Ayrımcılık Kokan Atasözleri

“Dil, tarafsız deÄŸildir. O, yalnızca düşünceleri taşıyan bir araç deÄŸildir; dil, bizzat düşünceleri ÅŸekillendirir.” Dale Spender Hey kadınlar önce bir birey olduÄŸumuzu anlayıp buna göre hayatımızı yaÅŸamazsak bırakın birey olmalı insan yerine bile koyulmayacağız. Kız çocuÄŸu olarak dünyaya gelmek ne kadar kötü, yanlış, ayıp bir ÅŸey olarak algılanıyor ki dilimize aÅŸağıdaki atasözleri ve deyimleri yerleÅŸmiÅŸ. Hani yaradan her yarattığı canlıyı dünyadaki bir dengeyi saÄŸlamak için yaratmıştı? Kadın dövülecek, itilecek , kakılacak, çocuk doÄŸuracak, evinin iÅŸini yapacak, gerekirse dayak yiyecek, hayatının kararlarını önce ailesi sonra kocası verecek. Algılanan, beklenen, istenen buysa bize düşen de bu zihniyete insan olduÄŸumuzu, kadın olduÄŸumuzu göstermek, üretken olmak, ayaklarımızın üzerinde durmak. Lütfen önce kendi deÄŸerimizi bilelim… Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya Anasına bak kızını al, kenarına bak, bezini al Ä°yi ipek kendini kırdırmaz, iyi kadın kendini dövdürmez Kızını dövmeyen dizini döver KomÅŸu kızı almak kalaylı tastan su içmek gibidir Tarlayı taÅŸlı, kızı kardeÅŸli yerden almalı AÄŸaç yeÅŸert meyve getirsin, oÄŸlan büyüt ekmek getirsin Gelin eÅŸikte, oÄŸlan beÅŸikte OÄŸlan babadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi OÄŸlan doÄŸuran övünsün, kız doÄŸuran dövünsün Kadının ÅŸamdanı altından olsa, mumunu dikecek yine erkektir Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etme AÄŸustostan sonra ekilen darıdan, kocasından…

DiÅŸisel Sorunlar
DUYURULAR / Ekim 14, 2015

Menstrüasyon, aybaşı, regl daha da bilindik adıyla adet nedir? Adet aslında biz bayanlara verilmiÅŸ hem bir ödül hem de ceza diyebilirim. Ödüldür çünkü regl olma doÄŸurganlığı saÄŸlar, cezadır çünkü bir çok bedensel ve ruhsal etkisi vardır. Bilimsel olarak tanımına gelince; Kadınlarda ve bazı diÅŸi hayvanlarda (primatlar ), rahim iç yüzeyinde oluÅŸan damar ve dokuların kan ile birlikte vücuttan atılması ÅŸeklinde gerçekleÅŸen fizyolojik olaydır. DoÄŸurgan kadınlarda üreme ve döllenme amacıyla meydana gelen deÄŸiÅŸiklikler de denebilir. Ergenlikten menopoz (adet görmenin bitmesi) dönemine kadar ortalama 28 günde bir gerçekleÅŸen ve yine ortalama 3-7 gün arasında devam eden bu süreç yarattığı etkilerden dolayı oldukça sıkıntılı geçebiliyor. Rahim alınması ya da tedavi amaçlı bazı ilaçların kullanımı menopoz sürecine erken girilmesini saÄŸlayabilir. Bu döngünün baÅŸladıktan sonraki 14. günü yumurtlama dönemidir yani gebelik için en uygun zamandır. EÄŸer ergenliÄŸe giriÅŸinizde regl olma konusunda size bu sürecin ne olduÄŸu, nasıl devam ettiÄŸi ve olası etkileri anlatılmamışsa öğrenen kadar geçen zaman soru iÅŸaretleri, utanma hatta kendinden tiksinmeye kadar gidebilir. Hele bir de eksik ve yanlış bilgi verilmiÅŸse vay halinize! Hemen yaÅŸanmış bir olayı paylaÅŸayım. ErgenliÄŸe girecek kızımız annesi ve komÅŸularının kendi aralarında yaptıkları kadınsal sohbetlerin birinde bu ay adet görmedim hamileyim sanırım cümlesini duyar. Hamilelik döneminde regl olma kesilir…

