Yaşarken Cenneti Ya Da Cehennemi Seçebilmek

Kendimi bildim bileli tez canlı bir mizacım olduÄŸundan olaylara, durumlara ya da kiÅŸilere karşı naifliÄŸini ve sakinliÄŸini koruyarak hareket eden insanlara gıpta etmiÅŸimdir. Hayatı yaÅŸarken bir sürü kural içerisine kendimi hapsedip olması gerekenler olmadığında ya da yapılmadığında oldukça kızarım. Yakın bir zamana kadar bu konuda daha katı ve huysuzdum diyebilirim. Günlük yaÅŸantımda o kadar çok ÅŸeye kızardım ki hayatı kendime ne kadar zorlaÅŸtırdığımı fark ettiÄŸim anda köşelerimi törpülemeye baÅŸladım. Ne kadar baÅŸardın derseniz bunun bir ölçüsü yok aslında. Amaç hayatı iyi, güzel ve doÄŸru ÅŸeyleri barındırarak yaÅŸayabilmekte. KiÅŸiden kiÅŸiye ya da durumdan duruma göre deÄŸiÅŸiklik gösterse de benim inandığım evrensel doÄŸrular, iyilikler ve güzellikler var her zaman. Ve hayat tecrübelerim bana ÅŸunu çok iyi öğretti; olumsuz duygular hele öfke her ÅŸeyden önce kiÅŸinin kendisine çok ama çok büyük zarar. Öfkenin sadece ruhsal deÄŸil bir sürü fizyolojik etkileri de var. Bu olumsuz duygular mide ve bağırsak rahatsızlıklarının sebeplerinden biri. Ya da benim gibi alerjik bünyeniz varsa alerjinizi tetiklediÄŸi gibi cildinize bile fazlasıyla yansıyor. AÅŸağıdaki hikaye duygu ve düşüncelerime tercüman olmuÅŸ. Cennet ve cehennemi öldükten sonra gidilecek, ödül ya da ceza alınacak bir yer gibi düşünmeyip nefes alıyorken cennet gibi mi cehennem gibi bir hayatta mısınız bunu deÄŸerlendirin derim. Bir Samuray, üstadın…