Sakıncalı Düşünceler :)

Geçen günkü Korkundan Korkma yazımda aydınlardan korkmaktan bahsetmiştim. Konuştuğu için değil sustuğu için yaşadığı toplumda siyasi iktidarın insanca yaşam haklarının elinden kayıp gitmesinden sorumlu olduğunu bilen kişidir aydın insan. Maalesef ülkemizde her geçen gün Cumhuriyet’i anlamayan bir kesim çığ gibi büyüyor. Mustafa Kemal’i bir kurtarıcı değil bir yozlaştırıcı olarak algılatmaya çalışıyorlar. Okumayan, düşünmeyen bir toplum oluyoruz dedim ya bugün sahip olduğumuz hakların nereden ve nasıl geldiğini de düşünmüyoruz. Zaten düşünüyor olsak elden birer birer gidişine de bu kadar kayıtsız kalmazdık değil mi? Belki de artık balık hafızalı bir toplumuz. Uğur Mumcu  “Biz unutkan bir ulusuz. Unutuyoruz olup bitenleri. Unutuyoruz ve oğulları kızları ölen ana babaları, kanlı gözyaşlarıyla baş başa bırakıp gidiyoruz” diyordu. Unutmamak unutturmamak lazım. Günü kurtarma çabasında debeleniyorken eğitimden sağlığa, emeğimizin hakkından dini inançlarımıza kimi zaman çaktırmadan kimi zaman gözümüze sokularak değişim yaşıyoruz. Değişim dediğime bakmayın tekelleşerek kontrol altına alınıyoruz. Yollar yaparak, köprüler kurarak gözümüz boyanmaya çalışılırken işsizliğin artan boyutuyla ve her geçen gün yoksullaştığımızla da pek ilgilenmiyoruz. Her gün gazetelerde, haberlerde bir gazetecinin, yazarın ya da ordu mensubunun tutuklandığı haberini hava durumu okur gibi okuyoruz. Tuzumuz kuru çünkü biz onlar gibi bu yaşanan değişime direnmiyoruz, sosyal devlet anlayışının yıkıldığının farkında değiliz. 80 yıl önce kanlar dökülerek sömürge olmaktan…

Bir VAN’ mış Bir Yokmuş…
SOSYAL SORUMLULUK / Kasım 19, 2011

  İstanbul’da doğdum ve üniversite eğitimim dışında hep İstanbul’da yaşadım. Her sene tatilimin bir bölümünde Doğu ve Güneydoğu illerini gezip hem oranın tarihi yerlerini hem de insanları tanımak için kullanmayı düşünüp her defasında da çeşitli sebeplerden dolayı gidemem. Van da bu şehirlerden biriydi. Van , terörün ensede hissedildiği bu anlamda bizler gibi batıda yaşayanlar için korku demekti .. Böyleydi diyorum çünkü… Yaklaşık 1 ay önce yaşanan deprem sonrasında benim de üyesi olduğum Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Van Şubesi Başkanı Murat Yiğit Van’da aş evi kurma kararı aldı ve oradaki tüm sıkıntılara rağmen aş evi hizmet vermeye başladı. Terörün kol gezdiği, üstüne deprem gibi bir felaketin yaşandığı bir yerde kışın ortasında bu şartlara rağmen her yanı Mustafa Kemal’in resimleriyle donatılmış, Türk Bayrağımızın dalgalandığı ve günde 1500 kişiye yemek veren bir aş evimiz olması çok gurur vericiydi. 2 günlüğüne de olsa oraya gidip aş evinde çalışma fırsatım oldu ve gerçekten kısacık zamanda gördüklerim ve öğrendiklerim beni oldukça mutlu etti. Aş evine gelen genç, çocuk, yaşlı bir çok insanla sohbet etmeye çalıştım. Her şeyden önce etnik ayrımcılık ve düşmanlık kesinlikle halkta yok . Ortak söylemleri siz televizyonlarda izlediklerinizle bizim kötü olduğumuzu düşünüyorsunuz ama biz size düşman değiliz. İçlerinde insan olup Atatürk’ü sevmeyen olur mu…