bir çok cephede gerek itilaf devletleriyle yaptığı sıcak savaşlar gerekse Vahdettin ve saltanat yanlıları ile yaptığı soğuk savaşlar neticesinde Kurtuluş Savaşını başarıyla sonuçlandırmıştır. Mustafa Kemal Atatürk bağımsızlık mücadelesinin destanı olan Nutukta o günleri şöyle anlatmıştır; 1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve manzara : Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durum, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamış, Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun…

Dikkat 6 Ok Var
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Mart 7, 2012

6 ok Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi programını oluşturan 6 ilkedir. 1927’de Cumhuriytçilik, Milliyetçilik, Laiklik, ve Halkçılık ilkeleri benimsenmiş, 1931 yılında da Devletçilik ve Devrimcilik eklenerek bilinen 6 ok oluşturulmuştur. Bu ilkeleri sadece siyasi bir partinin programı olarak görmek bence bu ilkeleri gerçekten anlamamak demek. Bu 6 ilke aslında hem bireylerin hem de bireylerin oluşturduğu toplumun çağdaş, akılcı, yenilikçi, demokratik, birlik ve beraberlik içinde yaşamasını sağlayan öğretilerdir. Gerçekten anlayanlar için bir yaşam biçimidir. Son yıllarda anlamayan ve anlamak istemeyenlerin sayısının çoğaldığına üzülerek tanık oluyoruz. Hatta şu an yaşadıkları toplumda elde ettikleri hak ve özgürlüklerin, yaşam standartlarının bu ilkeler ile bir bütün olan devrimlerle geldiğini yok saymaları da akıl alır değil doğrusu. Cumhuriyetçilik; En basit anlatımıyla bir ulusun kendi kendini yönetmesidir. Demokrasi ile bütünleşerek milli iradeyi oluşturur. Mustafa Kemal Nutuk’ta bu ilkeyi şöyle özetler, “Türk Milleti’nin yaradılışına ve karakterine uygun idare, cumhuriyet idaresidir. Bu günkü hükümetimiz doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı cumhuriyettir. Artık hükümet ve millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk yönetim demektir” Bugün Atatürk’ün ilke ve devrimlerine düşman olanlar göz boyamalarla bu ilkenin varlığı sayesinde şimdi ülkeyi yönetmiyorlar mı? Milliyetçilik ; Bu kavram çoğu zaman faşizmle karıştırılmış olmakla birlikte…

4+4+4=???
GÜNDEM , SOSYAL MESAJLAR / Şubat 29, 2012

Eğitim hayatına başladığımdan beri -ki üniversiteyi bitireli 10 yıl oldu- eğitim ve sınav sistemindeki bitmeyen değişiklikleri ve düzenlemeleri takip etmeye çalışıyorum. Çalışıyorum diyorum çünkü uygulamaya konan değişiklikleri tam kavrayamadan ve sonuçlarını göremeden tekrar bir değişikliğe gidiliyor. Bu değişiklikler içinde en doğru bulduğum ilköğretimin 8 yıllık kesintiz olmasıydı. Çünkü eğitim dediğimiz sadece okuma yazmayı öğrenmek değil. Aslına bakarsanız ülkemizde hala okuma yazma bilmeyen kadınların ağırlıkta olduğu binlerce insan var. Kimi maddi imkansızlıklardan, kimi yaşadığı bölgede okul olmamasından kimi de okuyup da ne olcak? Kız kısmı okur mu ? gibi bir cahil ve kendilerince gelenekçi yaklaşımlarından dolayı ilkokula dahi gidemiyor. 8 yıllık eğitimin zorunlu hale getirilmesi bir çok çocuğun sadece ilkokula gitmesini sağlamakla kalmayıp ortaokula da gitmesine olanak vermişti. Ancak şimdi yeni bir düzenleme daha yapıldı. 4+4+4 denilen sözde 12 yıllık eğitim düzeni getiren bu sistem eğitimden, eğitimli insanlardan, bilgiden ne kadar korkulduğunun çok açık bir göstergesi. Çünkü bu sistemde eğitimin ilk 4 yılı zorunlu olacak, sonrasında dışarıdan devam edilebilecek. Böylece çocuklar meslek edinme kurslarına gidip küçük yaşta meslek seçebilecekMİŞ. 10 yaşında zorunlu eğitimden koparılan nice kız çocuğumuzun çocuk gelin kervanına katılacağı aşikar. Çocukluğunu yaşamadan eş ve anne olmanın sorumluluğu yüklenecek omuzlarına. Çoğunlukla da babası hatta dedesi yaşındaki adamla. Erkek çocukları meslek…