Lübnan Diyarı

OrtadoÄŸu coÄŸrafi olarak Asya, Avrupa ve Afrika’nın birbirlerine en çok yaklaÅŸtıkları yerleri kapsayan ve birbirine komÅŸu ülkelerin oluÅŸturduÄŸu bölge. Ancak ne zaman OrtadoÄŸu kelimesini duysam aklıma hep bombalar, savaÅŸlar, öldürülen insanlar, petrolün yarattığı zenginlik ve bu zenginliÄŸin laneti, sömürülen dini duygular gelir ve hep tüylerim ürperir. Tüm bu olumsuz düşüncelere raÄŸmen uzun zamandır Lübnan’ı, özellikle Beyrut’u görmek istiyordum. Beyrut, 1975-1991 İç Savaşı öncesi OrtadoÄŸu’nun ekonomik, fikri ve kültürel merkezi olmakla birlikte banka hesaplarının gizliliÄŸini saÄŸlayan kanunları ve yüksek banka faizleriyle Arap zenginlerinin bankacılık merkeziymiÅŸ. Åžehrin düzenliliÄŸi,sosyal hayatın renkliliÄŸi, gece hayatı ile OrtadoÄŸu’nun Paris’i olarak adlandırılırmış. Ä°srail ile Arapların çatışması Filistinli nüfusun artmasına neden olmuÅŸ ne nüfus üstünlüğü saÄŸlayan müslümanlar, ülke yönetimindeki Hıristiyanlar kadar söz ve güç sahibi olmayı istemiÅŸler. Bu Hıristiyan-Müslüman çatışması bir iç savaÅŸ halini almış. Savaşın bilançosu kaynaklara göre farklılık göstermekle birlikte 200.000 can kaybı ve 350.000 yaralı.