Bir EÅŸya, Bir Obje

Yıllar önce kadının evinden çıkıp çalışma hayatına girip bireyleÅŸmesinde önemli adımlar atan bu deÄŸerli kadınlardan sonra kız çocuklarının okula gönderilme oranı artmış, çalışma hayatına girmiÅŸlerdir. Ancak hala yeterli eÄŸitim seviyesine ulaÅŸamadık ve kadın-erkek eÅŸitliÄŸini fiziksel güçten çok öte bir kavram olduÄŸunu anlayamadık. Ä°lk kadın arkeolog: Jale Ä°nan (1943) Ä°lk kadın avukat: Süreyya AÄŸaoÄŸlu (1925) Ä°lk kadın bakan: Türkân Akyol (1971) Ä°lk kadın baÅŸbakan: Tansu Çiller (1993) Ä°lk kadın belediye baÅŸkanı: Sadiye Hanım (1930) Ä°lk kadın büyükelçi: Filiz Dinçmen (1982) Ä°lk kadın danıştay baÅŸkanı: Füruzan Ä°kincioÄŸulları (1994) Ä°lk kadın diplomat: Adile Ayla (1932) Ä°lk kadın doktor Safiye Ali (1891-1952) Ä°lk kadın emniyet müdürü: Feriha Sanerk (1953) Ä°lk kadın jet pilotu: Leman Altınçekiç (1958) Ä°lk kadın kaymakam: Özlem Bozkurt (1992) Ä°lk kadın millî maç hakemi: Lale Orta (1986-2005) Ä°lk kadın muhtar (seçilmiÅŸ): Gül Esin (1933) ilk kadın opera sanatçısı: Semiha Berksoy (1934) Ä°lk kadın savaÅŸ pilotu: Sabiha Gökçen (1937) Ä°lk kadın pilot: Bedriye Tahir Gökmen (1933) Ä°lk kadın profesör: Prof.Dr. Fazıla Åževket Giz (1948) Ä°lk kadın rektör: Prof.Dr. Saffet Rıza Alpar (1968) Ä°lk kadın tiyatro oyuncusu: Afife Jale (1919) Ä°lk kadın televizyon spikeri: Nuran Devres (1968) Ä°lk kadın vali: Lale Aytaman (1991) Ä°lk kadın veteriner: Sabire Aydemir (1937) Ä°lk kadın siyasal parti…

Haklarımız Olmasa İsteriz Eee Var İşte !!!

  Dünyanın hemen her yerinde, özellikle de geri kalmış ve geliÅŸmekte olan ülkelerde kadın olmak zordur. Cinsiyet ayrımcılığı bir çok kız çocuÄŸuna ve kadına eziyettir. Bu eziyet önce ailesinde baÅŸlar ve kendi kurduÄŸu ailede de devam eder. BirçoÄŸu çalışma hayatını bırakın zorunlu eÄŸitim süresinde bile eÄŸitim hakkından yoksun kalır. Fiziksel ve / veya psikolojik ÅŸiddet birçoÄŸunun hayatının ayrılmaz parçalarıdır maalesef. Türkan Saylan “Her Türk Kadınının Cumhuriyet’e Borcu Vardır” der. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1926-1934 yılları arasında yapılan devrimlerin bir bölümü kadınların eÄŸitimden kanunlara, sosyal ve kültürel alanlarda eÅŸitlik saÄŸlamayı amaçlamıştır. Dün 5 Aralık’tı. 78 yıl önce bugün kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu tarihten önce 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı da verilmiÅŸ böylece kadınların hem siyasi hayata girmelerine olanak tanınmış hem de seçme hakkı sayesinde ülkesinde en küçük yerel yönetimlerden ülkenin yönetimine kadar tercihini kullanabilmesi özgürlüğü verilmiÅŸtir. Bu devrimler kadın-erkek eÅŸitliÄŸinin saÄŸlanabilmesi yolunda gerçekten büyük adımlar. Aslında toplumsal yaÅŸamın her alanında eÅŸit olabilmek her ÅŸeyden önce insan olmanın bir gereÄŸi deÄŸil midir? Cumhuriyet’in ilanından bu yana yapılan devrimlere raÄŸmen ne kadar yol katedebildiÄŸimiz de üzerinde kafa yormamız gereken bir konu. Tabi dizilerden ve magazin programlarından vakit bulabilirsek ! Yıl…

Kadına Şiddete ŞİDDETLE Hayır !

