BEN BAÄžIRMIYORUMMMMM

    Hayat ÅŸartları bizleri her geçen gün daha çok tahammülsüzleÅŸtiriyor. Çalışma hayatı, özel yaÅŸam, yaÅŸadığımız ÅŸehirlerin fiziki koÅŸulları, çıkarlara dayalı iliÅŸkiler, maddi manevi her ÅŸeyi çabucak tüketme eÄŸilimimiz mutsuz, huysuz, sinirli ve kavgacı insan topluluklarını ortaya çıkardı. Gün içerisinde kaç tane bağıran insan görüyorsunuz hiç düşündünüz mü? Ben bazı günler sayamıyorum bile. Ä°nsanlar neden bağırır acaba? AÅŸağıdaki hikaye bunu çok güzel anlatmış. Hintli bir ermiÅŸ öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuÅŸ. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuÅŸ. Öğrencilerden biri “çünkü sükunetimizi kaybederiz” deyince ermiÅŸ “ama öfkelendiÄŸimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kiÅŸiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuÅŸ. Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya baÅŸlamış: “İki insan birbirine öfkelendiÄŸi zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.” “Peki, iki insan birbirini sevdiÄŸinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuÅŸurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse…