Dam Üstünde Saksağan

Toplumun geneline baktığımızda muhafazakar olmayan kesim olduÄŸu gibi farklı seviyelerde muhafazakar kesim de mevcut. Hepimiz hem bireysel hem de toplumsal yaÅŸantımız için iyiyi-kötüyü, doÄŸruyu-yanlışı ayırt etmeye çalışırız. Bu ayrımları yaparken daha etkili olduÄŸu düşünüldüğünden iyi,kötü,yanlış ya da doÄŸru demeyip sevaplar ve günahlar olarak da ayrım yapılır. Bu ayrımların temelinde doÄŸru, dürüst, hem ruhen hem bedenen temiz, tüm canlılara saygı duyan, paylaÅŸmayı bilen, hak yemeyen, birbiri arkasından konuÅŸmayan,kuyu kazmayan, can yakmayan daha sayamadığım bir çok özelliÄŸi taşımanın önemi yatar. Bundandır ki inançlı insanlardan (inançlı olduÄŸunu söyleyenler de dahil) kötü bir ÅŸeyler beklemezdik. Son yıllarda Allah, kitap, cami, namaz, dua, ramazan, oruç derken canım ülkemde öyle yozlaÅŸmalar oldu ki. Birkaç gündür gündemden düşmeyen haberler sonrasında aklımda 2 sureden bölümler dolanıp duruyor. Ä°nançlarıyla sömürülen insanları düşündükçe, aklın, mantığın yerini dualar ve beddualar aldıkça utanmayanların yerine utanıyorum ve yüzüm kızarıyor, kızarıyor… Bakara Suresi Ve la te’külu emvaleküm beyneküm bil batıli ve tüdlu biha ilel hukkami li te’külu ferıkam min emvalin nasi bil ismi ve entüm ta’lemun Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. Ä°nsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin. Nisa Suresi Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı, illâ en tekûne ticâraten…