  Neredeyse her gün bir ÅŸey günü. Dünya … günü ya da sadece kendi ülkemizde kutlanan … günü. DoÄŸum günlerini kutlamaya özen gösteririm. Ancak diÄŸer hemen hemen tüm özel günleri çok anlamlı bulmuyorum ama bir bölümünü kutlamak zorunda kalıyorum. Çünkü etrafınızdaki herkes kutladığında, siz doÄŸru bulmasanız da  kutluyorsunuz. Anneler günü ve babalar günü bunların en başında geliyor. Bir bakıma sürprizler ve jestler için bahane ama yine de ticari tarafı beni o günlerin anlam, önem ve deÄŸerinden soÄŸutuyor maalesef. Bugün 25 Kasım. “Kadınlara Yönelik Åžiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”. Bir çok yerde protesto gösterileri oldu. Bilgilendirme konferansları yapıldı. Hemen hemen her gün ÅŸiddete uÄŸrayan kadınları gazetelerde okuyor, televizyonlarda izliyoruz. Bu sebepten hayatını kaybeden nice kadınlar oldu. Kadın olmak ülkemiz de dahili olmak üzere dünyanın bir çok yerinde gerçekten çok zor. Her yıl bir çok kız çocuÄŸu doÄŸar doÄŸmaz öldürülüyor. YaÅŸamayı baÅŸaranlar satılıyor. Her gün dünyanın her yerinde bir çok kadın tecavüze uÄŸruyor. Tecavüzcüsüyle evlendirilmek de ülkemizde namus kurtarma yöntemi olarak kullanılıyor. Düşünsenize size bunu yapan kiÅŸiyle birlikte bir hayata zorlanıyorsunuz. YaÅŸadığınız o kabus her gün yanı başınızda. Genel olarak tüm dünyada kadınlar bilinçlendirilmeye çalışılır. Ãœlkemizdeki Mor Çatı gibi sığınma evleri açılır. Kadınlara hukuki olarak yol yordam öğretilmeye çalışılır. Aslında en…

Dünya Emekçi Kadınlar Günü
SOSYAL HAYAT , SOSYAL MESAJLAR / Şubat 28, 2011

Dünyaya kadın olarak gelmek…ÇoÄŸu toplumda hayata 1-0 yenik baÅŸlamak demek. Özellikle Ä°slamiyet öncesi Arabistan’da ve Çin’de doÄŸan çocuk kız ise ileride namusunu koruyamayabileceÄŸi ya da çeyiz gibi masrafları olacağı için öldürülmüştür. Aslında hayata yenik baÅŸlamak deÄŸil bitik olmakmış onlarınkisi. Bazı toplumlarda sadece sakat olarak doÄŸmuÅŸ kız çocukları öldürülürmüş. Tabi doÄŸduÄŸu zaman öldürülmeyen ama yaÅŸamları boyunca defalarca ruhu öldürülen bedeni zarar gören niceleri de var… Kız çocuklarına yapılan sünnet  bu eziyetlerden sadece bir tanesi. Klitoris kesilerek hem dini görevin yerine getirildiÄŸi hem de  bazı kadın hastalıklarının önlendiÄŸi savunuluyor. Ama biliyoruz ki asıl amaç klitorisi tahrip edip kadının cinsel isteÄŸini öldürmek ve böylece namusunu korumak. Bu nasıl insanlık dışı bir uygulamadır ve nasıl olur ki  dini bir vecibe olduÄŸuna inanılır. ÇoÄŸu toplumda kız çocukları küçüklükten itibaren sebebi olsun olmasın dövülerek terbiye edilmeye daha doÄŸrusu itaat etmeye alıştırılır. Kadın sadece geri kalmış toplumlarda mı ezilmeye mahkum ? HAYIR ! Çok uzaÄŸa gitmeyelim ve Türkiye’ye bakalım. Hala bir çok bölgede  doÄŸan çocuk kız olduÄŸunda kız çocuk doÄŸurmak bir suçmuÅŸ gibi davranılır. Bazı ailelerde eÄŸer kadın erkek çocuÄŸu doÄŸuramıyorsa kapı önüne koyulması ya da eve kuma getirilmesi için eÅŸine haklı bir gerekçe vermiÅŸtir. Cumhuriyet’in ilanından sonra kadın hakları için bir çok düzenleme getirilmiÅŸtir ama sanıyorum…