Stokholm Sendromu’nda Bir Ãœlke

  Stokholm Sendromu kısaca rehine ile rehin alan kiÅŸi arasındaki sempati ve duygusal bir baÄŸ oluÅŸması denilebilir. Sendromun adı 1973 yılında Ä°sveç’in baÅŸkenti Stokholm’de yaÅŸanan bir olaydan gelmektedir. Banka soygununda 4 banka çalışanı 6 gün rehin tutulmuÅŸ, soyguncular rehinelere iyi davrandığından rehinelerin soygunculara karşı duygusal bağı oluÅŸmuÅŸ. Hem de nasıl bir baÄŸ…Rehineler polisin bankayı basacağını fark edip soyguncuları uyarmışlar, mahkemede soyguncular aleyhine ifade vermek istemeyip, savunma ücreti için para toplamışlar. Hatta rehinlerden biri soygunculardan birinin hapisten çıkmasını bekler, onun için niÅŸanlısını terk eder ve sonunda da onunla evlenir. Benim gibi suç / polisiye dizileri seviyorsanız bu sendromun konu alındığı bir çok dizi izlemiÅŸsinizdir. Sadece rehin alan/ rehin alınan arasında deÄŸil, kendisini kaçıran kiÅŸiyi ebeveyn olarak kabullenen ve seven çocuklar, yıllarca eve hapsedilmiÅŸ, tecavüze uÄŸramış nice kadın da kendisine yapılanların sevildiÄŸinden, korunmak istendiÄŸinden yapıldığına inanır ve bir gün kaçma imkanı varken kaçmaz ve rehinecisine sıkı sıkı baÄŸlı bir yaÅŸam sürer. Ben ülkemizde özellikle siyasette yaÅŸananların halkın üzerindeki etkisini bu sendroma benzetiyorum. Çaldı ama çalıştı, fazla özgürlük iyi deÄŸil zaten kısıtlanmalı, gösteriÅŸli binalar (kaç-ak saray, yeni yapılan içinde adalet olmayan adalet sarayları gibi ) zenginliÄŸimizi gösterir, sokaklarda eylem yapanlar (gezi olayları en güzel örnek bence) vandalist, tabi ki biber gazı sıkılmalı. yetmez…